

SERKAN ÜSTÜN / NEFES
Hürmüz Boğazı'nın kapanması veya bu bölgedeki trafiğin aksaması, küresel ekonominin ana damarlarından birinin kesilmesi anlamına geldiği için çok katmanlı bir kriz silsilesini tetikledi.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte birine denk gelen günlük 20 milyon varil petrol akışı ile dünyanın en önemli petrol dar boğazlarından biridir.
Bu boğaz, geçen hafta ABD ve İsrail'in İran'a hava saldırıları düzenlemesi sonrasında, Tahran yönetiminin misilleme olarak geçişleri kapatmasıyla fiilen trafiğe kapandı.
Bu durum, küresel enerji sevkiyatının durma noktasına gelmesiyle rota değişimlerine neden oldu.
Peki Hürmüz Boğazı'nın kapanması hangi ülkeyi nasıl etkiliyor?
Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol ve kondensat hacmi incelendiğinde, kaynakların neredeyse tamamının Orta Doğu'dan geldiği, talebin büyük kısmının ise Asya'dan kaynaklandığı görülüyor.
İHRACATTA SUUDİLER BAŞI ÇEKİYORDU
Petrolün üretim yeri incelendiğinde burada ihracatı en çok etkilenen ülkenin Suudi Arabistan olduğu görülüyor. Suudi Arabistan, günde yaklaşık 5-6 milyon varil petrol üretimi ile en büyük paya sahip ülke konumunda.
Irak, günde 3 milyon varil ile ikinci sırada yer alırken, Birleşik Arap Emirlikleri, İran ve Kuveyt günde 1 ila 2 milyon varil arasında hacme sahip. Bu ülkeleri 0,5 milyon varil ile Katar takip ederken diğer üreticiler ise daha küçük hacimlerle listeyi tamamlıyor.
PETROLÜN YÜZDE 90'I ASYA'YA GİDİYOR
Petrol varış noktasında yüzde 90 oranla Asya kıtasının hakim konumda olduğu görülüyor.
Çin, günde 5 milyon varilden fazla ithalatla açık ara en büyük varış noktası konumunda. Hindistan, Güney Kore ve Japonya önemli alıcılar arasında yer alıyor.
Batı ülkeleri için ise durum biraz daha farklı. Avrupa ve ABD'ye giden miktar, Asya ile kıyaslandığında oldukça düşük seviyede.
ETKİSİ NE OLACAK?
Hürmüz'deki krizin en hızlı ve doğrudan etkisi petrol fiyatlarında görüldü. Petrol fiyatları son bir haftada yüzde 28 artarak Brent petrolün varil fiyatı 93 doları buldu. Öte yandan, bu artış akaryakıt fiyatlarına da hızla yansıdı.
Arz güvenliğinin tehlikeye girmesiyle varil fiyatlarında ani ve sert yükselişler yaşanırken, bu durumun nakliye ve üretim maliyetlerini doğrudan artırarak küresel bir enflasyon dalgasına yol açması bekleniyor.
Ayrıca, Katar gibi dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz ihracatçılarının ana rotası burası olduğundan, özellikle kış aylarında enerji arz güvenliği ciddi şekilde tehlikeye girebilir.
EKONOMİK DURGUNLUK KAPIDA
İhracatçı ve ithalatçı ülkeler açısından bakıldığında, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Irak gibi üreticilerin ham petrol gelirleri, sevkiyat yapamadıkları için büyük risk altına girer. Diğer taraftan, Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi enerji ihtiyacının büyük kısmını bu bölgeden karşılayan Asya devleri, ham madde akışının kesilmesiyle sanayi üretiminde ciddi yavaşlamalarla karşı karşıya kalabilir.
Lojistik ve tedarik zinciri boyutu ise rotaların zorunlu olarak değişmesine neden olabilir. Ümit Burnu gibi alternatif yolların kullanılması, hem nakliye sürelerini uzatır hem de yakıt ile sigorta maliyetlerini artırır. Bu gecikmeler, üretim bantları için gerekli olan ham maddelerin zamanında ulaşmasını engelleyerek, teknolojik ürünlerden gıdaya kadar çok geniş bir yelpazede arz sıkıntısı yaratabilir.
Son olarak, bu tür büyük belirsizlik ortamları jeopolitik ve finansal piyasalarda “güvenli liman” arayışını da tetikleyebilir. Yatırımcılar, hisse senetleri gibi riskli varlıklardan kaçarak altın ve dolar gibi araçlara yönelirken, ülkeler enerji şokunu hafifletmek adına stratejik petrol rezervlerini devreye sokmak zorunda kalabilir.
TÜRKİYE'YE ETKİSİ NE OLACAK?
Küresel enerji piyasalarındaki bu deprem, Türkiye ekonomisini de çift koldan etkiliyor. Petrol fiyatlarının bir hafta içinde 93 dolara fırlaması, Türkiye’de akaryakıt fiyatlarına yeni zam dalgaları olarak yansımasının yanı sıra; küresel enflasyon baskısı cari açık üzerinde ek bir yük oluşturma potansiyeli taşıyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık, Türkiye ekonomisi için hem maliyet hem de para politikası açısından kritik bir dönemeç anlamına geliyor. Merkez Bankası'nın (TCMB) ekonomistlerinin verdiği bilgiye göre, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye'de enflasyonu yaklaşık 1 – 1,5 puan artırma potansiyeli bulunuyor.
Özellikle Şubat 2026 itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 31,53 seviyesinde olduğu düşünülürse, enerji maliyetlerindeki bu sıçrama hem pompa fiyatlarını hem de üretim maliyetlerini tetikleyerek enflasyondaki düşüş eğilimini ciddi şekilde zayıflatabilir.
Enerji kaynaklı bu yeni enflasyon baskısı, TCMB'nin de elini zorlaştırıyor. Ocak 2026'da politika faizini yüzde 37 seviyesine çeken bankanın, 12 Mart'taki toplantısında Hürmüz krizi nedeniyle “bekle-gör” stratejisine geçerek faiz indirimlerini durdurması ve sıkı duruşunu koruması bekleniyor.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN