

Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bu türün İzmit Körfezi için yeni olmadığını, 2007 yılından bu yana bölge sularda rastlandığını ifade etti.

“2007'DEN BU YANA İZMİT KÖRFEZİ'NDE GÖRÜLÜYOR”
Pusula denizanasının alışılmış türlerden farklı rengi ve yapısı nedeniyle dikkat çektiğini söyleyen Ergül, “Benim bildiğim kadarıyla bu canlı türüne 2007'den bu yana İzmit Körfezi'nde rastlanıyor. Biz daha önce yaptığımız bir çalışma sırasında görmüş ve raporlamıştık, çok yeni değiller. Ancak görüntüleri alışkın olduğumuz ya da bizim denizlerimizde yaygın olarak bulunan denizanalarından değişik ve renkli olduğu için halkımızın da doğal olarak dikkatini çekiyor. Geçtiğimiz hafta yaptığımız bir arazi çalışması sırasında biz de bunlarla karşılaştık. Yoğunlukları son dönemde artmış. Kış sonu ve ilkbahar mevsiminin başlangıcı, bu canlıların üreme dönemlerine denk gelir. Bu nedenle normal fizyolojik süreçleri gereği sayıları bu dönemde artış gösterir. Şu anda İzmit Körfezi'nde rastlanır halde olmaları doğal bir süreçtir” dedi.

“TENTAKÜLLERE DOKUNMAYIN, TATLI SU SÜRMEYİN”
Denizanasının yakıcı kapsüller içeren iğnelerinin sadece tentakül kısımlarında bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ergül, muhtemel temas durumunda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Normal şartlarda bu canlıların insanlara bir zararı yok. Ancak temas edildiğinde özellikle tentakül kısımlarında bulunan ve knid olarak adlandırılan iğneleri yakıcı kapsüller içerdikleri için yanma hissi oluşturuyorlar ve acı verebiliyorlar. İki bölümden oluşuyorlar; tentaküller ve şemsiye kısmı. Şemsiye kısmına dokunmakta bir sakınca yoktur ya da buranın zararı yoktur ama tentakül kısmı bahsettiğim knid denilen iğneler zarar verirler. Temas halinde acıyan noktanın öncelikli bölgenin deniz suyuyla yıkanması tavsiye edilir. Tatlı su veya musluk suyu tercih edilmemelidir çünkü knidlerin patlamasına ve acının artmasına yol açabilir. İlerleyen aşamada varsa mümkünse amonyaklı ya da sirkeli su bu iş için uygun tedavi metodu olabilir. Daha sonra da sağlık kuruluşuna gitmekte fayda vardır.”

“GEMİLERİN BALAST SULARIYLA TAŞINMIŞ OLABİLİR”
Türün bölgeye gelişiyle ilgili farklı hipotezler olduğunu belirten Ergül, “Çok büyük ihtimalle gemilerin balast suları aracılığıyla taşınmış olma ihtimali yüksek. Bununla birlikte iklim değişikliğine bağlı su sıcaklıklarındaki artış ve avcılarının sayısındaki azalma da popülasyonun bu bölgede tutunmasına ve artmasına neden oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

“POPÜLASYON DENGELENECEKTİR”
Sayısal artışın sudaki fizikokimyasal şartlarla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Ergül, “Sayısal artışın sebeplerinden biri de bu canlıların avcılarının sayısındaki azalmayla ilişkili olabilir. Ayrıca yüzey sularında meydana gelen sıcaklık artışları, türün bu dönemde bölgede yoğunlaşmasında etkilidir. Ancak endişe edilecek durum yok zaman içerisinde popülasyon büyüklükleri ekosistemin kendi iç dinamiklerinde mutlaka dengelenecektir” şeklinde konuştu.
Ergül ayrıca, vatandaşların karşılaştıkları denizanalarını Türk Deniz Araştırmaları Vakfının (TÜDAV) “yayakarsa.org” sitesi üzerinden bildirmelerinin, denizlerin sağlığı ve bilimsel veri takibi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

“EŞİMLE YÜRÜRKEN KIRMIZI, KOCAMAN VE UZUN KOLLARI OLAN BİR DENİZANASI GÖRDÜM”
Sahilde yürüyüş yaparken denizanasını fark ederek görüntülerini kaydeden Bucak Sıcak ise “Eşimle yürürken kırmızı, kocaman ve uzun kolları olan bir denizanası gördüm. Tehlikeli bir tür olabileceğini tahmin ettim. Yazın burada çocuklar yüzüyor, denize girenler oluyor. Birinin alerjisi olabilir, insanlara farkındalık oluşturmak için durumu bildirmek istedim” ifadelerini kullandı.


