

Son günlerde yapılan bir bilimsel araştırma, depresyon riski üzerindeki genetik etkenler ile ekonomik koşullar arasındaki ilişkiyi derinlemesine incelemeye aldı.
Journal of Psychopathology and Clinical Science dergisinde yayımlanan bu çalışmanın sonuçları, genetik yatkınlığı yüksek bireylerin zamanla daha fazla depresif belirti gösterdiğini tespit etti. Ancak, bu artışın sanıldığının aksine doğrudan mali ve eğitimsel kayıplardan kaynaklanmadığı ortaya çıktı.
Araştırmacılar, Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen iki önemli uzun dönemli çalışmanın verilerini analiz etti. Eğitim düzeyi, toplam varlık, borç durumu ve sağlık sigortasına erişim gibi dört ana sosyoekonomik faktör değerlendirildi.
Akraba olmayan bireyler üzerine yapılan karşılaştırmalarda, genetik risk puanı yüksek olanların daha düşük eğitim düzeyine sahip olduğu, daha az mal varlığına sahip olduğu, daha fazla borca girdiği ve sağlık sigortasına erişiminde daha çok sorun yaşadığı sonucuna ulaşıldı.
Bu olumsuz koşulların zamanla depresif belirtileri artırdığı gözlemlendi. İlk bakışta, sonuçlar “depresyon genleri gerçek hayatta sorunlara yol açıyor, bu sorunlar da depresyonu artırıyor” fikrini destekliyor gibi görünüyordu.
Ancak, araştırmacılar daha güçlü bir nedensellik ilişkisi testi için kardeşler arasında karşılaştırmalar yaptı. Bu analizde, genetik risk puanı yüksek olan kardeşin daha fazla depresif belirti gösterdiği doğrulandı. Ancak aynı kardeşin daha düşük eğitim, daha az servet veya daha fazla borç gibi sonuçlarla karşılaşma oranı anlamlı ölçüde artmadı.
Bu bulgu, depresyon üzerindeki genetik riskin doğrudan sosyoekonomik kayıplara yol açmadığını düşündürmektedir.
Araştırmacılar, gelecekte genetik risk ile belirli yaşam olayları arasındaki etkileşimleri araştıracak daha detaylı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyorlar.


