reklam
reklam
DOLAR 43,1388 % 0.21
EURO 50,2459 % -0.08
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8831 % 0.06
ALTIN 6.251,35 % 0,91
BITCOIN 90.685,18 0.071
reklam

Bakan Fidan: Bu, savaşın tırmanması anlamına geliyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Bakan Fidan: Bu, savaşın tırmanması anlamına geliyor
reklam

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğinde Doha'da düzenlenen 23. Doha Forumu'ndaki “Newsmaker Interview” oturumuna katıldı. Fidan, sunucunun, “Suriye'de hızlı gelişmeler yaşandı. Geriye dönüp baktığınızda en büyük korkunuz neydi?” sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

– “Suriye, bizim için her zaman çok önemli bir ülke olmuştur. Komşu ülkemizdir. 900 kilometreyi aşkın kara sınırımız var Suriye ile. Suriye'de ve Irak'ta meydana gelen her olayın etkilerini derhal Türkiye'de görüyoruz.

– Dolayısıyla, Suriye'de patlak veren olayların Türkiye'ye dönük ciddi etkileri oldu. Emniyet, güvenlik, mülteci krizi, ekonomi, sınır sorunları ve birçok açıdan Türkiye üzerinde büyük bir etkisi gerçekleşti.

– Ancak daha önemlisi, Türkiye belirli yükleri taşıyabilecek bir ülke. Suriye’de bir insanlık trajedisi gerçekleşti. Bu bizim için dayanılmaz bir durumdu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, zalim Esad rejiminden kaçan milyonlarca insana kapılarımızı açarak bir açık kapı politikası benimsedi.

– Suriye rejimine İranlılar ve Ruslar büyük destek verdi ve 2016-2017 yılları zor zamanlar oldu. Uluslararası toplum muhalefeti desteklemeyi bırakırken, Katar ve Türkiye Suriye muhalefetinin desteklenmesinde yalnız bırakıldı. Çünkü, Amerikalılar ve Batı bazı çevrelerden tavsiye alarak Suriye’deki muhalefet yerine PKK'ya yardım etme yönünde adımlar attılar.”

“Türkiye'nin çıkarlarına aksi yönde konuşlandırılmış bütün unsurların çıkarılması gerekiyor”

“SDG kuvvetlerinin Suriye ordusuna nasıl entegre olması gerektiğini düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Fidan'ın yanıtı şu şekilde oldu:

– “Biz, SDG'den ne istediğimizi açıkça ifade ettik. Şam hükümeti de beklentilerini açık bir biçimde belirtti. Bizim açımızdan birkaç husus çok önemli. Suriye hükümeti ve SDG, kendi aralarında bir anlaşma yapabilirler. Suriye hükümeti egemen bir hükümettir, kendi anlaşmalarını yapma hakkına sahiptir.

– Ancak, PKK'nın bazı unsurlarının SDG içerisinde bulunduğunu ve hedeflerinin Türkiye’ye karşı mücadele yürütmek olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, Suriyeli olmayan unsurların SDG'den çıkarılmasını istiyoruz. Irak, İran ve Türkiye'den katılan unsurların derhal ayrılmasını talep ediyoruz. Bu, güzel bir başlangıç olacaktır.

– Ayrıca, Türkiye'nin çıkarları ve güvenliğine karşı olan tüm unsurların da bölgeden çıkarılması gerekiyor. Şam'da daha kapsamlı ve teknik değerlendirmeler yapılacaktır. 50-60 bin kişilik birimlerin yeni oluşturulan bir orduya dahil edilmesi sürecinden bahsettiğimiz için, bu sürecin iyi niyetle yürütülmesi gerekiyor.

– Ortak bir perspektif ve gelecek ışığında hareket edilmesi gerekiyor. Eğer SDG, sadece prosedürel, sembolik bir süreç yürütüyorsa ve dünyaya entegrasyon sürecine katıldıkları izlenimi vermeye çalışıyorsa, bu inandırıcı olmaz. Bu nedenle, her iki taraftan da gerçek bir angajman bekliyoruz.”

“Suriye'de bir rol oynayabileceğini düşünüyorum”

Bakan Fidan, “PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeler yürütüyor musunuz? Bu bir anlaşmanın sağlanması yönünde bir rol oynayabilir mi?” sorusu üzerine şu şekilde yanıt verdi:

– “Bir rol oynayabilir. 2009-2013 yıllarında MİT Başkanlığı görevindeyken PKK lider kadrosuyla bazı görüşmelerim oldu. Belirli bir noktaya varmaya çalıştık. Aslında bir ortak anlayışa ulaşmaya çok yaklaştık ancak PKK bu ortak anlayışı Suriye nedeniyle terk etti.

– Bu geçmişte kaldı, fakat tarih tekerrürden ibaret. Özellikle Suriye'de bir rol oynayabileceğini düşünüyorum fakat bu rolü kullanmak isteyip istemeyeceklerini bilmiyoruz.”

“Trump hükümetinden beklentilerimiz var”

Fidan, “Donald Trump, Benjamin Netanyahu'dan tüm birliklerini geri çekmesini isteyecek mi yoksa tampon bölge fikrini mi benimseyecek?” sorusuna şu ifadelerle yanıt verdi:

– “Netanyahu ile kapsamlı bir telefon görüşmesi yapmalı çünkü Orta Doğu'da barışın öncüsü Trump hükümetidir. Dolayısıyla, onlardan büyük beklentilerimiz var.

– Sağlanan ateşkesin başarısızlığa uğrayabileceğini söylemek lazım çünkü ateşkes ihlalleri, İsrailliler tarafından gerçekleştirilmekte ve gerçekten tarif edilemeyecek düzeyde. Süreç neredeyse durma noktasına geldi. Başkan Trump'ın Netanyahu ile detaylı bir görüşme yapacağını düşünüyorum.”

“Kendileri birlik gönderebilmek için Türkiye'nin varlığını istiyorlar”

“'Türkiye, Uluslararası İstikrar Gücü'ne katkı sunmaya hazırdır' dediniz, İsrail'in katılımınızı veto etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Fidan, “Uluslararası İstikrar Gücü'nde bulunmak konusunda şunu belirtmek gerekiyor; biz orada kolaylaştırıcı bir rol oynayabiliriz, meşruiyetlerini artırabiliriz ve halkın desteğini de almayı hedefliyoruz. Endonezya, Azerbaycan ve diğer birçok Müslüman Arap ülkesiyle yakın bir işbirliğimiz var. Onlar da böyle bir tablo görmek istiyorlar ve kendileri birlik gönderebilmek için Türkiye'nin varlığını istiyorlar.” ifadeleriyle yanıtladı.

“İsrail Gazze açısından, Gazze de İsrail için bir tehdit olmamalı”

Fidan, Gazze ile ilgili devam eden sorular üzerine şöyle konuştu:

– “Öncelikle gerçekçi davranmalıyız. Ne ihtiyacımız var? En başta, İsrailliler ile Filistinliler arasındaki savaşı durdurmak istiyoruz. Bu nedenle Uluslararası İstikrar Gücü’nün varlığına ihtiyacımız var. İsraillilerin, Filistinlileri sınırda birbirinden ayırması gerekiyor, böylece birbirlerine saldırmalarının önüne geçmiş olacağız.

– Öncelikli olarak savaşı durdurmanın yolu bu. Tekrar çatışmanın başlamasının önüne geçmek için ilk adım bu olmalı. Fakat, Uluslararası İstikrar Gücü'nden, şu ana kadar İsrail güvenlik güçleri tarafından tamamlanmamış bir görevin de tamamlanmasını bekliyoruz.

– Barış Planı'nda başka hükümler de mevcut. Gazze'deki güvenlik ve emniyet güçleri ile ilgili görev ve sorumluluklar da bunlar arasında. Bu iki tarafı ayırabilirsek ancak diğer meseleleri Gazze içindeki diğer sorunları ele alabiliriz. İsrail'in Gazze açısından bir tehdit olmaması gerek, Gazze'nin de İsrail için bir tehdit olmaması lazım.”

“Silahsızlanma, sürecin ilk adımı olamaz”

Bakan Fidan, Hamas'ın silahsızlandırılmasına ilişkin gelen sorular üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

– “Süreçte atılacak ilk adım bu olamaz. Silahsızlanma ile sürecin ilk adımı olamaz. Her şeyi olması gereken sırayla ele almalıyız. Gerçekçi davranmalıyız. Bir sorunu gizlemek ya da göz ardı etmek değil bu, başarılı olmak istiyorsak gerçekçi olmalıyız. Öncelikle Uluslararası İstikrar Gücü'nü konuşlandırmalıyız.

– Filistin'in emniyet güçlerinin inşa edilmesi gerekiyor ve aşamalı olarak yönetimi ele almamız şart. Polislik ve emniyet görevini Hamas'tan devralmalıyız ki insani yardım rahat bir şekilde Gazze'ye ulaşabilsin. Normal bir yaşam tesis etmemiz gerek, insanlara umut vermek için bu görev aktarımını görüşebilmemiz şart.”

“Hiç kimse İsrail'i durduramıyor gibi görünüyor”

Fidan, Gazze için “Garantörlük konumunu nasıl değerlendireceksiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

– “Şunu düzeltmek zorundayım: Garantör olarak hiçbir yerde adımız geçmiyor. Üç ülke ile birlikte Barış Planı'na imza attık, Katar ve Mısır ile birlikte. Garantörlük sorumluluklarını taşımakta bir sakınca yok. Ancak bahsedilen hususta haklısınız; her gün yaşanan ihlaller barış sürecinde, ateşkes sürecinde tehdit oluşturuyor ve herhangi bir an sona erebilir.

– Çünkü hiç kimse İsrail'i durduramıyor gibi görünüyor. Savaşın başından beri yaşadığımız problem de bu. Sahada güvenilir bir güç, mekanizma ve yapı olmadıkça hiç kimse bu kaldıracı İsrail'e karşı kullanamıyor. Sadece ABD, İsrail'i durdurabiliyor. Sadece bazı ülkelerin bir araya gelerek Amerikan hükümetini ikna etmesiyle zincirleme bir reaksiyon yaşandı. Biz Amerikalılarla konuştuk, onlar da sorunun ağırlığını kabul etti.

– Eğer İsraillileri, Netanyahu’yu yalnız bırakırsak akıllarında tek bir düşünce var; Gazze'ye girmek ve Gazze'yi Filistinlilerden arındırmak. Bunun iki yolu var. Ya Gazze'yi yaşanamayacak bir hale getirecekler ki böylelikle geri kalan Filistinlileri başka bir yere yollayabilsinler ya da yaptıkları gibi Filistin nüfusunu ortadan kaldırmaya devam edecekler.”

“Mevkidaşlarımla bu konuyu ele aldım”

Bakan Fidan, “Türkiye'ye yakın noktada gemilere yapılan saldırılar korkutucu. Bu saldırılar inkar edildi. Ukraynalıların Türkiye'ye yakın gemilere saldırmayacağıyla ilgili verilen güvenceler sizi ikna etti mi?” sorusu üzerine şunları kaydetti:

– “Ukraynalı dostlarımızla bu konuyu gündeme taşımakla yetinmedik. Rus tarafıyla da aynı endişeleri paylaştık. Büyükelçileriyle görüşmeler gerçekleştirdik ve her iki başkentteki mevkidaşlarımla konuyu ele aldık. Bizim için bu durum oldukça hassas bir konu.

– Ticaret yollarının hedef alınmasını istemiyoruz. Ticaret gemilerinin vurulmasını arzu etmiyoruz. Bu, kaygı uyandıran ve savaşın tırmanması anlamına gelen bir durumdur; hem coğrafi hem de metodolojik açıdan.”

reklam

YORUM YAP