

Eğitim-Sen Ankara 5 No'lu Üniversiteler Şubesi, Barış Bildirisi'nin 10. yıl dönümünde bir basın toplantısı düzenledi. Toplantı, ihraç edilen akademisyenlerden Can Irmak Özinanır tarafından okundu.
Özinanır, 10 yıllık süreçte hayatını kaybeden “Barış Akademisyenleri”ni saygı ve özlemle andıklarını vurguladı ve şunları söyledi:
“Barış Bildirisi'nin imzalanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Kamusal bir sorumluluk olarak barış müzakerelerine dönülmesini talep eden 2,212 Barış Akademisyeni, disiplin cezaları, gözaltılar, tutuklamalar, görevden uzaklaştırmalar, ihraçlar gibi pek çok cezalandırma yöntemine maruz kaldı. Bu süreçte hukukun temel ilkeleri göz ardı edildi. 10 yılda yaşananlardan görülüyor ki, Barış Akademisyenlerine 'düşman hukuku' uygulanmaktadır.”
2016'daki darbe girişimi sonrası AKP iktidarı, OHAL sürecini bahane ederek üniversitelerdeki eleştirel düşünceyi ortadan kaldırmaya çalıştı ve bu süreçte 406 akademisyen OHAL KHK'leri ile ihraç edildi. Toplamda 549 akademisyen görevlerinden uzaklaştırıldı. Bildiriye imza atan akademisyenler, ceza davaları ile karşı karşıya kaldı. 2019'da AYM, Bildiri'nin 'ifade özgürlüğü' kapsamında olduğuna karar vermesine rağmen, akademisyenler görevlerine dönemedi.
“Bütün Bu Hukuksuzluklara Rağmen Mücadeleye Devam Edeceğiz”
OHAL İnceleme Komisyonu, ihraç akademisyenlerin başvurularını reddetti ve akademisyenlerin dava süreçlerinin başlamasına neden oldu. Bazı İdare Mahkemeleri akademisyenlerin görevlerine iade edilmesine karar verirken, bazıları bu talepleri reddetti. Benzer durumlar İstinaf Mahkemeleri ve Danıştay'da da yaşandı. Genel kamuoyunun aksine, ihraç edilen Barış Akademisyenlerinin çoğu hâlâ görevlerine dönemediler. Göreve dönüş yapan akademisyenlerin durumu da yargı kararlarına bağlı kalmaktadır. Bu hukuksuzluklara rağmen barış taleplerini sürdürerek mücadele eden akademisyenlerin yanında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyoruz.”
“Biz O Tarihte Bu Suça Ortak Olmadık”
İhraç edilen akademisyenlerden DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi için 10 yıl geçtiğini ve kendilerinin ise 9 yılını tamamladığını belirtti. Çelenk, sürecin bu kadar uzun süreceğini beklemediklerini dile getirerek, “Hiçbir akademisyen böyle bir durumun yıllarca süreceğini düşünmedi” dedi.
Çelenk, akademisyenlerin mücadelesinin önemine değinerek, “Kesintisiz bir mücadele yürütüldü. Biz o tarihte bu suça ortak olmadık” ifadesini kullandı. Barış imzacıları, ihraç süreçlerinde dahi bir araya gelerek toplumsal duyarlılıklarını korumaya çalıştılar. Onların isimlerinin korunması ve yaşadıkları zorlukları anlatmaları gerektiğini kaydetti.
Çelenk, barış çağrısını yaparken, “Bu tasfiye, bambaşka bir dönemin koşullarında gerçekleşti. Bir barış isteğinin ifadesiydi.” diyerek, yeni bir barış süreci için akademisyenlerin nasıl müzakere araçlarından biri olabileceğini tartışacaklarını belirtti.


