

DEM Parti heyeti, dün İmralı Adası'na giderek terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan ile bir araya geldi.
Kasım ayındaki görüşmenin üzerinden tam bir ay geçtikten sonra yapılan bu görüşmede, DEM heyetinde İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Faik Özgür Erol yer aldı.
Ziyaret, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kurulan komisyon üyelerinin Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından gerçekleşen ilk temas olarak kayıtlara geçti.
BAHÇELİ: GÜLÜMSEYEREK DÜŞÜNDÜM
Bahçeli, “Terörsüz bir Türkiye başarıya ulaşamazsa darbe mekanizmaları devreye girer” iddialarına karşı, “MHP içinden şahsıma darbe yapılacakmış. Milliyetçi-Ülkücü Hareket’ten nasıl darbeci çıkar, işin doğrusu gülümseyerek düşündüm. İftira ve isnatlar bizi yolumuzdan döndüremez. Bunların hepsi fasa fiso” ifadelerini kullanmıştı.
Öcalan'ın gündeme getirdiği iddia edilen 'darbe' konuları, DEM Parti'nin ziyarete ilişkin yaptığı yazılı açıklamada da öne çıktı.
4 saat süren görüşmenin ardından yapılan açıklamada, geçen hafta TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun İmralı ziyaretinin olumlu etkileri ve sonuçlarının karşılıklı olarak değerlendirildiği belirtildi.
Açıklamada, “Öcalan, son dönemde yoğunlaşan karşıt söylem ve eylemler hakkında, geçmiş çözüm girişimlerine yönelik geliştirilen sabotajlara dikkat çekti. Bu süreçlerin tümünde karşılaşılan bir durum, bir habitus olarak darbe mekanizmasına vurgu yapıldı. Bunun, klasik bir darbe çalışması olarak değil, süreci ilerletmeye yönelik her adımı sabote etme çabası biçiminde anlaşılması gerektiği ifade edildi” denildi.
Açıklamada, Öcalan'ın görüşmede dile getirdiği şu ifadeler yer aldı:
– Günümüzde norm dışı güçlerin bu çevreler tarafından taşındığını görmekteyiz. Aynı zamanda Türkiye'nin ilk yüzyılına damgasını vuran bir kültür, siyaset tarzı ve örgütlenme biçimi olan darbe geleneğini aşmaya yönelik siyasi ve toplumsal irade güçleniyor. İçinde bulunduğumuz geçiş sürecinde, hukuka dayalı bir barış yasasının gerçekleşmesi ile siyasi şiddet ve demokrasi dışı müdahale faktörünün Türkiye gündeminden çıkacağı öngörülmektedir. Buna, barış yüzyılına geçiş yasası da diyebiliriz.
– 27 Şubat tarihli açıklamamız bu çerçevede öncü bir program olarak değerlendirilebilir. Bu doğrultuda atılan her adım, aldığımız sorumluluğun ve bu topraklarda kardeşçe yaşama hedefimizin açık bir ifadesidir. Türkiye'de yönetim ve iktidar şansını doğru kullanmak isteyen her siyasi ve toplumsal kesimin, siyasi sorunlara tutarlı bir şekilde yaklaşması ve demokratik çözüme ortak olması gerekmektedir. Bu süreç, Kürtlerin Cumhuriyet’e hukuk temelli katılımını sağlamak ve demokratik Cumhuriyeti en geniş toplumsal birliktelikle inşa etmek için bir fırsat sunmaktadır. Bu yönde ilerlemekte olan sürece güçlü bir irade ve kararlılıkla devam ettiğimizi bir kez daha ifade etmek isterim.


