

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (Türk DEGS) Başkanı, müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Kuzey Bavyera Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından Nürnberg’de gerçekleştirilecek “Lozan’dan Günümüze Cumhuriyet ve Mavi Vatan” başlıklı konferansa katılmak üzere Almanya’ya gitti.
Konferans öncesinde değerlendirmelerde bulunan Yaycı, Cumhuriyetin kuruluş süreci, Mavi Vatan doktrini, Türkiye’nin deniz yetki alanları ve terörle mücadele konularında açıklamalarda bulundu.
“TÜRKİYE, SEVR’İ YIRTIP ATARAK BİR DENİZ ÜLKESİ OLARAK YÜKSELDİ”
Cumhuriyetin, işgal ve yokluk döneminin ardından kurulduğunu ifade eden Yaycı, Lozan’da belirlenen sınırların Atatürk’ün Hatay’ı anavatana katmasıyla genişlediğini vurguladı. Yaycı, şunları söyledi:
– “Türk milleti, büyük bir millettir. Cumhuriyetle birlikte denizlerine de hâkim olmuştur. Montrö Sözleşmesi ile boğazlarda tam egemenlik sağlanmıştır.
– Atatürk, denizciliği Türk milletinin büyük bir hedefi olarak göstermiştir. Bugün Türkiye, 462 bin kilometrekarelik Mavi Vatan deniz yetki alanına sahiptir. Bu alan, ülke yüzölçümünün yarısından fazladır.”
Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının Türkiye’nin geleceği açısından stratejik önem taşıdığını belirten Yaycı, gaz rezervlerinin ülkenin uzun yıllar enerji ihtiyacını karşılama potansiyeline sahip olduğunu kaydetti.
“MAVİ VATAN YAYILMACILIK DEĞİL, ULUSLARARASI HUKUKA UYGUNDUR”
Mavi Vatan doktrinindeki “yayılmacılık” eleştirilerine yanıt veren Yaycı, haritanın uluslararası anlaşmalar ve deniz hukukuyla uyumlu olduğunu ifade ederek “Mavi Vatan maksimalist değildir; optimal ile minimal arasında bir haritadır. Yeni Osmanlıcılık veya genişlemecilikle ilişkilendirilemez. Türkiye’nin diğer devletler gibi ilan ettiği veya edeceği doğal haklarıdır.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin tarih boyunca jeopolitik öneminden dolayı çeşitli hesaplarla karşı karşıya kaldığını belirten Yaycı, nüfusun büyük bir kısmının kıyılarda yaşadığını ve Türkiye’nin gerçek bir deniz ülkesi olduğunu vurguladı.
“MİLLETİ ETNİK GRUPLARA BÖLMEK, ATATÜRK’ÜN TÜRK TANIMINA AYKIRIDIR”
Türkiye’de artan etnik ayrıştırma çabalarını dile getiren Yaycı, Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözünü hatırlatarak “Türkiye’de tek bir halk vardır; o da Türk milletidir. Vatandaşlık bağıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı olan herkes Türk’tür. Siyasilerin halkı etnik gruplara bölmesi, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykırıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Atatürkçüyüm” diyenlerin “başka bir halk” söylemini kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirten Yaycı, tüm siyasileri millet tanımı konusunda dikkatli olmaya davet etti.
“25 YILDIR TERÖR EYLEMLERİ YAPAN BİR ÖRGÜTÜN LİDERİNİN MUHATAP ALINMASINI ANLAMIYORUM”
Türkiye’nin terörle mücadelesine değinen Yaycı, terör örgütü PKK’nın uzun yıllardır süren eylemlerine dikkat çekerek “Devlet, terörü gazilerin kanları ve şehitlerin canlarıyla sona erdirmişti. Buna rağmen 25 yıldır terör eylemleri yapan bir örgütün liderinin muhatap alınmasını hiç anlamıyorum. PKK tabelasının indirilmesi, örgütün başka isimlerle meşrulaştırılmasına neden olabilir.” ifadelerini kullandı.
Terör örgütü yöneticilerinin, terör elebaşlarının silah bırakmaya hazır olduklarını gösteren bir adım atmadığını belirten Yaycı, terör örgütü meydan okumaya devam ettiğini ifade etti.
Anayasanın değiştirilmesine yönelik tartışmaların da Türkiye açısından önemli riskler taşıdığını dile getiren Yaycı, etnik temelli tanımların ülkeyi bölücülüğe götüreceğini savundu.
“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ MUTLAKA HALKA SORULMALIDIR”
Anayasa değişikliğinin doğrudan millet tarafından onaylanması gerektiğini vurgulayan Yaycı, “Beş yıllığına seçilen milletvekillerinin, milletin ebedi geleceğini belirleyecek değişiklikler yapması doğru değildir. Anayasa değişikliği referanduma götürülmelidir. Millete gitmekten çekinen, demokrasiye inanmıyor demektir. Asil, vekilden kıymetlidir.” dedi.
Meclis’te kurulacak komisyonlarla millete sorulmadan anayasa yapılmasına karşı çıkan Yaycı, anayasada yapılacak her değişikliğin mutlaka halka sorulması gerektiğini belirtti.
“TÜRKÜM DİYE VATANDAŞIMIZ ÜLKESİNE İHANET ETMEZ”
Yaycı, Almanya başta olmak üzere yurt dışındaki Türklerin Türkiye’ye bağlılıklarının örnek teşkil ettiğini ifade ederek sözlerini şöyle sonlandırdı:
– “Almanya’da önemli yerlere gelen Türk kökenli vatandaşları takdirle karşılıyorum. Hem bulundukları ülkeye hizmet ediyorlar hem de Türkiye’yi ve Türklüğü en iyi şekilde temsil ediyorlar.”
“Türküm” diyenin ülkesine ihanet etmeyeceğini belirten Yaycı, “Yurt dışındaki vatandaşlarımızdan Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlenmesi için destek bekliyorum.” dedi.


