reklam
reklam
DOLAR 43,1398 % 0
EURO 50,2417 % -0.03
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8705 % -0.02
ALTIN 6.252,79 % 0,02
BITCOIN 90.637,82 0.122
reklam

Bravo Derya Hoca: 25 yaşında hem müdür hem öğretmen hem hizmetli

Yayınlanma Tarihi : Google News
Bravo Derya Hoca: 25 yaşında hem müdür hem öğretmen hem hizmetli
reklam

Denizli'de yetişen Acun, öğretmenlik kariyerine 3 yıl önce, şehir merkezine yaklaşık 60 kilometre mesafedeki Çağırgan Mahallesi'nde, 20 öğrencisi bulunan Çağırgan Kikiler İlkokulu'nda adım attı.

Genç öğretmen, ilk görev yerinde köy yaşamına hızla uyum sağlayarak, hizmetlisi olmayan ve sobayla ısınan okulu bir eğitim merkezi haline getirmek için hemen işe koyuldu.

Acun, yöneticilikten öğretmenliğe, temizlikten bakım işlerine kadar bir dizi sorumluluğu tek başına üstleniyor.

Mahalle halkının desteğiyle, ihtiyaç sahibi öğrenciler için ayakkabı, kıyafet ve kırtasiye malzemeleri sağlayan fedakar öğretmen, ailelere de katkıda bulunuyor.

Acun, köy okulunda görev yapmayı her zaman hayal ettiğini fakat soba yakmanın da sorumlulukları arasında olacağını düşünmediğini belirtti.

Büyükşehirde büyüdüğü için odun kırmayı ve soba yakmayı göreve başladığında öğrendiğini ifade eden Acun, sınıf, tuvalet ve bahçe temizliğinin de kendisine ait olduğunu vurguladı.

Zamanını öğrencileriyle geçirerek, onlarla film günleri düzenlediklerini, mısır patlattıklarını ve kız öğrencilerin saçlarını ördüğünü anlatan Acun, öğrencileriyle güçlü bir bağ kurmanın önemine değindi.

'ODUN KIRILACAKSA KIRIYORUM, SOBAYI YAKIYORUM'

Kırsal alanda çalışmanın bazı zorlukları olduğunu kabul eden Acun, bunların üstesinden geldikçe güçlendiğini ifade etti; “Öğrencilerimin seslerini duyduğumda okulun kapısını açıyorum. Onlar sınıfta hazırlık yaparken, odun kırılacaksa kırıyorum, sobayı yakıyorum. Birleştirilmiş sınıftaki derslerime birinci sınıflarla başlıyorum.” şeklinde konuştu.

Müdür yetkili öğretmen olarak hem idari hem de eğitimsel görevleri üstlendiğini belirten Acun, bugüne kadar 6 öğrencisini mezun etmenin gururunu yaşadığını söyledi.

'SÜREKLİ BİRBİRİMİZE SARILIYORUZ'

Çocukların oyunlarına da katıldığını ve yeteneği olmamasına rağmen futbol bile oynadığını anlatan Acun, şöyle devam etti:

“Köyün zorluğu olduğu kadar güzellikleri de var. Samimi bir ortam var. Zorluklar beni sıkıştırsa da çocukların güler yüzleri, bana sarılmaları… Her gün bana mektup yazarlar. Kalplerinde ufak da olsa bir yer edinmem bana yetiyor. İlk görev yılımdan beri, öğretmenimize sarılmamız nedeniyle ben de bir beklenti içine girmiştim.”

Öğrencilerinin sarılmanın ne demek olduğunu bilmediğini fark ettiğini, bunu önce kendisinin onlara aşılamaya başladığını belirten Acun, “Onları sarıldım, öptüm, başlarını okşadım. Zamanla bu sıcaklığı ve samimiyeti hissedince, peşimden hiç ayrılmıyorlar. Sürekli birbirimize sarılıyoruz. Bu beni çok duygulandırıyor.” dedi.

'SEVİNCE SU GİBİ AKIP GİDİYOR'

Çocukları sevmeyen hiç kimsenin iyi bir öğretmen olamayacağına inandığını söyleyen Acun, “Çocukları sevdikten sonra her şey su gibi akıp gidiyor. Eğer çocuklara sıcak davranmaz ve onları sevmezsen, hem ders anlama süreci hem de benim anlatım sürecim sıkıntıya girer.” ifadelerini kullandı.

reklam

YORUM YAP