

ABD, mali tarihinin önemli bir dönüm noktasına hızla ilerliyor. Committee for a Responsible Federal Budget (CRFB), Congressional Budget Office (CBO) tarafından yayımlanan son 10 yıllık görünüm raporunda mevcut borçlanma eğiliminin “kesin bir kırılma noktasına” işaret ettiğini bildirdi.
CRFB'ye göre federal borçlanma hızı, son 50 yılın ortalamasının iki katına ulaşmış durumda ve bu durum matematiksel olarak sürdürülebilir değil. Kuruluş, acil yasal önlemler alınmadığı takdirde ABD’nin artan faiz maliyetleri, iflasa sürüklenen fonlar ve II. Dünya Savaşı sonrası rekor kıran bir borç yüküyle karşı karşıya kalabileceği konusunda uyardı.
TRUMP YÖNETİMİNE İLK YIL KARNESİ
Bu değerlendirme, Donald Trump’ın yeniden göreve dönüşünün ilk yılına yönelik bir mali “karne” niteliği de taşıyor. CBO, projeksiyonlarını Trump yönetiminin “One Big Beautiful Bill Act” (OBBBA) yasası, gümrük tarifeleri, göç politikalarındaki değişiklikler ve diğer ekonomik etkenleri göz önünde bulundurarak güncelledi.
CRFB, borcun rekor seviyelere yaklaştığını, faiz giderlerinin hızla arttığını ve bütçe açıklarının gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 3’ü gibi sürdürülebilir kabul edilen eşiğin çok üzerinde kalmaya devam ettiğini belirterek yasa yapıcıları ciddi bir açık azaltma programı için uzlaşmaya davet etti.
RAKAMLAR: REKORLAR KIRILIYOR
CBO projeksiyonlarına göre, kamuya ait federal borcun 2036 yılında GSYH'nin yüzde 120’sine ulaşması bekleniyor. Borcun nominal büyüklüğü ise yaklaşık 31 trilyon dolardan 56 trilyon dolara çıkacak.
CRFB, bu hızın barış dönemlerinde hiç görülmediğine dikkat çekiyor. Halihazırda kamu borcu GSYH’nin yaklaşık yüzde 100’ü seviyesinde bulunuyor ve bu oran, 50 yıllık tarihsel ortalamanın iki katına denk geliyor. Eğer mevcut eğilim devam ederse, ABD borcu 2030 mali yılında, II. Dünya Savaşı sonrası görülen yüzde 106’lık rekoru geçebilir.
AÇIKLAR KALICI HALE GELİYOR
Borç artışının temel nedeni, kamu harcamaları ile gelirler arasındaki yapısal uyumsuzluk. CBO’ya göre federal harcamalar 2025’te GSYH’nin yüzde 23,1’inden, 2036’da yüzde 24,4’üne yükselecek. Gelirler ise aynı dönemde yalnızca yüzde 17,2’den yüzde 17,8’e çıkacak.
Bu fark, önümüzdeki on yılda toplam 24,4 trilyon dolarlık bütçe açığı anlamına geliyor. Yıllık açıkların 2036’da 3 trilyon doları aşması ve ortalama açıkların GSYH'nin yüzde 6,1’i seviyesinde kalması bekleniyor.
DAHA DA KÖTÜSÜ MÜMKÜN
CRFB, durumu daha da kötüleştirme ihtimalinin mevcut olduğunu uyarısında bulunuyor. Eğer ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın gümrük tarifelerinin önemli bir kısmını iptal ederse ve OBBBA’daki geçici düzenlemeler kalıcı hale gelirse, borcun 2036’da GSYH'nin yüzde 131’ine yükselebileceği öngörülüyor.
Böyle bir durumda bütçe açığının 3,8 trilyon dolara tırmanması ve mali kriz riskinin ciddi şekilde artması bekleniyor.
Raporun en dikkat çekici uyarılarından biri, yüksek borç ile yüksek faiz oranlarının birleşiminin oluşturduğu “borç spirali” riski. CRFB’ye göre ilerleyen yıllarda federal borcun ortalama faiz oranı, nominal ekonomik büyüme hızını aşacak. Ekonomi literatüründe “R > G” olarak bilinen bu durum, borcun kendi kendini besleyen bir yapıya dönüşmesine neden oluyor.
Faiz giderlerinin 2025’te 970 milyar dolardan, 2036’da 2,1 trilyon dolara çıkması öngörülüyor. Bu rakam, GSYH’nin yüzde 4,6’sını oluşturacak ve federal gelirlerin neredeyse beşte birini tüketmiş olacak.
GÜVEN FONLARI İFLASA YAKIN
Borç görünümünün ötesinde, milyonlarca Amerikalı için hayati önem taşıyan güven fonları da tehdit altında. Highway Trust Fund’un 2028'de, Social Security emeklilik fonunun ise 2032'de rezervlerini tükenmesi bekleniyor.
Yasalara göre fonlar tükendiğinde harcamalar, yalnızca gelen gelir ile sınırlı kalacak. CRFB’ye göre bu durum, otoyol harcamalarında yüzde 40, Sosyal Güvenlik emeklilik ve dul-yetim ödemelerinde ise yüzde 28 oranında ani kesintilere yol açacak. Bugün 60 yaşında olan ortalama bir çift için bu, yılda 18.400 dolarlık gelir kaybı anlamına geliyor.
POLİTİKA TERCİHLERİ
CRFB, mali bozulmanın kısmen son dönemdeki agresif politika tercihlerinden kaynaklandığını belirtmektedir. CBO hesaplamalarına göre OBBBA, faiz ve ekonomik etkiler dahil edildiğinde 2035’e kadar borca 4,7 trilyon dolar ekleyecek. Tarifelerin açığı 3 trilyon dolar azaltması beklenirken, net etki borçlanma projeksiyonlarını 1,4 trilyon dolarlık bir artış yönünde etkilemiş durumda.
Bu politikaların kısa vadede ekonomiye geçici bir “şeker yüksekliği” sağladığı, ancak uzun vadede faiz oranlarını yukarı tırmandırdığı vurgulanıyor.
“ZAMAN DARALIYOR”
CRFB, sonuç bölümünde yasa yapıcılara açık bir çağrıda bulunarak, borç artışını körükleyen politikaların bırakılması ve mali istikrarın bir öncelik haline getirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Kuruluş, harcama ve gelir tarafındaki ayarlamaların ya normal yasama süreciyle ya da iki partili bir mali komisyon aracılığıyla yapılabileceğini belirtiyor.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN