reklam
reklam
DOLAR 43,1388 % 0.21
EURO 50,2459 % -0.08
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8831 % 0.06
ALTIN 6.251,35 % 0,91
BITCOIN 90.754,65 0.337
reklam

Buğra Gökce: İnsanlık kazanacak, umut veren, başını dik tutan, haksızlığa direnen kazanacak

Yayınlanma Tarihi : Google News
Buğra Gökce: İnsanlık kazanacak, umut veren, başını dik tutan, haksızlığa direnen kazanacak
reklam

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında yaklaşık 300 gündür tutuklu bulunan İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökce, cezaevinden yeni yıl mesajı iletmiş durumda.

Gökçe, mesajında 365 günün 286 gününü Silivri Cezaevi’nde geçirdiğini belirterek, bu süreçte en çok insana ve sevdiklerine özlem duyduğunu ifade etti.

“SEVGİ KAZANACAK”

Duygularını yazı ve paylaşımlar aracılığıyla dışarı aktarmaya çalıştığını söyleyen Gökçe, şu ifadeleri kullandı:

– “Sevgi kazanacak. Yılın son günü… Koca bir yılı tek kişilik ev hücremde yalnızlık senfonimle uğurluyorum.

– 365 gün içerisinde 286 günümü özgürlüğümden yoksun, Silivri beton kafesinde her şeye hasret kalarak geçirdim. En çok da insana, sevdiklerime hasretim… Anneme, eşime, diğer sevdiklerime, aileme hasretim…

– Bu ağır yalnızlık içinde yalnız kalmamak için kendi senfonimi yazdıklarımla dışa vurmak için çaba gösterdim. Duygularımı, yaşadıklarımı, hissettiklerimi, yaptıklarımı ve hatta yapmadıklarımı yazılarım, gazete köşeleri ve sosyal medya yoluyla sizlere ulaştırdım.

– Burada gün gün aldığım notları, değerli gazeteci dostların katkılarıyla kitap olarak sizlere sunma cesaretini buldum içimde.

– Yazarak rahatladım, paylaştıklarımla duvarları aştım. Sizlerden gelen geri dönüşler ve tepkilerle kendimi özgür hissettim tek kişilik hücremde. Bu hücre, her günüyle ürettiğim, durmadığım ve direndiğim tarihe tanıklık eden bir beton kafes…

– Aldığım börek kokusunu da bir hayal üzerinden sizlere anlatmaya çalıştım. Çimen kokusunun verdiği yemyeşil özgürlüğe ulaşma ihtiyacını, gökyüzüne özgürce bakabilme, tel örgüsüz görebilme umudunu paylaşmayı da ihmal etmedim. Bir güzel kokuya, can dostla olan ihtiyacı da.

“MODERN ZAMANIN İŞKENCESİ BEDENE YAPILMIYOR ZİRA”

– Yapmaya çalıştığım yemeklerle de direndiğimi düşündüm; çalışıp üretip sunduğum fikirlerle de. Modern zamanın işkencesi bedene yapılmıyor, zira… Ruha, yüreğe ağır psikolojik yıkımlarla gerçekleşiyor. Tek kişilik tecrit mekanları ve kuyu tipi cezaevleri ile bu ağır yıkım hayatla bağları koparmaya çalışarak, insanın kendisini iyi, moralli ve güçlü hissettiği her iş, her faaliyet burada bir eylem haline geliyor. Bir direniş.

– Bu nedenle burada reçeller yaptım. Mezeler, acukalar, taze fasulyeler pişirdim… Bu faaliyetler beni iyi hissettirdi. Yılbaşı için provasını yaptığım pastamı bugün tekrar pişirdim. Akşam afiyetle yiyeceğim. Sizlerle birlikte yediğimi, pastayı adil dağıtın diye meydan okuduğumuz düşünerek. Siz de elinizdekiyle bir üretim yaparak, teslim olmadığınızı meydan okuduğunuzu gösterin dostlar…

– Bu yılda evlendim… Bu zor zaman diliminde, kendi küçük kıyafetim içinde, kendi cennetime ilk adımımı attım. Filizim, bu karanlıkta tüm aydınlığıyla yanımda durarak beni, en devrimci eylememde ve sonrasındaki mücadelemde asla yalnız bırakmadı.

– Koluma giremiyor henüz ama çıkacağım ve onu da yapacağız. Özgürce sarılacağız. Sevgi kazanacak… İnsanlık kazanacak, umut veren, başını dik tutan, haksızlığa direnen, üreten yürekler ve onların soylu direnişi, adil yürekleri, masumiyet çığlıkları kazanacak. Hoşgelişler ola 2026!”

reklam

YORUM YAP