reklam
reklam
DOLAR 43,9493 % 0.12
EURO 51,9846 % 0.09
STERLIN 59,3099 % -0.15
FRANG 57,1689 % 0.78
ALTIN 7.435,91 % 1,41
BITCOIN 65.366,33 -0.51
reklam

CHP Beşiktaş'ta Hayat Pahalılığına Dikkat Çekti

Yayınlanma Tarihi : Google News
CHP Beşiktaş'ta Hayat Pahalılığına Dikkat Çekti
reklam

CHP Beşiktaş İlçe Başkanlığı, Beşiktaş Meydanı'nda hayat pahalılığına karşı düzenlediği eylemle dikkat çekti.

Açıklamada, AKP'nin 2002 yılında iktidara geldiğinde sofraların kurulabildiği ve mutfak alışverişinin sorun olmadığı dönemler hatırlatıldı.

CHP Beşiktaş İlçe Başkanı Mehmet Arslan tarafından okunan açıklamada, “Mutfakta büyük bir ekonomik sıkıntı var. Ramazan pidesi artık sadece sembolik bir bereket anlamına gelmiyor, aynı zamanda fiyatı tartışılan bir ürün haline geldi. Zeytin tane hesabıyla alınmakta, hurma ise gramla paylaşılmaktadır. Pastırma gibi temel gıda ürünleri dar gelirli aileler için neredeyse ulaşılmaz hale gelmiştir. Sorun yalnızca fiyatların yükselmesi değil; aynı zamanda gelirlerin hayatın gerçek maliyeti karşısında erimesidir” ifadelerine yer verildi.

“2002'de Sofra Kurulabiliyordu, Mutfak Alışverişi Kriz Değildi”

Açıklamanın detayları şu şekilde paylaşıldı:

– “Ramazan ayı; sabır, dayanışma ve paylaşma ayıdır. İslam âlemi için bu mübarek zaman dilimi sadece oruç değil, aynı zamanda yoksulun durumunu anlamak, komşunun kapısını çalmak, sofrayı büyütmek ve adaleti hatırlamaktır. Ramazan, vicdanın ayıdır. Ve vicdan bize bugün şunu söylüyor: Bu ülkede milyonlarca insan iftar sofrasını kurarken büyük bir ekonomik zorlukla karşı karşıya kalmaktadır.

– Biz geçmişi romantize etmiyoruz, ama gerçekleri de inkar edemeyiz. 2002 yılında asgari ücretli vatandaşlarımızın alım gücü, temel gıda ürünlerine erişim açısından bugüne göre çok daha fazlaydı. İnsanlar zeytini, hurmayı, pastırmayı ve pideyi alırken bu kadar çok hesap yapmak zorunda kalmıyordu. Sofra kurulabiliyor, mutfak alışverişi bir krize dönüşmüyordu.

“Bugün Mesele Sadece İftar Sofrası Değil”

– Bugün 2026 yılında durum iç açıcı değil. Mutfakta büyük bir ekonomik sıkıntı var. Ramazan pidesi artık sadece bir bereket sembolü değil, fiyatları konuşulan bir ürün haline geldi. Zeytin tane ile alınmakta, hurma gramla paylaşılmaktadır. Pastırma gibi ürünler dar gelirli için neredeyse ulaşılmaz hale gelmiştir.

– Burada sorun yalnızca fiyatların artması değil; gelirlerin hayatın gerçek maliyetinin gerisinde kalmasıdır. Ama asıl önemli mesele şudur: Mesele sadece iftar sofrası değildir. Barınma krizi de büyümüştür. Kiralar, asgari ücretin büyük bir kısmını yutmaktadır.

– Gençler ailelerinden ayrı ev kuramamaktadır. Yeni evli çiftler, gelecek planlarını kira artışlarına göre yapmak zorunda kalmaktadır. Sosyal yaşam daralmış durumdadır. Bir ailenin dışarıda yemek yemesi ya da çocuğunu kültürel etkinliklere götürmesi artık lüks haline gelmiştir.

“Ramazan’da Akraba Ziyareti Bile Ekonomik Hesaplarla Yapılıyor”

– Ramazan'da bir akraba ziyareti bile artık yol masrafları hesaba katılarak planlanmakta. Çocuk bakımı ise ayrı bir ekonomik yük oluşturmuştur. Kreş ücretleri, okul masrafları ve servis giderleri aile bütçesini zorlamakta; ebeveynler çocuklarının ihtiyaçları ile temel faturaları arasında seçim yapmak zorunda kalmaktadır.

– Belki de en üzücü olanı: Bu ülkede insanlar artık gelecek hayali kuramamaktadır. Gençler umutlarını yurt dışında aramakta, emekliler geçim sıkıntısıyla ikinci iş düşünmekte, çalışanlar ise ay sonunu getirememe kaygısıyla yaşamaktadır. Orta sınıf hızla erimekte, dar gelirli kesim ise derin bir yoksulluğa sürüklenmektedir.

– Ekonomik sefalet yalnızca rakamlarla ölçülmez. Sefalet, sofradaki porsiyon küçüldüğünde başlar. Sefalet, çocuk 'baba bunu alabilir miyiz' diye sorduğunda yaşanır. Sefalet, bir annenin pazar çantasını doldurmakta zorlanmasıyla hissedilir. Bugün Türkiye’de olan tam olarak budur: Alım gücü düşmüş, gelir dağılımı bozulmuş ve enflasyon dar gelirli kesimin yaşamını kuşatmıştır.

– Ramazanın bereketi, bu ekonomik gerçekler karşısında gölgelenmiştir. Bu durumu kabul etmiyoruz. Ülkemiz kaynakları olan, üreten ve genç nüfusu güçlü bir ülkedir. Sorun, yetersizlik değil; yanlış ekonomi politikalarıdır. Planlama eksikliği ve üretimden kopuştur. Gelir adaletinin sağlanamamasıdır.

– Ramazan ayı, bize adaleti hatırlatır. Adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil, mutfakta da gereklidir. Adalet, çocuğun beslenme çantasında da olmalıdır. Adalet, kirada oturan emeklinin hayatında da şarttır. Bugün gelinen noktada ekonomik kriz bir yönetim krizine dönüşmüştür. Halkın dayanma gücü azalmıştır.

– Sandık halkın önüne gelmeli, millet iradesi ortaya konulmalıdır. Buradan açık ve net bir çağrı yapıyoruz: Bu ülkenin daha fazla zaman kaybetmeye tahammülü yoktur. Mutfaktaki yangını söndürmenin yolu, demokratik meşruiyeti yenilemekten geçer.

– Erken seçim kaçınılmazdır. Millet, iradesini yeniden ortaya koymalıdır. Ramazan’ın bereketini yeniden hissedebildiğimiz, gençlerin umut kurabildiği, ailelerin gelecek planları yapabildiği bir Türkiye mümkündür. Biz o Türkiye’yi kurmaya hazırız. Kararı verecek olan aziz millettir.”

reklam

YORUM YAP