reklam
reklam
DOLAR 43,0412 % 0.01
EURO 50,2841 % -0.05
STERLIN 57,9719 % -0.05
FRANG 53,8621 % -0.19
ALTIN 6.172,24 % 0,21
BITCOIN 91.253,31 -0.015
reklam

Asıl Tehlike Kuraklık Değil: Bilim İnsanından Uyarı, Üç Nehirde Kirlilik Başladı

Yayınlanma Tarihi : Google News
Asıl Tehlike Kuraklık Değil: Bilim İnsanından Uyarı, Üç Nehirde Kirlilik Başladı
reklam

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU), İzmir'de 13 ilçede gerçekleştirilen planlı ve dönüşümlü su kesintilerini duyurdu. Bu bağlamda TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kentteki su sorunu hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Yaşar, İzmir'in en büyük sorunlarından birinin kuraklık olarak algılandığını, ancak asıl tehlikenin kirlilik olduğunu ifade etti. “Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Gediz Nehri'nde kirlilik başladı. Yer altı sularını kullanıyor ve derinlere iniyoruz, bu nedenle deniz suyu da rezervlere karışmaya başladı. Örneğin bu yıl Gediz'de yapılan toprak ölçümlerinde binde 18 tuzluluk oranı kaydedildi. Pamukta verimlilik ise dönüm başına 600 kilogramdan 300 kilogramlara geriledi,” diye belirtti.

‘Arıtılan Sular Tarım Alanlarında Kullanılabilir’

Prof. Dr. Doğan Yaşar, mevcut kuraklığın sebeplerinden birinin su kullanımında yeterli bilinç olmamasından kaynaklandığını vurguladı. “Kuraklık geçicidir, fakat kirlilik kalıcı bir sorun. Bu nedenle tesislerden arıtılan sular 'gri su' olarak tarım alanlarında değerlendirilebilir. Örneğin, Çiğli Arıtma Tesisinden günde yaklaşık 600 bin metreküp su üretiliyor. İzmir'in tüm atık suları burada arıtılıyor. Eğer bu suyu Gediz Ovası'na yönlendirebilirsek, oradaki kuyuları koruyabiliriz. Böylelikle yer altından çekilen su miktarını azaltabiliriz ve rezerv olarak tutabiliriz, tuzlu ve kirli suyun da çekilmesi önlenmiş olur,” dedi.

'Hidrojeoloji Haritası Hazırlanmalı'

Prof. Dr. Yaşar, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Yer altı suları, nehirler gibi akmaz; sabittir. Bir seviyedeki su çekildiğinde, kuru kalınca bir alt seviyeye inmek zorunda kalıyoruz. Şu an İzmir'de kuyularda su seviyesi yaklaşık 300 metreye kadar düştü, Manisa'da ise bu rakam 400 metrelere inmiş durumda. Her iniş, daha fazla enerji harcamamıza neden oluyor. Eğer daha derinlere inersek, 2008'de olduğu gibi arsenik gibi ağır metallerle karşılaşabiliriz. Bunların arıtılması büyük maliyetler gerektirir. Bu nedenle İzmir’de öncelikle hidrojeoloji haritasının çıkarılması şart. İzmir'de nerede ne kadar su var, bu veriler öğrenilmeli ve haritaya göre su kaynakları kullanılmalıdır.”

'Bu Yıl Bol Yağışla Balık Sayısı Artacak'

Bu yıl önemli yağışların beklenildiğini belirten Prof. Dr. Doğan Yaşar, ancak bu yağışların barajları dolduracak düzeyde olmasını beklemediğini ifade etti. “Eğer Tahtalı Barajı yüzde 15 oranında dolarsa bu iyi bir durumdur, yüzde 20 dolarsa çok daha iyi olur. Ancak kuraklık mutlaka ardından yağışlı bir dönem getirir. Doğa kendini dengeler. Bu durum aynı zamanda denizlerde balık varlığının da artmasını sağlar. Çünkü balığın besin maddeleri yağmurlarla taşınır. Yağmur yağdığında nehirlerden gelen minerallerle birlikte tüm besleyici elementler oluşur. Ne kadar çok besin maddesi gelirse, o yıl o kadar çok balık olur,” şeklinde konuştu.

reklam

YORUM YAP