reklam
reklam
DOLAR 43,1388 % 0.21
EURO 50,2459 % -0.08
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8831 % 0.06
ALTIN 6.251,35 % 0,91
BITCOIN 90.990,27 0.31
reklam

Dervişoğlu: Türkiye’nin Siyasi Ahlak Yasasına İhtiyacı Var

Yayınlanma Tarihi : Google News
Dervişoğlu: Türkiye’nin Siyasi Ahlak Yasasına İhtiyacı Var
reklam

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gençlerin sosyal medya üzerinden yönelttiği soruları yanıtladı.

“Zafer Partisi ve İYİ Parti birlikte yol yürüyecek” ifadesiyle ilgili bir soru üzerine Dervişoğlu, şunları kaydetti:

– “Böyle bir cümlem yok. Her konunun zamanı geldiğinde konuşulmasından yanayım. İttifaklarla ilgili bir konu görüşülecekse, seçim takviminin belirlenmiş olması gerekir. Önceden bir şeyi söylemek, farklı sorunlarla karşılaşmak anlamına geliyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir başkan adayı belirlendi ama o adayın akıbetiyle ilgili Türkiye'de yaşananları birlikte görüyoruz.”

– “Türk milletini birleştirmek gibi bir misyonumun olduğunu gittiğim her yerde ifade ediyorum. Cumhurbaşkanlığı seçiminde nasıl bir tavır sergileyeceğimizi de zamanı geldiğinde yetkili kurullarımızda istişare ederek belirleyeceğiz.”

– “Zamanından önce tartışılan konularda Türkiye'nin gerçek meselelerini ertelemek riski bulunuyor. Bu konuda hassas davranmalıyız. Çünkü ileride yapacaklarımızın işaretlerini vermek, bazı kişilerin iştahını kabartıyor. Bu konuda dikkatli olmalıyız.”

Dervişoğlu, İYİ Parti'ye bir misyon yüklenmeye çalışıldığını savunarak, “Toplumun tüm kesimlerini bir araya getirecek ortak bir akıl inşası zorunlu” değerlendirmesini yaptı.

“Hükümet olduğunuzda 2002’den sonra yapılan ve yapılmayan her şeyin hesabını siyasilerden soracak mısınız?” sorusuna Dervişoğlu, “Elbette, süreç değerlendirmesi yapılacaktır” yanıtını verdi.

“Türkiye’nin Siyasi Ahlak Yasasına İhtiyacı Var”

İYİ Parti’deki sandalye sayısının düşmesiyle ilgili bir soruya Dervişoğlu, şu cevabı verdi:

– “43 vekil 29'a düşer; 14'ü istifa ederse. Bu durumun gülünç olduğu söylenebilir. Neden gülüyorum? Adalet ve Kalkınma Partisi'ne kötü söz söyleyenlerin çoğu Adalet ve Kalkınma Partisi'ne, Cumhuriyet Halk Partisi'ne eleştiri getirenlerin de çoğu CHP'ye geçti. Bu konu bir siyasi ahlak sorunudur ve ahlaken değerlendirilmelidir.”

– “Partimden ayrılanlarla ilgili eleştiride bulunmadım. Hiç kimseyi kararından vazgeçirmek için özel bir şey söylemeyi uygun bulmadım. Ancak siyasi ahlak sorununun altını çiziyorum, Türkiye'nin bir siyasi ahlak yasasına ihtiyaç duyduğunu bir kez daha vurguluyorum.”

– “Şimdi yeniden konuşulmaya başlandı. Adalet ve Kalkınma Partisi, anayasa değişiklikleri veya erken seçim şartlarını oluşturma amacıyla milletvekili aritmetiğinde değişikliklere gitmeye çalışıyor. Bizim partimizden milletvekilleri başka partilere geçerken, onlara 'Bu, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne su taşır. İstanbul'da, milletvekili transferleriyle sizin de muhatap olacağınız sonucunu göreceksiniz' demiştim. Şimdi bunun sonuçlarını yaşıyoruz.”

– “Gidene hiçbir şey diyemeyiz. Önceki arkadaşların bazıları Genel Başkan olmadan gitmişti. Genel Başkan olduktan sonra da bu gidişler devam etti. Siyaset gidenlerle değil, kalanlarla yapılır. Giden hiç kimse, benim siyaseten rahatsız olmama sebep olacak bir adım atmış saymasın kendisini. Ancak gitmekte olanların kararları, kendi menfaatleri için yapılan bir tercihtir. Ama siyasetin gidenlerle değil, kalanlarla yapılacağını düşünüyorum.”

“Öğrencisini Barındıramayan Devlet Olmaz”

Bir sosyal medya kullanıcısının, gençlerin cemaat ve tarikat yurtlarına zorunlu bırakıldığı yönündeki iddialarını değerlendiren Dervişoğlu, şunları kaydetti:

– “Geçmişte yaşanan olaylar bunun neye sebep olduğunu gösterdi. Bu, hassasiyetle takip ettigimiz bir konu. Üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyaçları mutlaka devlet tarafından karşılanmalıdır. Türkiye'de birçok üniversite açılmasına rağmen, apartman üniversiteleri gibi sistemlerin de bu duruma katkı sağladığına inanıyorum. Dolayısıyla bu sorun mutlaka aşılmalıdır. Öğrencisini barındıramayan bir devlet olamaz ve 'imkanlarımız bu kadar' demekle bu sorumluktan kurtulamazsınız.”

– “Doğru statüsü belirlenmemiş yurtlarda kötü olayların yaşanma ihtimali de vardır. Bunun kamuoyunda tartışılması kaçınılmazdır. Bu nedenle, devletin hızlı bir şekilde bunu olanaklar dâhilinde çözmesi gerektiğini düşünüyorum. Öğrencisini barındırmayan, doyuramayan ve mezuniyet sonrası geleceğini düşünmeyen bir devlet olamaz. 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin imkanları bu kadardır' anlayışı bizler için yeterli değildir.”

“Devlet Kendi Evladını Kendinden Olmayana Emanet Etmemeli”

Dervişoğlu, “İşaret ettiğiniz alanlar tarafından oluşturulmuş yurtların farklı faaliyetleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durum üzerine dikkatle eğilmek zorundayız. Aynı zeka düzeyindeki iki kişi farklı biçimlerde eğitilirse bir kişi Nobel ödüllü bilim insanı, diğeriyse istenilen sonuçları verecek kişi olur. Dolayısıyla devlet, kendi çocuğunu kendisinden olmayana emanet etmemelidir. Devleti yönetenler, bu kaotik durumun neye sebep olduğunu görerek gerekli tedbirleri almalıdır” dedi.

“Milliyetçilik Deyince Aklınıza Neden Bu Geliyor?”

“İYİ Parti'nin diğer milliyetçi partilerden farkı nedir?” sorusu üzerine Dervişoğlu, şu şekilde yanıtladı:

– “Milliyetçilik deyince aklınıza ne geliyor? Bu kavramı güvenlik politikaları ve beka sorunları üzerinden düşündüğünüzde, farklı alanlarda fikir sahibi olamazsınız. Türk milliyetçiliği, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesidir. Türk milliyetçiliği olmasaydı, Cumhuriyeti inşa edebilmemiz mümkün olamazdı. Cumhuriyetin içindeki tüm değerlerin, Türk milliyetçiliği tarafından yaşatılması gerekiyor.”

– “Gayri safi milli hasılayı artırmak Türk milliyetçilerinin sorunu olmalıdır. Vatan savunmasını sağlamak kadar önemli bir konudur. Kişi başına gelirin yükseltilmesi, Türkiye'nin projelerinin hayata geçmesi, sanayi devriminin gerçekleşmesi ve teknolojik alanda ilerlemek de önemlidir. Hürriyet ve istiklal kadar, özgürlükler ve demokratik haklar üzerinde de durmalıyız.”

– “Her toplumsal hareket, toplumun tüm kesimlerini kapsayıp, kültürel ve sanatsal dinamiklerle inşa edilmelidir. Cumhuriyet’in değerlerine bağlı kalarak bu ülkede yaşayan herkes, özne olabilmelidir. Bizleri dar bir alana hapsetmeyin, Türkiye'nin insanları bunu hak etmiyor.”

– “Cumhuriyetin kurucuları da Türk milliyetçileriydi; geçmişte büyük projelere imza attılar. Bu ülkede güvenlik ve jeopolitik sorunların farkında olalım ama özgürlüklerle de ilgilenmeliyiz. Bizi sürekli geçmişe hapseden düşüncelerden uzak durmalıyız. Gelecek için çalışmalıyız. Bunu başarabilmek için demokratik ve özgür bir Türkiye'yi birlikte inşa etmek hedefimizdir.”

reklam

YORUM YAP