reklam
reklam
DOLAR 43,2763 % -0.01
EURO 50,3781 % 0.32
STERLIN 58,0021 % 0.13
FRANG 54,1902 % 0.54
ALTIN 6.486,03 % 1,74
BITCOIN 92.645,02 -2.611
reklam

“Bir kere denemiş olmak, masum bir durum değil”

Yayınlanma Tarihi : Google News
“Bir kere denemiş olmak, masum bir durum değil”
reklam

NALAN GÜNEŞ / NEFES

Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu verilerine göre 2024 yılında bağımlı sayısı 10 milyonu aşacak, 2025 itibarıyla ise bu sayı 15 milyona yaklaşacak. Kullanım yaşının 12’ye düşmesi, tehlikenin ne denli büyük olduğunu ortaya koyuyor. Ünlülerin adı karıştığı soruşturmalarla toplumda artan kaygı, uyuşturucu gerçeğini daha da çarpıcı hale getiriyor. Bu konuyu, Memorial Şişli Hastanesi Uzman Psikiyatri Doktoru Sadıga Osmanlı Shirolu ile değerlendirdik.

Son yıllarda madde kullanımındaki artış hakkında klinik gözlemleriniz neler?

Gözlemlerimiz, başvuran hasta profilinin gençleştiğini ve madde kullanımının daha fazla normalleştiğini gösteriyor. 'Arada bir' veya 'sosyal ortamda' gibi ifadelerle başlayan gençlerin düzenli kullanımına geçiş yaptıklarını görmekteyiz.

Hangi yaş grubu en riskli grubu oluşturuyor?

Veriler, maddeyle ilk temasın en kritik döneminin 15-24 yaş aralığı olduğunu ortaya koyuyor. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı raporuna göre, 2024 yılında maddeye başlayanların yüzde 67,6'sı bu yaş grubunda yer alıyor. Bu durum, riskin ergenlik sonu ile genç yetişkinlik başlangıç döneminde yoğunlaştığını gösteriyor.

Sosyal medya bu artışta ne ölçüde etkili?

Sosyal medya yalnızca tek başına neden değil, ancak risk algısını düşüren önemli bir etken olabilir. Bazı içerikler, madde kullanımını 'eğlenceli' veya 'zararsız' bir şey olarak göstererek zararlı yanlarını görünmez kılabiliyor.

Ünlülerle ilgili son dönemdeki soruşturma haberlerinin gençler üzerindeki etkileri neler?

Bu tür haberler, gençlere iki yönlü bir psikolojik etki yaratabiliyor. Bazı gençler, 'Bu ciddiye alınan bir mesele; takip ediliyor ve yakalanılıyor' diyerek caydırıcılık hissedebilirken, diğerleri 'Herkes kullanıyor' algısı ile normalleştirme riski taşımaktadır. Gençler, rol model etkisi altında kalabiliyorlar ve bu durum, yanlış bir çıkarım yapmalarına yol açabiliyor.

Gençlere madde kullanımı hakkında ne tür önerilerde bulunursunuz?

“Bir kere denemek”, masum bir adım gibi görünse de risk her zaman öngörülemez. Maddenin içeriği, kişinin biyolojik yatkınlığı ve ruh hali gibi faktörler sonucu etkileyici olabilir. Ayrıca, ortam ve akran etkisi göz ardı edilmemeli. 'Ortamda var, ama ben kullanmıyorum' yaklaşımı genellikle sürdürülebilir değildir. Zor duygularla başa çıkmak için maddenin dışındaki etkili yöntemlere yönelmek, çok daha sağlıklıdır.

“Bizim evde olmaz” demeyin, utandıran ve sert tepkilerden kaçının

Çanta karıştırılmalı mı?

Aileler, şüphe duyduklarında nasıl bir iletişim dili kullanmalı?

Şüphe duyulduğunda sakin ve net bir iletişimle 'Seni suçlamak istemiyorum, anlamak ve güvende tutmak için konuşmak istiyorum' yaklaşımı benimsenmelidir. Amacın itiraf koparmak olmadığını belirtmek önemli; bu, gencin savunmaya geçmeden konuşabileceği güvenli bir alan yaratılmasına olanak tanır.

“Bir kere denemek” söylemi neden hafife alınmamalı?

Bu ifade, yanıltıcı olabilir; gerçekten tek seferle sınırlı ancak sıklığı gizleyen bir ifade de olabiliyor. Denemek, gencin risk eşiğini düşürürken bir sonraki denemeyi de kolaylaştırabilir. İçecek ya da madde belirsizliği ise tıbbi riskler doğurabilir.

Ebeveynlere verdiğiniz net uyarılar neler?

“Bizim evde olmaz” yaklaşımından uzak durulmalı; utandıran ve sert tepkiler sorunu daha da büyütebilir. Doğru iletişim, net sınırlar koymak ve erken belirtileri ciddiye almak önemlidir. “Bir kere” ifadesini hafife almadan, genç köşeye sıkıştırılmadan hızlı ve doğru destekle riski büyümeden yönetebilmek gerekmektedir.

Çocuğun çantasını karıştırmak doğru mu?

Bu durum, ilişkide gerginlik yaratabilir. Gerekirse, çocuğa önceden bildirerek ‘Senin için endişeleniyorum, şu an bunu yapmakla yükümlüyüm’ demek doğru bir yaklaşım olacaktır.

Profesyonel destek ne zaman gerekli?

Kullanım tekrarlıyorsa, okulda ya da işlevsellikte belirgin düşüş varsa ve aynı zamanda depresyon, riskli davranışlar ya da ev içi çatışma artışları gözlemleniyorsa profesyonel destek alınması gerekmektedir. Danışma ve yönlendirme için ALO 191 ve YEDAM 115 hattı kullanılabilir.

Ailelerin ciddiye alması gereken önemli işaretler

Zaman içerisinde ortaya çıkan örüntülerin izlenmesi oldukça değerlidir. Bireyin işlevselliğinde bozuluşa neden olan davranışlar, duygu durum değişiklikleri, gizliliğin artması ve yalan söylemenin belirginleşmesi gibi durumlar kritik öneme sahiptir. Aile içindeki güvenli ilişkiler, gencin zorda kaldığında 'konuşmak mı, saklamak mı?' seçiminde belirleyici olacaktır.

Ani kalp krizi riski var

Maddenin etkileri neler?

Uyuşturucular, beynimizin belirli bölgelerini etkileyerek kaygı ve paranoya oluşturabilir. Kişide daha hırçın ve mutsuz olma durumları gözlemlenebilir. Maddelerin çeşitlerine ve bireylere göre yan etkileri farklılık gösterir. Kullanım öncesinde 'arkadaşım kullandı, onu rahatlattı' diyebilen birey, kendisinde tam tersi etkilerle karşılaşabilir. Beynimiz 23 yaşına kadar gelişimini sürdürmektedir, ancak bu tür maddeler gelişim sürecini engeller. Ayrıca, bazı maddeler tek kullanımla ani kalp krizi riskini artırabilir. Ailede yatkınlık varsa, şizofreni riski önemli ölçüde artış göstermektedir.

Erken tedaviyle kurtulmak mümkün

Tedavi sürecinden bahseder misiniz?

Bağımlılık tedavi süreci bazen başlama nedeninin kaygı olduğunu tespit edip bu kaygıyı giderme ile başlayabilir. Ancak bağımlılık durumu varsa hastane yatırımı da gerekebilir. Bu süreç, kapsamlı bir izleme, psikolojik destek ve ilaçlı tedavi gerektirebilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, iyileşme ihtimali de o kadar artmaktadır. Ailenin bu süreçte destekleyici ve tutarlı bir yaklaşımı, tedavi etkinliğini doğrudan etkiler.

reklam

YORUM YAP