reklam
reklam
DOLAR 44,8951 % 0.06
EURO 52,9042 % -0.07
STERLIN 60,8086 % 0.02
FRANG 57,6317 % -0.05
ALTIN 6.894,93 % -0,84
BITCOIN 75.877,20 1.008
reklam

ABD'den İsviçre bankasını iflas ettiren baskı

Yayınlanma Tarihi : Google News
ABD'den İsviçre bankasını iflas ettiren baskı
reklam

İngiliz Financial Times gazetesinde bugün yayımlanan “Ölüm öpücüğü: ABD, İsviçreli bir ticaret bankasının sonunu nasıl getirdi?” başlıklı haberde, MBaer'in kuruluştan iflasa sürüklenen hikayesine yer verildi.

MBaer, yıllarca İsviçre’deki incelemelere rağmen ayakta kaldı; ancak Washington’un devreye girmesi bankanın kaderini belirledi.

Michael Bär, uzun yıllardır bankacılığın genlerinde olduğunu söylüyordu. Julius Baer’ın kurucusunun torunlarından biri olan Bär, İsviçre özel bankacılığının altın çağında büyüdü. O dönemde gizlilik ve güvenlik, servet sahiplerini cezbediyordu; buna denetimden kaçmak isteyen karanlık aktörler de dahildi.

2018'DE SAHNEYE ÇIKTI, 2026'DA VEDA EDİYOR

Bär’ın 2018’de kurduğu iş, ABD’nin vergi kaçakçılığı ve yaptırım ihlallerine karşı başlattığı baskının ardından daha riskli müşteri gruplarından uzaklaşan ve kontrollerini sıkılaştıran geleneksel sektör oyuncularına alternatif olarak sunuldu.

Ancak aradan on yıldan kısa bir süre geçmişken, MBaer Merchant Bank tasfiye sürecine girdi. Bankanın sonunu, ABD Hazine Bakanlığı’nın şubat ayında “Section 311” yetkisini devreye alması getirdi. Bu yetki, “birincil kara para aklama endişesi” olarak değerlendirilen bankaların Amerikan finans sisteminden dışlanmasına olanak tanıyor.

Royal United Services Institute bünyesindeki Finansal Suç ve Güvenlik Merkezi Direktörü Tom Keatinge, “Section 311 çok sık kullanılmaz ama kullanıldığında bu, ölüm öpücüğüdür” dedi.

ABD'DEN AĞIR SUÇLAMA

Kendisini “ruhu olan banka”, “girişimciler tarafından girişimciler için yönetilen banka” olarak tanıtan MBaer için Washington’un değerlendirmesi ise çok daha ağır oldu. ABD’ye göre banka, yaptırımlardan ağır biçimde etkilenen bazı ekonomilerle bağlantılı fonlar için bir kanal işlevi gördü.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, şubat ayında yaptığı açıklamada, “MBaer, İran ve Rusya bağlantılı yasa dışı aktörler adına ABD finans sistemi üzerinden yüz milyonlarca doları dolaşıma soktu” ifadesini kullandı.

Bankanın çöküşü, İsviçre’nin bankacılık gizliliği dönemindeki skandalların ardından finans sektörünü temizlemek için on yılı aşkın süredir yürüttüğü kampanyayla da ters düşüyor.

İSVİÇRE MAKAMLARI SORGULANIYOR

Eleştirmenlere göre bu süreç, daha sonra ortaya çıkan risklerin boyutu düşünüldüğünde, İsviçre makamlarının yeterince hızlı davranıp davranmadığı sorusunu da gündeme getiriyor.

İsviçre finansal düzenleyicisi Finma, uzun süren bir soruşturmanın ardından MBaer hakkında tasfiye kararı vermişti. Ancak banka, bu karara mahkemede itiraz edebildi; sonuçta bankayı iş yapamaz hale getiren asıl unsur ABD’nin baskısı oldu.

Zürih merkezli bir bankacılık yöneticisi, “Herkes ne olduğunu biliyor ama yine de bu durum çok uzun süre devam ediyor. Bankanın stratejisinin ne olduğu iyi biliniyordu” dedi.

DAHA KÜÇÜK, DAHA ESNEK AMA DAHA RİSKLİ BİR MODEL

MBaer, Washington’un finansal suçlarla mücadele baskısı sonucu İsviçre’nin bankacılık gizliliği rejiminin bazı unsurlarını kaldırmak zorunda kalmasının ardından ortaya çıkan daha küçük ve esnek yeni nesil bankalardan biriydi.

Büyük bankalar milyarlarca dolarlık cezalar ödedi, müşteri verilerini teslim etti ve uyum süreçlerini sıkılaştırdı. UBS, Credit Suisse, Pictet ve Julius Baer gibi kurumlar da riskten uzaklaşarak yaptırım altındaki ülkelerden gelen veya karmaşık sınır ötesi yapılara sahip müşterilerle bağlarını azalttı. Kurumsal bankacılık alanı daraldı.

MBaer ise daha riskli müşteri gruplarına hizmet vermeyi, ancak bunu daha sıkı bir durum tespitiyle yapmayı hedefledi. Bär’ın düşüncesini bilen kişilere göre bu, onun gözünde yavaş, çekingen ve aşırı bürokratik hale gelen sektöre karşı bir meydan okumaydı.

Bär’ı tanıyan bir kişi, “Başka bankaların, para temiz olsa bile dokunmayacağı bazı bölgelerden müşteriler vardı. O, o insanlara ulaşmak istiyordu” dedi.

Bär, MBaer’ın ilk ekibini kurarken Julius Baer’daki kariyerinin ilk yıllarından ve İsviçre özel bankacılık dünyasındaki ilişkilerinden de yararlandı. Bankanın en güçlü döneminde yaklaşık 1000 müşterisi bulunuyordu.

Ancak ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı FinCEN’e göre MBaer, “çok çeşitli yasa dışı aktörler için ABD dolarına erişimde kritik bir kapı” haline gelmişti.

Section 311 kararına eşlik eden raporda FinCEN, üç ayrı yaptırım cephesinden örnekler üzerinden iddialarını sıraladı.

RUSYA, VENEZUELA VE İRAN DOSYALARI

Raporun bir ayağını Rusya oluşturdu. FinCEN’e göre MBaer, ABD yaptırımları altındaki eski Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev dahil bazı isimlerle bağlantılı hesaplar tuttu ve ödemeler gerçekleştirdi; oligarklar ile “siyasi açıdan nüfuz sahibi kişiler” için kara para aklanmasına aracılık etti ve askeri tedarikle bağlantılı işlemleri yürüttü.

Bir diğer başlık Venezuela oldu. Burada FinCEN, devlet petrol şirketi PDVSA ile bağlantılı olduğu öne sürülen yolsuzluk ve yaptırımları delme şemalarına odaklandı.

Dosyada ayrıca, ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak sınıflandırılan İran Devrim Muhafızları Ordusu’yla bağlantılı bir ağ da yer aldı. FinCEN, MBaer’in petrol kaçakçılığı ve kara para aklama planına bağlı işlemleri kolaylaştırdığını öne sürdü.

Soruşturmacılar, ortak bir örüntü tarif etti: yaptırım altındaki sektörlerde faaliyet gösteren ağlar, katmanlı şirket yapıları, aracı kurumlar ve sınır ötesi işlemler kullanıyor; bunlar da bu akışları işlemeye istekli bankalara dayanıyordu.

MBaer’in, bu üç ülkeden müşteriler konusunda deneyimli üst düzey personel istihdam ettiği de belirtildi.

FinCEN, bankanın kuruluşunun “Venezuela yolsuzluğuna dayandığını” savundu. Kurum, 2019-2023 yılları arasında MBaer yönetim kurulunda yer alan Siri Evjemo-Nysveen’in, eşi İtalyan Alessandro Bazzoni adına PDVSA bağlantılı ödemeleri kolaylaştırdığına dair haberleri raporuna dayanak gösterdi.

Bazzoni, Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminin son günlerinde, Venezuela petrol ticareti ağı içindeki iddia edilen rolü nedeniyle ABD yaptırımlarına maruz kalmış; ancak yaptırımlar daha sonra Joe Biden döneminde kaldırılmıştı.

Evjemo-Nysveen ve Bazzoni’nin avukatları ise FinCEN raporunun “kanıtlanmamış ya da çürütülmüş kaynaklara” dayandığını savundu.

Avukatlar, “ABD ve İsviçre makamları, söz konusu iddialar bağlamında Evjemo-Nysveen hakkında hiçbir soruşturma veya başka bir işlem başlatmadı” dedi ve raporda atıf yapılan haberleri “itibarsızlaştırılmış” olarak nitelendirdi.

UYUM EKİPLERİ UYARDI, YÜKSEK RİSKLİ MÜŞTERİ AKIŞI SÜRDÜ

FinCEN’e göre MBaer, iç uyum ekiplerinin itirazlarına rağmen yüksek riskli müşterileri bankaya kazandırmayı sürdürdü. Bazı işlemler, kırmızı bayraklara ya da eksik durum tespiti kontrollerine rağmen gerçekleştirildi.

Bazı hukukçular, FinCEN raporunu “zayıf” buldu; raporun blog yazıları ve diğer açık kaynaklı haberlere dayanmasına dikkat çekti.

Zürih merkezli bir avukat, “Birçok kanıtın dolaylı olduğu söylenebilir; açıkça kanıtlanmış yaptırım ihlallerinden çok, faaliyet örüntüleri, istihbarat değerlendirmeleri ve bağlantılar üzerinden ilerliyor” dedi.

Buna karşılık bazı çevreler, asıl meselenin İsviçreli makamların yeterince hızlı ve güçlü davranıp davranmadığı olduğunu savunuyor.

Düzenleyici incelemeler resmen başlamadan önce bile, İsviçre bankacılık çevrelerinde MBaer’in müşterileri hakkında, özellikle de Rus müşteriler konusunda söylentiler dolaşıyordu.

Baskı arttıkça Bär ise meydan okuyan bir tutum sergiledi. Kamuoyuna yaptığı bir açıklamada, “Biz oligarkların bankası değiliz. Oldukça geniş bir müşteri tabanımız var” dedi.

YEREL MAKAMLAR YILLARCA İNCELEDİ, SON DARBEYİ WASHINGTON VURDU

Finma, lisans iptaline karar vermeden önce MBaer’i iki yıl boyunca inceledi. Ancak İsviçre yasaları, itiraz süreci devam ederken bankanın faaliyetlerine devam etmesine izin verdi.

Son darbeyi ise Washington’un Section 311 hamlesi vurdu. Bu yetki ilk kez bir İsviçre bankasına karşı kullanılmış oldu.

Daha önce Basel Üniversitesi’nde görev yapan, beyaz yaka suçlar ve İsviçre ceza hukuku alanında uzmanlaşmış hukuk profesörü Mark Pieth, davanın İsviçre’de ele alınış biçimini “utanç verici” olarak tanımladı.

Pieth, “Finma’nın yavaş hareket etme yönünde bir mirası var ve bu bir sorun. Olmaları gereken yerde değiller. FinCEN ise sert ve hızlı hareket etti” dedi.

İsviçreli düzenleyici kurum, MBaer’i 2023’te incelemeye başladı ve ertesi yıl resmi yaptırım sürecini başlattı. Soruşturmacılar yaklaşık bir yıl boyunca milyonlarca e-posta, işlem kaydı ve müşteri dosyasını inceledi.

Bär, 2025’in başında müşteri ilişkilerine daha fazla odaklanabilmek için icra kurulu başkanlığından ayrıldı. Yerine, 2023’te MBaer’e katılan ve daha önce Rus devlet bankası Sberbank’ın İsviçre birimini yönetmiş olan eski Deutsche Bank yöneticisi Annett Viehweg getirildi.

Finma’nın yıl içinde hazırladığı rapor binlerce sayfaya ulaştı ve yönetişim, kontrol mekanizmaları ile kayıt tutma süreçlerinde ciddi eksiklikler tespit etti.

Soruşturmayı yürüten görevlilerden biri, bankadaki müşteri ilişkilerinin yaklaşık yüzde 80’inin yüksek risk kategorisinde olduğunu, gelen varlıkların ise yüzde 98’inin bu müşterilerden kaynaklandığını belirledi. Bankayı bilen kişiler ise bu rakamların, az sayıdaki büyük müşterinin etkisi ve dünyanın geniş bir bölümünü yüksek riskli sayan ihtiyatlı iç sınıflandırmalar nedeniyle çarpık göründüğünü savundu.

Finma’nın baskısı MBaer’de bazı değişiklikleri de beraberinde getirdi. Banka, müşteri tabanının yaklaşık üçte birini küçülttü; uyum sistemlerini geliştirdi, gelişmiş işlem izleme uygulamalarını devreye aldı ve yönetim kurulu ile üst yönetimini yeniden şekillendirdi.

Ancak süreç boyunca şirket kısıtlamalar altında faaliyet gösterse de, düzeltici adımlar ilerledikçe bu sınırlamaların ciddi biçimde sertleştirilmediği belirtildi.

TASFİYE KARARI SÜRPRİZ OLDU

Aylar süren düzeltici önlemlerin ardından Finma, ocak ayının sonunda bankaya lisansını iptal edeceğini ve kurumu tasfiyeye sokacağını bildirdi. Konuya yakın iki kişiye göre bu karar, banka yönetimi için sürpriz oldu.

Buna rağmen, MBaer’in Finma bulgularına rağmen faaliyetlerini sürdürebilmesi, düzenleyicinin bankanın riskini nasıl değerlendirdiğine dair soru işaretlerini artırdı. Denetleyicilerin tasfiye dışında da daha sert iş sınırları koyma, gözlemci atama veya satışa zorlama gibi araçları bulunuyordu; ancak bunların hiçbirinin devreye alınmadığı görülüyor.

Tom Keatinge, “Birçok kişinin ve kesinlikle ABD makamlarının gözünde İsviçre, masumiyetini kanıtlayana kadar suçludur. Başkalarının önce harekete geçmesini bekleyerek bu algıyı defalarca güçlendirdi. Bu, o algıyı değiştirmek için bir fırsat olabilirdi” dedi.

Finma ise Financial Times’a yaptığı açıklamada, ABD hamlesinden önce bankanın lisansını geri çektiğini ve tasfiye kararı aldığını, ancak İsviçre hukukunun bu kararları derhal uygulamasına izin vermediğini belirtti.

Kuruma göre, bankanın itirazı nedeniyle kararın yürütmesi durduruldu ve mahkeme, Finma’nın tasfiyeyi duyurmasını ve uygulamasını engelledi. Finma’nın tasfiye kararı ancak banka 27 Şubat’ta itirazını geri çekince yürürlüğe girdi.

Finma’nın bankanın nihayet tasfiye sürecine girdiğini duyurduğu sırada yayımlanan nihai raporunda, kurumun ciddi organizasyonel eksiklikler taşıdığı, kara para aklamayla mücadele yükümlülüklerine defalarca uymadığı, yaptırım altındaki müşteriler için işlem yaptığı ve bazı müşterilerin varlık dondurma kararlarını aşmasına izin verdiği belirtildi.

MÜŞTERİ ÖDEMELERİ DE DURDU

Son haftalarda banka, müşterilere ait fonları kademeli olarak geri ödemeye başlamıştı. Ancak bunun için her müşteri özelinde kara para aklama incelemeleri yürütülüyordu.

Bankanın internet sitesinde yer alan bir duyuruda ise, İsviçre’nin bankalar arası ödeme sisteminden çıkarılmasının ardından “şimdilik müşteri fonlarının geri ödenmesinin mümkün olmadığı” ifade edildi.

Financial Times’ın kısa süre önce Zürih gölü kıyısındaki MBaer ofislerine yaptığı ziyarette, ofiste ışıkların açık olduğu ve bazı çalışanların toplantı halinde bulunduğu aktarıldı.

Tasfiye memurlarına yardımcı olmak üzere ofiste bulunan Viehweg, röportaj talebine yanıt vermedi.

Bir banka çalışanı ise Bär’ın “müsait olmadığını” söyledi. Bankanın internet sitesinde, bankacı ailenin mensubu olan Bär’ın geçmişini anlatan sayfanın da kaldırıldığı görüldü.

Bär’ı tanıyan bir kişi, “Üzücü bir hikâye. Ama bu eski aile isimlerinden bazıları üzerlerindeki büyük baskıyla baş etmekte zorlanıyor” dedi.

reklam

YORUM YAP

reklam

DÖVİZ KURLARI

  • Dolar DOLAR
    ALIŞ SATIŞ FARK
    44,8830 44,8951 % 0.06
  • Euro EURO
    ALIŞ SATIŞ FARK
    52,8866 52,9042 % -0.07
  • Sterlin İNG. STERLİNİ
    ALIŞ SATIŞ FARK
    60,7813 60,8086 % 0.02
  • Frang İSV. FRANGI
    ALIŞ SATIŞ FARK
    57,5940 57,6317 % -0.05
  • Kanada Doları KAN. DOLARI
    ALIŞ SATIŞ FARK
    32,9007 32,9166 % 0.09
  • Çeyrek Altın ÇEYREK ALTIN
    ALIŞ SATIŞ FARK
    11.030,46 11.273,21 % -0,84
  • Gram Altın GRAM ALTIN
    ALIŞ SATIŞ FARK
    6.894,04 6.894,93 % -0,84
  • Bitcoin BITCOIN
    FİYAT DEĞİŞİM
    75.877,20 1.008
reklam

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

  • Satış
    Alış