reklam
reklam
DOLAR 43,8377 % 0.16
EURO 51,7041 % 0.16
STERLIN 59,1832 % 0.25
FRANG 56,5648 % 0.2
ALTIN 7.183,04 % 2,07
BITCOIN 68.535,70 1.234
reklam

Dervişoğlu'ndan Numan Kurtulmuş'a: Kimin koltuğunda oturduğunun farkında mısın?

Yayınlanma Tarihi : Google News
Dervişoğlu'ndan Numan Kurtulmuş'a: Kimin koltuğunda oturduğunun farkında mısın?
reklam

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Balıkesir'de partisi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Dervişoğlu, şunları söyledi:

– “Türkiye, bundan bir buçuk yıl önce bir fırtınalı denize doğru yelken açmıştı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı 1 Ekim günü yeni bir açılım süreci daha başlatmışlardı. O süreç, ilk olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki konuşmalarıyla kendini göstermeye başladı.

– 5 Ağustos 2025'de de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon kuruldu. O komisyonun bir arpa boyu bile mesafe kat edemeyeceğini o gün kamuoyuyla paylaşarak diğer siyasi partileri o komisyonda bulunmamaya ve iktidarın saklı emellerine ortak olmamaya davet etmiştim. Ancak ne yazık ki dinleyen olmadı ve tüm siyasi partiler bir sonraki seçimin getirilerini hesaplayarak o komisyona dâhil oldular.”

“BU KADAR GÜRÜLTÜNÜN İKİ AMACI VAR”

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu üzerinden sözlerine devam eden Dervişoğlu, şöyle konuştu:

– “Komisyon bir rapor hazırladı. Kuruluş aşamasında demiştim ki, bu komisyon aslında korsan bir komisyondur. Dolayısıyla iş başındakilerin ve onların ortaklarının hayata geçirmek istedikleri projeleri fiiliyata geçirebilmek için bazı adımlar atacaklar ve o yetkisiz komisyon sonuçta işi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edecek. Dediğim gibi de oldu. 'Komisyonda yedi buçuk aydan beri her şey konuşuldu' diyorlar ama ben alınmış bir arpa boyu mesafe göremedim.

– Ardından bir rapor tanzim etmişler. O raporu inceledim. Aslında raporda yazılanlara değil, yazılmayıp saklananlara dikkat etmek gerektiğini de vurguladım. Bu kadar gürültünün iki amacı var: Bir, PKK’ya meşruiyet kazandırmak; iki, Abdullah Öcalan isimli caniye özgürlük vaadi çıkarmak. 'Yapmayın, etmeyin, bu hukuksuz kararı meşrulaştırma yolu olarak o komisyona girmeyin' dedim diğer siyasi partilere. Şimdi büyük bir çoğunlukla o raporu imzalamışlar ve rapora baktığınızda hukuki yönüne; herhangi somut bir madde içermediğini görüyorsunuz. Söylem yönüne baktığınızda ise yine somut bir madde yok.

“MİLLİYETÇİLİĞİNİZE YAZIKLAR OLSUN”

– Siyasi yönüne baktığınızda ise raporun arka planında Abdullah Öcalan’a hamilik yapanlar dâhil milletin huzuruna çıkamayız demek suretiyle kendi siyasi emellerini de saklamış durumdalar. Ama ben hedeflerini açığa çıkarıyorum. PKK’ya ve onun örgütüne meşruiyet sağlayacak hukuki düzenlemeler hakkında birtakım avantajlar temin etmeye çalışacaklar. Bunu da komisyon aracılığıyla değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni suça ortak ederek yasal düzenleme talepleriyle gerçekleştirecekler.

– Abdullah Öcalan’a 'Gelsin bu Meclis'te, bu kürsüde konuşsun, ondan sonra umut hakkından yararlansın' diyenler bile rapora bir tek kelime bile 'umut hakkı' ekleyememiş. Komisyon raporu yazılmadan önce Meclis'in bahçesinde gazetecilere, 'Bütün partiler umut hakkı konusunda mutabakata vardık' diyenler de bugün raporla ilgili benim değerlendirmemi eleştirirken 'Umut hakkı diye bir şey yok ve dolayısıyla Müsavat Dervişoğlu olmayan bir şey üzerinden muhalefet yapıyor' diye ileri geri konuşuyor.

– Ben buradan muhatabım olmayan insanlara cevap vermek istemem ama onlara sesleniyorum. Bu yanlış yolda devam etmesinler. Ben buradan sesleniyorum. 'Umut hakkı konusunda mutabakata vardık' diyen sensin. Senin partinin genel başkanı Meclis'in kürsüsüne çıkıp 'Örgütünü feshetsin, sonra umut hakkından yararlansın' deyip sinyal gönderecek; ondan sonra da bu ulusu kandırabilmek adına bu gerçeğin üzerini saklamak suretiyle umut hakkını onlara kapatmaya çalışacaksın.

– Sizin milliyetçiliğinize yazıklar olsun. Raporu ben de okudum. Somut bir şey yok, sadece muğlak ifadeler var. Zaten tüm ihanetler jelatinli cümlelerin arkasında gizlenir. Hiç zehrin teneke kutuda sunulduğuna şahit oldunuz mu? Şimdi gizli ajandalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderecekleri kanun teklifleriyle hayata geçirecekler. Başarılı olacaklarını zannediyorlar. Bu milletin değerini ve cevherini bilmiyorlar. Kardeşlik, barış, hukuk, adalet, demokrasi gibi sözcüklerin arkasına ihanet gizleyen hainlerin bu milletin önünde yakında yerle bir olacaklarını göremiyorlar. Yedi buçuk ay çalıştılar.

“İHANETİN ZAMAN AŞIMI YOKTUR”

– Benzerlikleri geçmişte de yaşanan birinci açılım sürecinde de gördük. O dönemde yaşananlar için 2014 yılında bir yasa çıkarılarak o dönemden kaynaklanan cezaları ortadan kaldırmak için yasal düzenlemeler yapmışlar. O dönemdeki yöneticileri hukuki bir zırh altına almışlardı. Bu raporda da aynı yapıyı oluşturmak istiyorlar. Ama 2014 yılında o yasa çıktığında kimse şu gerçeği görmedi: O dönemde sorumluluğu olan siyasiler ve bürokratlar yargılanmaktan kurtuldu ama yüzlerce evladımız, 792 kişi, Hendek olaylarında hayatlarını kaybetti.

– Önceki dönemlerde bu açılım sürecine 'ihanet süreci' deniyordu; ama o zaman bu milletin evlatlarının kanı vardır. Bu yolda adım atmaya kalkarken yine hukuki bir kılıf ve zırh arıyorlar. Görünüşe göre geçmişten bir ders almışlar ve suç işleyeceklerini biliyorlar. O suç nedeniyle cezalandırılmamaları için de hukuki bir zırh arıyorlar. Buradan onlara sesleniyorum: Ne yaparsanız yapın, hukuken sorumlu olmaktan kurtulamayacaksınız. İhanetin zaman aşımı yoktur. Bunun hesabını bir gün sizden soracağız.

“SENARYOLAR TARAFIMIZDAN DEŞİFRE EDİLİNCE SON DERECE RAHATSIZ OLUYORLAR”

– Özellikle ana muhalefet partisine 'Katılmayın bu komisyona' dedim. Ne yapacaklarsa kendi ajandalarıyla yapacaklar. Ana muhalefet partisi ve diğer siyasi partiler de benim söylediklerimden çok fazla rahatsız olmuyorlar. Çünkü ben kitabın ortasından konuşuyorum ve samimiyetle konuşuyorum. Onlara da sesleniyorum: Katılmayın. Komisyonu meşrulaştırmayın. Dinlemediler.

– Şimdi ortak raporun altına birlikte imza atmışlar ve bir de fotoğraf çektirmişler. 65 yaşına geldim. Geride bıraktığım 65 yılın en büyük mükâfatı dava arkadaşlarımla birlikte o fotoğrafta yer almamak. Buradan söylüyorum. Artık… Kim söylediğimden neyi anlarsa onu anlasın. O melun projeler, o yasal düzenleme adı altında yaşama geçirmek istedikleri senaryolar tarafımızdan deşifre edilince son derece rahatsız oluyorlar.

“EY NUMAN KURTULMUŞ, KİMİN KOLTUĞUNDA OTURDUĞUNUN FARKINDA MISIN?”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, şunları belirtti:

– “Bizim bir Meclis Başkanımız var, Allah selamet versin. Uzun bir zamandır 'Kürdün onuru, Türk’ün gururu' diyor. Bunu sürekli tekrarlıyor. Burası Türkiye Cumhuriyeti devleti. Kürt'ün de Türk’ün de Alevinin de Sünninin de onurunu ve gururunu korumak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir görevidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti insanların onurunu ve gururunu etnik kökenlerine göre mi koruyacak? Bu nasıl bir Meclis Başkanlığı anlayışıdır?

– Ey Numan Kurtulmuş, kimin koltuğunda oturduğunun farkında mısın? O Meclisi kuran Mustafa Kemal Atatürk’tür; o koltuğun gerçek sahibi de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Yazmışlar, çizmişler. En sonunda da Anayasa'nın 66'ıncı maddesini raporda tartışamaz hale geleceklerini biliyorlar ya, oraya 'Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer etnik unsurlar' yazmışlar.

– Biz üniter, millî bir devletiz. Türklük tanımı Anayasa'nın 66'ıncı maddesinde net olarak belirtilmiştir: 'Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür'. Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadeleriyle 'Cumhuriyet'i kuran Türkiye halkına Türk milleti denilir' diye tarihe geçmiş.

– Sen kimleri, ne neden ve hangi gerekçeyle bu Cumhuriyet’e ortak etmeye kalkışıyorsun?”

“YOLUN SONUNDA DEĞİL, BAŞINDAYIZ”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

– “Henüz hiçbir şeyin sonuna gelinmedi. Daha yolun başındayız. Açık ve net olarak belirtiyorum. Bizi küçümseyenlere buradan sesleniyorum. Onlara da diyorum ki işin aslının farkına vardınız. İYİ Parti’nin nasıl geldiğini ve siyasi yolculuğunu gümbür gümbür nasıl sürdürdüğünü artık görüyorsunuz.

– Çünkü İYİ Parti ile çok uğraşıyorsunuz. FETÖ’cüsü, siyasal İslamcısı, bölücüsü; herkes şu anda İYİ Parti’yi ve onun genel başkanıyla birlikte kadrolarını hedef tahtası yapmış durumda. Bakın, dediğim gibi yolun sonunda değil, başındayız. Milletimize hizmet kararlılığını sonuna kadar sürdüreceğiz. Sadece siyasi varlığımızı korumakla yetinmeyeceğiz.

– İtiraf ediyorum, Türkiye’nin en yetenekli kadroları bizimle birliktedir. Millet buna inandığında çıktığımız yolculuğun adı iktidar yolculuğudur. Hep birlikte. Bazen bakıyorum, misafirler arasında farklı işaretlerle belirginleşenler var. Bu işareti söyleyecek lafı olmayan, eliyle işaret edenler uzun bir zamandır memlekette bulunuyor.

– Bir işaret arıyorsanız İYİ Parti’nin işareti idealizmin sembolü sağ yumruktur. Başka bir işarete ihtiyaç duymuyoruz. Kılavuzumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Vatanımız, duyduğumuz ve geleceğimizi aradığımız Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Türk vatanıdır. Devletimiz 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ne el değdirtiriz ne de ona leke getirtiriz.”

reklam

YORUM YAP