reklam
reklam
DOLAR 46,8625 % 0.01
EURO 53,5354 % 0.03
STERLIN 62,6245 % 0.02
FRANG 57,9839 % 0.01
ALTIN 6.215,82 % 0,51
BITCOIN 62.800,01 -0.475
reklam

Ali İsmail Korkmaz Vakfı'na Valilikten İzin Çıkmadı

Yayınlanma Tarihi : Google News
Ali İsmail Korkmaz Vakfı'na Valilikten İzin Çıkmadı
reklam

Dünyanın kıtalar arası koşulan tek maratonu olan Türkiye İş Bankası 47. İstanbul Maratonu, bugün gerçekleşti. Dünya Atletizm Birliği tarafından belirlenen kriterler doğrultusunda, Avrupa'nın üç Gold Label maratonundan biri olan bu organizasyona, toplamda 126 ülkeden, 42 kilometrede 5 bin 976, 15,5 kilometrede 12 bin 440, Kurumsal Koşu'da 18 bin ve Halk Koşusu'nda da 5 bin kişi olmak üzere toplam 41 bin 416 katılımcı kayıt yaptırdı.

Sivil toplum kuruluşlarına destek vermek amacıyla koşulan bu maratonda toplanan gelirler, ilgili vakıf veya derneklerin gerçekleştirecekleri projelerde kullanılıyor.

1 Kasım 2025 tarihi itibarıyla 6 Şubat depremlerinin üzerinden bin gün geçerken, Hatay’daki merkez binası yıkılan Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV), bölgede gençlere yönelik projelerini geçici alanlarda sürdürmeye çabalıyor. İstanbul’daki maratona katılamayan ALİKEV, maraton aracılığıyla genç bursiyerler için bağış toplama hedefi gütmekte. 2 ay önce Hatay Valiliği'ne kampanya başvurusunda bulunan vakıf, henüz bir yanıt almış değil.

“Örgütlerin Toplumsal Görünürlüğünü ve Bilinirliğini Azaltıyor”

Vakfın Genel Koordinatörü Deniz Umut Eker, ANKA Haber Ajansı'na verdiği demecinde, Valilik tarafından verilen iznin yalnızca 1 yıl ile sınırlı olduğunu, gelecek yıl burs miktarının değişeceğini belirterek, bağış toplamak için tekrar başvuruda bulunmaları gerektiğini ifade etti. Eğer onay gelmezse, öğrenci burslarını karşılamak amacıyla bireysel bağışlarla bu ihtiyacı gidermeye çalışacaklarını aktaran Eker, şu ifadelerde bulundu:

“Yardım toplama izni alamamak, sivil toplum örgütlerinin dayanıklılığını zayıflatıyor. Özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik kriz, bireysel bağışların ciddi ölçüde azalmasına neden oldu; insanlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, bu durum bağış yapma kapasitesini kısıtlıyor. Daha önce düzenli destek veren bireyler, ya bağış miktarlarını azaltıyor ya da tamamen durduruyor.”

Bu durum, sivil toplum kuruluşlarının gelirlerinde doğrudan bir azalmaya sebep oluyor ve kurumların uzun vadeli planlarını yapmasını, kadrolarını korumasını veya yeni projeler başlatmasını zorlaştırıyor. Ancak, finansal daralma, yardım toplama izinleri alınamadığında çok daha ağır bir hal alıyor. Çünkü bağış kampanyaları, yalnızca kaynak yaratma faaliyeti değil, aynı zamanda toplumu bir araya getiren ve katılım ile dayanışma duygusunu güçlendiren süreçlerdir.

Örneğin, bir maraton kampanyası ya da çevrim içi bağış etkinliği, insanlara 'bir arada iyileşme' ve 'değişimin parçası olma' hissi verir. İzin alınamaması bu etkileşim alanını daraltarak, örgütlerin toplumsal görünürlüğünü ve bilinirliğini azaltıyor.

ALİKEV olarak, bu durumu çok somut bir şekilde yaşıyoruz. Gençler ile yürüttüğümüz burs ve diğer programlarımızı büyük ölçüde bireysel bağışlarla sürdürüyoruz. Yardım toplama izni alamadığımız süreçlerde, yalnızca kaynaklarımızı çeşitlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda gönüllülerimiz ve destekçilerimizle kurduğumuz kamusal alanı da kaybediyoruz.

Topladığımız bağışları programlarımızın gücünü artırmak ve sürdürülebilir bir yapı kurmak için kullanmak isterdik. Ancak bağışlardaki azalma nedeniyle, yalnızca mevcut programların sürekliliğini sağlamak için adımlar atmaya çalışıyoruz.

Toplumsal dönüşümü hedefleyen kurumlar için bağışın yanı sıra, bu bağışın dayanışma içerisinde toplanması ve şeffaf bir biçimde paylaşılması gerektiği de oldukça önemlidir.

Bu nedenle, yardım toplama izinlerinin kısıtlanması, yalnızca finansal bir engel oluşturmakla kalmayıp; aynı zamanda sivil toplumun nefes aldığı alanların daralması anlamına gelmektedir. Bu durum, örgütlerin bağımsızlığını ve yurttaşların dayanışma hakkını zayıflatmaktadır.”

reklam

YORUM YAP