reklam
reklam
DOLAR 44,6659 % 0.19
EURO 52,4127 % 0.31
STERLIN 60,2105 % 0.26
FRANG 56,5893 % 0.32
ALTIN 6.837,84 % 0,11
BITCOIN 73.099,60 1.063
reklam

AP Türkiye Raportörü: Anayasa bir menü değil, birini seçip diğerini bırakamazsınız

Yayınlanma Tarihi : Google News
AP Türkiye Raportörü: Anayasa bir menü değil, birini seçip diğerini bırakamazsınız
reklam

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye raporunun hazırlanması amaçlı olarak Türkiye'ye “bilgi toplama” ziyareti gerçekleştiren Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, gazetecilerle buluştu.

Amor, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu'nda gerçekleştirdiği basın toplantısında, Brüksel'deki birçok meslektaşına ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e Türkiye'nin her zaman bir aday ülke olduğunu hatırlattığını ifade etti.

Türkiye'deki temasları hakkında bilgi veren Amor, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti yöneticileri, bazı AB ülkelerinin Ankara Büyükelçileri, gazeteciler, kanaat önderleri ve insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle görüştüğünü aktardı.

“DEMİRTAŞ, İMAMOĞLU, KAVALA VE ATALAY’I ZİYARET EDECEĞİM”

Amor, “Yarın Edirne'de Selahattin Demirtaş'ı, Silivri'de Ekrem İmamoğlu'nu, Osman Kavala'yı ve Can Atalay'ı ziyaret edeceğim. Türk makamlarının bu görüşmelerim için gösterdikleri yardıma teşekkür etmek isterim” dedi.

AB ile Türkiye ilişkilerinde bir fırsat penceresi bulunduğuna inandığını vurgulayan Amor, “Avrupa tarafından da genişlemeye yönelik gerçek bir istek bulunuyor. AB her yerde ortaklar arıyor. Mevcut uluslararası durumla başa çıkma gerekliliği, savaşın etkileri ve Trump yönetiminin uluslararası ilişkilerde yarattığı dalgalanma nedeniyle, genişlemenin AB gündeminin ön sıralarında yer alması hayati. Bu, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm aday ülkelerin yararlanabileceği bir fırsattır” dedi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ BİR UMUT YARATTI”

Pek çok alanda ortaklar aradıklarını ve bu durumun yeniden angajman için uygun bir zamanlama olduğunu belirten Amor, Türk yetkililerin 'yeni bir ruh' vurgulayan açıklamalarına dikkat çekti. Amor, şunları ekledi:

– “'Terörsüz Türkiye' sürecinin toplumda ve siyasi atmosferde bir umut yarattığını düşünüyorum ve bu da bu fırsat penceresinin bir diğer yönü. İyi haber, şiddetin sona ermesidir; çünkü PKK'nın silahsızlanması geleceğe dair büyük bir umut ışığıdır. Herkes bunun farkında olmalı. Ülkenin daha fazla başarısızlık kaldıracak durumu yok.”

Amor ayrıca, ülkenin güvenliğin hâkim olduğu bir dönemden çıkış yolu bulması gerektiğini belirterek, bu koşullarda yeni bir reforma doğru açılan bir fırsatın ön görebileceğini ifade etti.

“DEMOKRATİK STANDARTLARDA DERİN BİR GERİYE GİDİŞ SÖZ KONUSU”

Avrupa Komisyonu raporundaki demokratik standartlarla ilgili eleştirilere atıfta bulunan Amor, “Gelişme yerine, kişisel görüşüm demokratik standartlarda derin bir geriye gidiş var” dedi. Avrupa Komisyonu’nun yalnızca hükümetin askeri ve güvenlik politikaları hakkında olumlu mesajlar verme yolunu seçtiğini belirten Amor, bu konuda Bakan Şimşek'e de aynı şeyleri ilettiğini kullandı.

Amor, “Anayasanız var ama sadece yarı yarıya uygulanıyor. Siyasi iktidar, hükümetin ve Cumhurbaşkanının yetkilerini güçlü bir şekilde savunabiliyor, ama anayasanın diğer garantileri ve hakları tamamen göz ardı ediliyor. Anayasa bir menü değildir. Bunu seçip diğerlerini bırakamazsınız. Her birine saygı göstermek zorundasınız. Siyasi yaşamda çifte standartlar çeşitleniyor” ifadelerini kullandı.

AB’nin çifte standart uygulamalarına yönelik eleştiriler aldıklarını da ekleyen Amor, “Savcıların ve hakimlerin tutumları muhalefetin belirli parçalarıyla ilgili meselelerde farklılık gösteriyor” dedi.

“YARGINIZ ÇOK YARATICI”

Amor, şu değerlendirmeyi yaptı:

– “Örneğin, Ankara’nın eski Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında savcılar suçlamaların açıkça belirtti: Bir belediye başkanı, bir memura doğrudan talimat verirse ceza sorumluluğu doğar. Ancak İstanbul örneğinde olduğu gibi, başka durumlarda bu bireysel ceza sorumluluğunun ortadan kalktığı görülüyor. Bu, açıkça bir çifte standarttır.”

– Eğer dezenformasyon AKP'yi hedef alıyorsa asla kovuşturulmazken, CHP'yi hedef alıyorsa durum tamamen farklı olmaktadır. Bu tür dezenformasyon yasaları otoriter ülkelerde yaygındır. İfade özgürlüğü, bir gazeteciyi öznel bir yargıya tabi tutarak diğerlerine dokunmamayı hedefleyen yaklaşımlar nedeniyle tehdit altında kalmaktadır.”

– Fatih Altaylı da başka bir çifte standart örneği sunmaktadır. Yargınız oldukça yaratıcı. İnternet üzerinden bir ifade nedeniyle değil, Cumhurbaşkanı’na fiziksel saldırıdan yargılanıyor. Bir ifadeyle birine fiziksel saldırıda bulunmanın nasıl mümkün olduğunu anlamak güç. Bu da başka bir çifte standarttır.”

– Kamu görevlilerine yönelik hakaret durumunda, hükümeti ilgilendiren meseleler için uygulanan yöntemle, hükümetin hoşlanmadığı isimlerden biri olarak benim arkadaşım Gergerlioğlu gibi kişilere karşı gerçekleştirilen saldırılar arasında dağlar kadar fark vardır. Birine 'Seni çöp bidonuna atıp sokaklarda sürükleyeceğim' denildiğinde… Bunu bir Bakan veya Cumhurbaşkanı'na dese ne olurdu?”

“CHP, HÜKÜMETİN BASKICI POLİTİKALARININ TERCİH EDİLEN OYUNCUSU HALİNE GELDİ”

DEM Parti’nin vakasının CHP ile tersine döndüğüne dikkat çeken Amor, “Şimdi CHP, hükümetin baskıcı politikalarının tercih edilen oyuncusu haline geldi, bu da başka bir çifte standart. Daha önce DEM Parti’ye yönelik tüm davalar durdurulmuştu çünkü siyasi açıdan buna ihtiyaç olduğu ortaya çıktı. Şimdi hedef CHP, çünkü CHP son seçimleri kazandı ve gelecek seçimler için gerçek bir alternatif oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

“HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN DURUMU FELAKET”

Amor, “Hukukun üstünlüğünün durumu bir felaket. Anayasa Mahkemesi ile ilgili gelişmeler fevkalade kötü. Anayasanız açıkça Anayasa Mahkemesi kararlarının tüm devlet organları için bağlı olduğunu beyan ediyor fakat alt mahkemeler bu kararlara uymuyor. Gezi örneğinden yola çıkarak AİHM kararlarına rağmen haklar geri alınmaktadır” dedi.

Amor, gazetecilerin sorularını yanıtladıktan sonra, PKK’nın silah bırakma süreci ve Avrupa'daki PKK'lıların durumu ile ilgili gelen bir soruya dair, “Silah bırakma süreci çok iyi bir haberdir” ifadelerini kullandı. “İspanya’dan geliyorum. Terörizmle başa çıkmanın zorluğunu biliyorum. Bu nedenle PKK'nın silahsızlanması önemli bir gelişmedir” şeklinde devam etti.

Amor, “AB’nin pozisyonu her zaman destek vermektir; bu süreci teşvik etmeyi amaçlarız, elbette bu gelişmeden mutluyuz ancak sürece doğrudan müdahalede bulunamayız. Hukuki çözümlerin ne olursa olsun, Avrupa ülkeleri bu sürece yardımcı olmaya çalışmak için daima hazır olacaktır. Herkesin memnun olduğu bir durum mevcut. Çözümler siyasi yöntemlerle ele alınmalıdır. Bu iyi bir gelişmedir. AB ve tüm AB üyesi ülkeler, Türkiye'nin bu süreci aşmasına yardım etme konusunda hissetmektedir. Bu süreçte Kürt kökenli Türk vatandaşlarının haklarının güvence altına alınması gerekmektedir.”

Amor, Türkiye’nin AB’ye katılımı için bir fırsatın var olup olmadığını sorduğunda şu şekilde yanıt verdi:

– “Katılım süreci normatif bir süreçtir ve Kopenhag kriterleri ile ilgilidir. Bu bir pazarlık süreci değildir. Türkiye için de, Ukrayna ve Karadağ için de aynı kurallar geçerlidir ve herkesin bilmesi gereken nedir. Öncelikle siyasi irade, ardından yapılması gerekenlerin yapılması gerekmektedir. Bir diğer önemli husus ise ortaklık konusudur.

– Ortaklık demokrasiyi ifade eder ve karşılıklı yararlar sağlar. Bazı Avrupalı yetkililerin güvenlik, savunma ve diğer konulardaki iyi niyetini görüyorum; vize kolaylığı, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, refleksif diyalogların yeniden başlaması bunlar ortaklığın unsurlarıdır. Ancak iyi bir ortaklık ortamının hemen katılım sürecini etkileyeceği fikrine katılmıyorum.”

“BİR ÜLKENİN CİDDİYETİ SADECE İNSANSIZ HAVA ARAÇLARIYLA ÖLÇÜLMEZ”

Selahattin Demirtaş hakkında AİHM kararının uygulanmaması durumunda olacakların sorulması üzerine Amor, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden biri olarak bunun gurur duyduğunu söyledi.

Türkiye'nin mahkemeyi aktif kullanan ilk ülkelerden biri olduğunu belirten Amor, “Hukukun üstünlüğünün iyi durumda olduğunu söyleyen yetkililerin mahkeme kararlarına neden uymadığına anlam veremiyorum” ifadelerini kullandı. Amor, sözlerine şöyle devam etti:

– “Bir ülkenin ciddiyeti yalnızca insansız hava araçlarıyla belli olmaz. Taahhütlerinize uyum sağladığınız ölçüde de belirlenir. Hiç kimse Türkiye’yi Avrupa Konseyi'ne üye olmaya zorlamadı. Siz tercih ettiniz. Bunu kullanmayı seçtiniz.

– AB’ye 'Katılım sürecini yeniden başlatmaya hazırız' ve 'Reformlara hazırız' mesajı gönderiyorsanız, ilk adımınız kaybettiğiniz davalardaki mahkeme kararlarına uymak olmalıdır. Bu, demokrasinin ABC'sidir.

– Herhangi bir Türk vatandaşı bir davayı kaybettiğinde karara uymak zorundaysa, devlet de taraf olduğu uluslararası yargı sistemindeki kararları uygulamak zorundadır. Bu mesajım budur; bu Avrupa için harika bir sinyal olacaktır.”

“SİZE TEŞVİKLER SUNABİLİRİZ ANCAK BİR ÜLKEYİ DEMOKRASI OLMAYA TEŞVİK EDEMEYİZ”

Amor, Türk yetkililerle yaptığı görüşmelerde hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarındaki durum hakkında aldığı mesajların genel olarak şunlar olduğunu ifade etti:

– “Genel olarak aldığım mesaj şuydu: 'AB’nin hukukun üstünlüğü konusundaki kaygılarını anlıyoruz, fakat çoklu güvenlik tehditleri ile karşı karşıyayız ve acı verici olaylarla baş etmek zorunda kaldık.' Bu argümanı tersine çevirerek χρησιμοποιώ çünkü şimdi bu iç güvenlik tehditlerinin mevcut düzeyde olmadığı dönemde reformlara geri dönmek için doğru zaman.”

– Türkiye’nin Avrupa’ya yaklaşma isteğinin azaldığını ve bunun nedeninin teşvik eksikliği olduğu iddialarını her zaman reddettiğini belirten Amor, “Size teşvikler sunabiliriz ancak bir ülkeyi demokrasi olmaya teşvik edemeyiz. Bu, toplum olarak sizin alacağınız bir karardır.”

– Sizin toplumsal modeliniz nedir? Rusya mı, Batı demokrasisi mi? Buna siz karar vereceksiniz, yetkilileriniz karar verecektir. Biz de o ülkenin demokrasi kulübüne üye olabileceği seviyeye gelmesine yardımcı olabiliriz. Çünkü AB bir demokrasi kulübüdür.”

“İMAMOĞLU’NA SANKİ TEBLİGATLA ULAŞILABİLECEK BİRİ DEĞİLMİŞ GİBİ DAVRANILDI”

– Ekrem İmamoğlu’nun gecenin ilerleyen saatlerinde, birçok polis aracıyla gözaltına alınma şeklinin, 17 milyon nüfuslu bir şehrin Belediye Başkanı’na, adeta ona tebligatla ulaşmak mümkün değilmiş gibi davranıldığını belirtti. Bu durumun kendisinin başlı başına siyasi bir mesaj olduğunu ifade etti: 'Seni çok tehlikeli biri olarak görünür kılacağız.' Gece yarısı bir polis baskını yerine basit bir tebligatın gönderilmesi her zaman mümkün olabilirdi.

– Medya olarak olaylara çok yakın olduğunuzu, fakat ülkenizde hukukun üstünlüğüne verilen zararları areola kadar ölçmeyi başaramadığınızı düşündüm. Hiç kimse uygulama biçimlerine dair endişelerini paylaşmıyor. Hiç kimse birine bir tebligat göndermek yerine gece yarısı birçok polisle gözaltına alınmasını dillendirmiyor. Bu, bir dürüst bir suçluyu değil, İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı’ydı.”

Amor, tutuklu gazeteci Fatih Altaylı ile görüşme talep edilip edilmediği sorusuna, “Hayır, talep etmedik. Çünkü talebimizi ilettiğimizde henüz Fatih Altaylı hakkında bir mahkeme kararı yoktu. Sadece eşiyle telefonda görüşme yaptım” yanıtını verdi.

reklam

YORUM YAP