

TARIK IŞIK / NEFES
Giriş
Cumhuriyet devrimlerine karşı çıkan gerici unsurların kullandığı sözde “tarihi” olaylardan biri de 25 Kasım 1925'te çıkarılan Şapka Kanunu'nun ardından Erzurum'da bir kadının “Şapka Kanununa muhalefetten” idam edildiği yönündeki kara propagandadır. 1960'lı yıllarda ortaya çıkan bu söyleme göre, 'Şalcı Bacı' ya da 'Şalcı Şöhret' olarak bilinen bir kadın, Erzurum'daki olaylardan sonra Sıkıyönetim Mahkemesinde yargılanarak idam edildi. Modern ve laik Türkiye'yi inşa eden devrim kanunlarının başında gelen Şapka Kanunu'nun 100. yıl dönümünde, bu hayali karakterin nasıl yaratıldığına, karşı devrim sembolü haline dönüştürüldüğüne ve gerçekte neler yaşandığına dair bir inceleme sunuyoruz.
Mustafa Kemal Paşa'nın 23 Ağustos 1925'te Kastamonu ziyaretinde halka gösterdiği şapka ve İnebolu'da gerçekleştirdiği tarihi konuşma, diğer devrim kanunlarıyla birlikte değerlendirildiğinde modern ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin inşasında önemli bir kilometre taşıdır. 1925'te şapkanın İslam'a aykırı olduğu yönündeki propagandanın yapıldığı dönemde, genç Cumhuriyete savaş açılırken, günümüzde tarihi gerçekler göz ardı edilerek “şapka takmayanların idam edildiği” yalanı yayılmaya devam etmektedir.
Şapka İktisâsı Hakkındaki Kanun Teklifi, Şeyh Sait isyanının geriliminin sürmekte olduğu 15 Ekim 1925'te Konya Milletvekili Refik Bey ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığına verilmiştir. 14 Kasım'da Sivas'ta Taşhan'ın duvarına asılan yaftada özellikle Şapka İnkılabı ve Ulu Önder Mustafa Kemal aleyhinde ağır ifadelere yer verilmiştir. 22 Kasım'da Kayseri'de, 24 Kasım'da Erzurum'da, teklifin Meclis'te tartışıldığı 25 Kasım'da ise Rize'de şapka aleyhine gösteriler gerçekleştirilmiştir. 26 Kasım'da Maraş, 4 Aralık'ta Giresun'da da benzer olaylar yaşanmıştır. Bu kanun ile TBMM üyelerine ve memurlarına başlık olarak şapka giyme zorunluluğu getirilmiş, Türk halkının da buna aykırı bir alışkanlığın devam etmesine müsaade edilmemiştir.
“Bir Casusluk Faaliyeti”
Atatürk devrimlerinin üzerine karanlık bir gölge gibi düşürülmeye çalışılan bir iddia da Şapka Kanunu'na muhalefetten bir kadının Erzurum'da yargılanarak idam edildiği efsanesidir. Gerici unsurların Şapka Kanunu'nu bahane ederek kentte çıkardıkları karışıklıklar sonrasında Meclis'e Erzurum'da bir ay süreyle sıkıyönetim ilan edilmesi yönünde Başbakanlık Tezkeresi verilmiştir. Tezkere hakkında açıklama yapan Başbakan İsmet Paşa, olayın arkasındaki gerçek nedenleri ortaya koymuştur. İsmet Paşa, Erzurum'daki bir kısım halkın çarşıyı kapatmaya çalıştığını, Vali Zühtü Bey’in ikametgahı önünde “Biz gâvur memur istemeyiz” diyerek gösteri yaptıklarını ve jandarmanın müdahale ettiğini ifade etmiştir. İhtara uymayan halk hükümet kuvvetleri tarafından dağıtılmıştır ve 24 Kasım akşamına kadar 27 kişi gözaltına alınmıştır. İsmet Paşa, “Halk bu durumu genel olarak nefretle karşılamıştır. Anlaşılan o ki, geçmiş yıllarda casuslukla tanınan bazı kişiler, aralarında eski şeyhlerin de bulunduğu, Affı Umumi Kanunu'ndan yararlanarak serbest kalmışlar ve yeniden bu tür faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bunların hepsi yakalanmıştır.” sözleriyle olayın ciddiyetine vurgu yapmıştır.
Yıllar sonra gelen söylentilere göre, Erzurum'da kurulan Sıkıyönetim Mahkemesi'nde idam edilenlerden biri, daha sonra 'Şalcı Bacı' olarak anılan kadındır.
6 Aralık 1925'te Erzurum'a gelen İkinci Dönem Ankara İstiklal Mahkemesi, aynı gün TBMM Başkanlığına bir rapor göndererek olay hakkında detaylı bilgi vermiştir. Rapora göre, Erzurum'daki ayaklanma, Şeyh Hacı Osman’ın çevresindeki 20-30 kişinin sabah namazından sonra din adına şapka meselesini manipüle ederek bir kısım halkı kışkırttığı ile başlamıştır. Valinin ciddi tutumu ve Müstahkem Mevki Komutanı Hasan Paşa’nın askerle müdahalede bulunması neticesinde olay kısa süre içinde bastırılmıştır. Sıkıyönetim Mahkemesi, olaya karışanları suçüstü yakalayarak yargılama sürecine almış, suçları dördüncü ve beşinci dereceden olanların yargılanması sürerken İstiklal Mahkemesi duruma müdahale etmiştir.


