

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından uzun süredir kamu hizmetlerinde kullanılan Meslek Fabrikası, Egemenlik Binası ve Gasilhane binalarının Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tesciline ilişkin davada, mahkeme daha önce verilen yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı ve belediyenin itirazlarını reddetti.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “İzmir adına tarihi olarak çok üzücü bir olay yaşıyoruz. Bu durumun en kısa zamanda sona ermesini umuyorum. Çünkü gerçekten kabul edilemez bir hata var ve bence kesinlikle vicdansızca bir karar” dedi.
Tugay, bu üç yapının da halen aktif bir şekilde kamu hizmetinde kullanıldığını belirterek şunları söyledi:
– “Üç adet yapıdan bahsediyoruz. Bunlardan biri, halkımıza, gençlerimize ve kadınlarımıza meslek edindirme kursları sunduğumuz Meslek Fabrikası; diğeri, belediye binası olarak bilinen Egemenlik Binası ve sonuncusu, bugünkü gasilhane olarak kullanılan, aynı zamanda evde sağlık ve bakım hizmetleri için bir karargah niteliğindeki diğer bina.
– Egemenlik Binası, belediye binası olarak inşa edilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, belediyeye özel olarak yaptırılmış bir yapı ve vakıflar tarafından yapılmış bir bina değildir. Açılışından itibaren tamamen belediye binası olarak kullanılmıştır. Bu yapıya vakıflar şu an el koymaya çalışıyorlar. Meslek Fabrikası binası, altında Atatürk ve İsmet İnönü'nün imzası olan bir belge ile alınmış ve tekrar belediyeye tahsis edilmiştir. Bununla ilgili belgeleri paylaştık.
– Hatta vakıflara “taviz parası” ödenmiş bir bedel var. Bu şekilde alınmış diğer yapı da benzer koşullarda. Bu üç bina şuan aktif olarak kamu hizmetinde kullanılıyor. Ne başka bir kuruma verilmiş, ne de başka bir kuruma kira verilmiş durumda. Tamamen belediyenin hizmetinde kullanılan bu yapılara bizim haberimiz olmadan, sadece tapuda vakıfların şerhi bulunması gerekçe gösterilerek tescil işlemi yapılmış ve vakıfların üzerine geçirilmiştir.”
“Haklı Olduğumuz Anlaşılacak, Binalar Belediyeye Geri Verilecek”
İlgili mülklerin tapudaki vakıf şerhinin mülkiyete değil, tarihi yapıların korunması amacına yönelik olduğunu belirten Tugay, sözlerini devam etti:
– “Burada vakıfların şerhinin ne üzerine olduğunu incelemek gerekir. Bu maddeler tamamen binaların eski, tarihi yapılar olmasından kaynaklanıyor; yani çevresinin korunması amacıyla, önüne bina yapılmaması, yol geçmemesi gibi önlemler için düzenlenmiştir. Bu mülkiyetle ilgili bir şerh değildir. Meslek Fabrikası için vakıflara ücret ödenmiştir ve belgelerimiz var.
– Tapunun vakıflara tescil yaptığını düşündüğümüz için iptal davası açtık. Mahkeme, öncelikle yürütmeyi durdurma kararı aldı fakat dün ne yazık ki bu kararı geri aldı. Şimdi de tahliye kararı almaya çalışıyorlar. Tahliye kararıyla ilgili de dava açtık. Ayrıca, bu binaların başka bir koruma verilmemesi ve satışlarının yapılmaması için de mahkemeye başvurduk, ihtiyati tedbir kararı alındı ve süreç devam ediyor.
– Hukuki süreç sürüyor ve bu sürecin sonunda haklı olduğumuz anlaşılacak ve bu binalar belediyeye geri verilecek. Bu aşamada, aceleyle belediyeyi bu hizmetlerden mahrum bırakacak bir şekilde tahliye etmeye çalışmak, tamamen hukuka aykırı ve ahlaken doğru bir davranış değil.”
“Belediye de Yunan Belediyesine Dönüşmeyecek”
Meslek Fabrikası, Egemenlik Binası ve Gasilhane'nin tahliyesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Tugay, ardından sözlerini şöyle sürdürdü:
– “Bu ortamda bazı milletvekillerinin, İzmir milletvekillerinin bugün İzmir'in yanında durması gerek. İzmir halkının yanında, İzmir'e ait kurumların yanında yer almalı. Ancak bazıları vakıflar hakkında 'Yunan vakfı mı?' gibi ifadelere başvuruyor. Belediye Yunan belediyesi mi ya da İzmir Yunan şehri mi? Nasıl bir yaklaşım bu? Bu devletin kendi kurumuna yapılan muamele akıl alır gibi değil.
– Mahkemelerin, normal şartlarda bu belgeleri inceleyerek bu yapıları belediyeye iade edeceğini biliyoruz. Ama mevcut şartlar altında, mevcut hizmetleri durduracak şekilde tahliye işlemi yapmak çok yanlış, çok kötü bir tutum. Bu kabul edilemez bir davranış. İnsanların kafalarını karıştırarak, 'Geçmişte siz burayı başkasına verecektiniz' gibi uydurma iddialarla bu işin içinden çıkamazlar.
– Biz hiçbir yere vermiyoruz ve vermeye niyetimiz yok. Kendi hizmetlerimizi sürdürme çabası içerisindeyiz. Hatta vakıflara öneride bulunduk, hukuki süreç sona erene kadar buradan çıkmayı düşünmüyoruz. Eğer gerekirse, sizlere kira ödeyelim. Eğer mahkeme gerçekten burayı size iade ederse, tamam ama beklediğimiz gibi tekrar bize verirse her şey normale dönecektir.
– Tüm bunları reddedip, bu durumu 'İzmir'in malına çökme' olarak adlandırmak durumundayım. İzmir'in malına çökme girişimi yapıyorlar. Ayrıca, 'Vakıflar Yunan vakfı mı?' diyerek bu durumun ne anlama geldiğini anlamakta zorlanıyorum. Belediye de Yunan belediyesi değil, İzmir de bir Yunan şehri değil. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değil.”
“Ellerinden Gelse Belediyeyi Kapatacaklar”
Uzun yıllardır İzmir Büyükşehir Belediyesi kullanımında olan binalarla ilgili sürecin başlatılmasına tepki gösteren Tugay, şu ifadeleri kullandı:
– “Hükümetten olmayan belediyelerin hizmetlerini aksatmak için her türlü yöntemi deniyorlar. Bunu defalarca dile getirdik. İzmir'e yapılmasını beklediğimiz yatırımlardan mı bahsedelim, onayını beklediğimiz kredilerden mi? Bunları ifade ettiğimde bana Şehir Hastanesini anlatıyorlar.
– Şehir Hastanesi, özel bir şirkete yaptırdığınız bir projedir. Bugün bu yapı için büyük bir kira ödüyorsunuz. Yüzde 70 doluluk garantisiyle 25 yıl süreyle kira taahhüt ettiniz. Bu, devletin yatırımı değil, özel şirkete yapılan bir yap-işlet-devret projesidir ve 25 yıl boyunca resmen ipoteğe bağlanmış bir iş. Bunları İzmir'e yatırım olarak anlatıyorsunuz bize. Ya da İzmir-İstanbul otoyolunu anlatıyorlar.
– İzmir-İstanbul otoyolu için ödediğimiz tutarı göremiyor musunuz? Bunu İzmir'e bir yatırım olarak mı gösteriyorsunuz? Şehir trafiğini rahatlatmak için gereken ikinci çevre yoluyla ilgili bir adım atmadığınız gibi, kendi adayları dahi söz vermişti 'Burayı acilen yapacağız' diye. İki yıldır hiçbir işlem yapılmadı.
– Bir taraftan şehrin sorunlarına çözüm üretmek adına hiçbir yatırım yapmayıp, diğer taraftan mevcut hizmetlerimizi aksatmaya çalışıyorlar. Bu sebepten ötürü de hizmet binalarımızı elimizden alıyorlar. Eğer ellerinden gelse, belediyeyi kapatacaklar. Ben İzmir halkının bu durumu doğru anlamasını ve kendi belediyesine, şehrine, malına sahip çıkması gerektiği inancındayım.”
Öte yandan, büyükşehir ekipleri, üç tarihi binaya dev Türk bayrağı astı.


