reklam
reklam
DOLAR 46,6600 % 0.12
EURO 53,1528 % 0.09
STERLIN 62,0951 % -0.01
FRANG 57,5952 % 0.14
ALTIN 6.130,13 % 1,67
BITCOIN 60.575,81 0.885
reklam

Dedesi İstismar Etti, Babası ve Kardeşlerine de Dava Açtı

Yayınlanma Tarihi : Google News
Dedesi İstismar Etti, Babası ve Kardeşlerine de Dava Açtı
reklam

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, şu an 22 yaşında olan A.E, 5 yaşından 11 yaşına kadar dedesi tarafından sistematik cinsel istismara maruz kaldı. Kendisiyle aynı aileden olan iki yaş küçük kuzeni de dedesi Durmuş Olum’un istismarına uğrayarak hamile kaldı. Olayın ardından A.E, tazminat davası açmaya karar verdi.

2021 yılında Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Durmuş Olum’a yönelik A.E’ye karşı işlediği cinsel istismar suçundan 18 yıl, kuzenine yönelik eylemleri nedeniyle ise 30 yıl hapis cezası verdi. Ancak, Durmuş Olum 73 yaşında hapishanede hayatını kaybetti.

Bütün bu süreçte, A.E'nin cinsel istismar nedeniyle eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldığı, adli tıp raporlarıyla pek çok psikolojik rahatsızlık geçirdiği ve yaşamını sürdürmede zorluklar yaşadığı belirlendi.

'Geleceğini Kurabilmek İstiyor'

A.E, babasının da içinde bulunduğu sanık Durmuş Olum’un mirasçılarına karşı Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açtı.

A.E’nin avukatı Gamze Serin, müvekkilinin geçmişte yaşadığı travma nedeniyle eğitimini tamamlayamayarak yaşamını yeniden kurmak istediğini ifade etti:

“Müvekkilim, yaşadığı travmanın üstesinden gelerek üniversite eğitimine devam etmek istemektedir. Bu noktada, tedavi ihtiyaçları, istismar nedeniyle eğitimde yaşanan eksiklikler ve sosyal/ekonomik kayıplar göz önüne alındığında maddi ve manevi tazminat talebinin göz ardı edilmesi hukuka aykırıdır.”

Mirasçıların, dedenin mirasını reddetmeyip ondan kalan taşınmazlarda yaşamaya devam ettiğini ve dedeye destek olmaya devam ettiklerini belirten Serin, müvekkili A.E’ye hiçbir maddi veya manevi yardımda bulunmadıklarını da vurguladı.

Davalıların davranışlarının sadece ihmalkar bir suskunluk değil, aynı zamanda fail lehine gerçekleşen aktif bir manevi ihlal teşkil ettiğini dile getirdi. Müvekkilin yalnızca istismar olayının değil, aynı zamanda kendisine koruma ödevinin de ihlal edildiği bir durumla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Bu nedenle dava, sıradan bir zarar veya psikolojik rahatsızlık durumu olmaktan çıkarak, aile temelli sosyal destek mekanizmasının çökmesi sebebiyle derinleşen bir travma haline geldi. Tazminat talebi, müvekkilin insan onurunun yeniden sağlanması için hukuken zorunlu bir telafi mekanizması olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu dava, sadece A.E’nin değil, çocuklukları ellerinden alınmış, yıllarca sessiz kalmaya zorlanmış olan binlerce mağdurun adına bir adalet talebi niteliğindedir. Müvekkil, zorluklara rağmen haklarını sonuna kadar arayarak, “ben buradayım” demekte ve yaşadığı kayıplara sahip çıkarak topluma güçlü bir direnç örneği sunmaktadır.

'Emsal Niteliği Taşıyor'

Tazminat davasında talep edilen miktar, yalnızca geçmişte yaşanan acının karşılığı değil, aynı zamanda uzun yıllar süren sağlık giderleri, iş gücü kaybı ve tedavi zorluklarının da telafisi amacı taşımaktadır.

Bahsedilen tazminat davasını sıradan bir uyuşmazlık değil, insan onurunun yeniden tesis edilmesi ve sürekli zararların hukuk önünde karşılık bulması olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Serin, “Tazminat, merhametle sağlanan bir bağış değil, hukuki sorumluluğun doğal sonucudur” dedi.

Bir kişinin yaşamı kalıcı olarak zarar görmüşse, hukukun bunu görmezden gelemeyeceğini hatırlatan Serin, travmanın zamanla silinmeyeceği gibi hukukun da bunu kabul ettiğini ifade etti. Bu nedenle açılan davanın, benzer durumdaki birçok kişi için emsal olabileceğinin altını çizdi.

'Mesele Sayısal Bir Tartışma Değil'

Şu an bilirkişi aşamasında olan dosyanın, tazminat miktarının belirlenmesi için bilirkişiye gönderileceği öngörülüyor. Mahkemenin bilirkişi raporundan sonra vereceği nihai kararın çok önemli olduğunu belirtti.

Serin, mahkemenin dosya kapsamındaki sağlık raporları, yaşam boyu kia oluşan zararlar ve müvekkilin şartlarını dikkate alarak adil bir karar vereceğine inandığını belirtti.

Bugün bu davada verilecek karar, yalnızca tarafları değil, benzer durumlardaki binlerce insanın adalet sistemine duyduğu güveni de etkileyecektir. Bu nedenle mesele sayısal bir tartışmanın ötesinde, insana dair bir onur meselesi olarak kalacaktır.

reklam

YORUM YAP