reklam
reklam
DOLAR 47,3535 % 0.04
EURO 53,9089 % 0.08
STERLIN 63,0523 % 0.09
FRANG 57,8590 % -0.02
ALTIN 6.208,74 % 0,66
BITCOIN 64.609,02 -0.214
reklam

Bozburun Alarm Veriyor: Mikroplastik Yoğunluğu Rekor Seviyede

Yayınlanma Tarihi : Google News
Bozburun Alarm Veriyor: Mikroplastik Yoğunluğu Rekor Seviyede
reklam

Datça–Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde yer alan 17 noktadan alınan yüzey suyu örneklerinin hepsinde mikroplastik tespit edildi. En yüksek mikroplastik yoğunluğu ise Bozburun ve Yazı istasyonlarında ölçüldü.

Suda çözünmeyen ve 5 milimetreden küçük boyutlardaki mikroplastikler, büyük plastiklerin parçalanması ile oluşabildiği gibi tekstil ürünleri, temizlik malzemeleri ve çeşitli endüstriyel ürünler için sentetik olarak da üretilebiliyor.

Küçük boyutları sayesinde arıtma süreçlerinden kaçabilen bu parçacıklar, rüzgar ve akıntılarla kolayca taşınarak denizlere, göllere ve kıyı ekosistemlerine ulaşabiliyor. Bu durum, özellikle koruma altındaki alanlar için sucul yaşam açısından giderek artan bir çevresel risk teşkil ediyor.

Akdeniz Koruma Derneği ve Akdeniz Üniversitesinden bilim insanları, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi'ndeki 17 farklı istasyondan alınan su örneklerinde mikroplastiklerin mevsimsel dağılımını ve olası kirletici kaynaklarını araştırdı.

Çalışmanın sonuçlarına göre, yapılan örneklemelerde geçen yıl istasyonlarda 1 metreküp suda toplam 3 bin 105 mikroplastik belirlendi. Bördübet'te 97, Alayar'da 110, Emecik'te 127, Karaköy'de 80, Cumalı'da 130, Knidos'ta 267, Yazı'da 287 ve Palamutbükü'nde 217 mikroplastik bulundu.

Ayrıca, Kızılbük'te 110, Datça Merkez'de 173, Karaincir'de 197, Aktur'da 140, Lindos'ta 150, İnbükü'nde 127, Selimiye'de 163, Tavşanbükü Adası'nda 177 ve Bozburun istasyonunda 553 mikroplastik tespit edildi.

Suda bulunan en fazla mikroplastik türü, yüzde 93,7 ile lif formunda oldu, bunu yüzde 3,2 ile film formunda bulunan naylon torbalar ve yüzde 2 ile sert plastik parçacıkları takip etti. En sık karşılaşılan mikroplastik rengi ise yüzde 72,2 oranında siyah olarak belirlendi.

Mevsimler bazında mikroplastik yoğunlukları 1 metreküp suda; kışın 440, sonbaharda 623, yazın 1207 ve ilkbaharda 833 olarak ölçüldü.

Bozburun Mikroplastik Araştırması

“17 İstasyonun Hepsinde Mikroplastik Tespit Ettik”

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Doç. Dr. Olgaç Güven, Datça–Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde mikroplastik miktarını ve türlerini incelediklerini, ayrıca yüzey suyu örneklemesi yapılan noktalara yakın kıyı alanlarından ve plajlardan örnekler de aldıklarını belirtti.

Araştırma kapsamında tespit edilen 17 istasyonda da mikroplastik bulunduğunu vurgulayan Güven, “En düşük bulduğumuz kirlilik miktarı 16 partikül. Ancak bu da o bölgede bir mikroplastik kirliliği olduğunu gösteriyor. Buranın bir koruma bölgesi olduğunu ve ağır sanayinin olmadığını düşündüğümüzde, bu durum çevresel anlamda dikkat edilmesi gereken bir husus.” dedi.

Güven, Datça-Bozburun gibi bölgelerde kirlilik seviyelerinin, Antalya veya Mersin gibi yoğun deşarj ve havza yükü olan alanlara göre daha düşük olduğunu ifade etti.

En yüksek mikroplastik kirliliği Bozburun ve Knidos'ta tespit edilirken, en düşük kirliliğin Karaköy'de ölçüldüğünü belirten Güven, yarımadanın kuzeyinin güneyine göre daha temiz olduğunu vurguladı.

Mikroplastik Yoğunluğu

“Yazın En Yüksek Mikroplastik Miktarı Marinaların Bulunduğu Bölgede Tespit Edildi”

Güven, yerleşim alanlarından uzakta olmasına rağmen Knidos'ta görülen kirliliğin, Rodos yakınlarındaki girdap akıntısının suyu biriktirip yayması sonucu yalnızca karasal değil, açık denizden kaynaklı olarak da sahillere taşınmış olabileceğini dile getirdi.

İnceleme yapılan istasyonların genelinde ilkbahar ve yaz döneminde mevsimlere göre diğer dönemlere göre daha yüksek kirlilik gözlemlendiğini belirten Güven, “Yerleşim alanlarına yakın bölgelerde yaz dönemi en kirli dönemken, kış aylarında da 56 partiküle kadar kirlilik gözlemlendi. Örneğin kışın Selimiye'de 56 mikroplastik tespit ettik. Bu da kirliliğin tamamen yerel kaynaklı olmadığını, deniz taşınımının da etkili olduğunu göstermekte.” ifadelerini kullandı.

Güven, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde tespit edilen mikroplastiklerin büyük kısmının tekstil liflerinden oluştuğunun altını çizerek, bu durumun deniz yaşamı üzerinde birçok olumsuz etkilere yol açabileceğini ifade etti.

Koruma alanındaki mevzuat kısıtlamalarına rağmen, bölge halkının tarımsal faaliyetleri ve turistlerin gündelik kullanımı sonucunda oluşan atıkların kirliliğe neden olduğunu belirten Güven, şöyle devam etti:

“Plajların arkasındaki tarım arazileri plajlara sıfır pozisyonda ve buradaki tarımsal aktiviteler plaj bölgelerine kirlilik olarak yansıyor. Değerlendirmelerimizde tespit ettiğimiz kirletici tipleri arasında sulamalarda kullanılan hortumlar, fide kelepçeleri veya fide taşımada kullanılan plastik kaplar da bulunmaktadır. Ayrıca bölgede gübre çuvalları ve tarımsal zararlılarla mücadele kapsamında kullanılan ilaçların şişeleri de gözlemlenmektedir. Bu durum, koruma alanının yasal yükümlülükler çerçevesinde kontrolü dışında kalan bölge halkı tarafından yapılan faaliyetlerin regüle edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.”

Mikroplastik Kirliliği

“Sorunu Kaynağında Çözmeye Dayalı Yaklaşımlar Geliştirilmeli”

Güven, mikroplastik kirliliğinin sınır tanımayan bir sorun olduğunu ve çözümün ancak küresel işbirliği ile mümkün olduğunu söyledi.

Halkın bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Güven, bireysel olarak tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, çamaşır makinelerine mikroplastik filtre takılması ve genel tüketimin düşürülmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Endüstriyel ve tarımsal alanlarda ise tesislerin gerekli önlemleri alması, plastik bazlı tarım ürünlerinin alternatiflerinin geliştirilmesi ve atık yönetiminin etkin bir şekilde sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

Mikroplastiklerin su ortamına girmesi sonrasında mücadele etmenin oldukça zor ve maliyetli olduğunu aktaran Güven, “Çöpü alıp uygun bir şekilde bertaraf edileceği yere aktarmak ile yeryüzüne dağılmış çöpleri toplamak arasında ciddi zaman, efor ve maliyet farkı bulunuyor. Bu nedenle, yapmamız gereken en önemli şeylerden biri bu sorunu mümkün olduğunca kaynağında çözmeye yönelik yaklaşımlar geliştirmektir.” şeklinde konuştu.

Güven, araştırmanın 3 yıllık kirlilik eğilimini belirlemek için 5 yıllık bir projenin ilk aşaması olduğunu sözlerine ekledi.

reklam

YORUM YAP