reklam
reklam
DOLAR 44,5288 % -0.19
EURO 52,0498 % 0.45
STERLIN 59,8358 % 0.69
FRANG 56,3228 % 0.69
ALTIN 6.780,95 % 0,46
BITCOIN 71.899,99 4.648
reklam

'En yoğun başvuru konularından biri mahkeme kararlarının idare tarafından uygulanmaması'

Yayınlanma Tarihi : Google News
'En yoğun başvuru konularından biri mahkeme kararlarının idare tarafından uygulanmaması'
reklam

En Yoğun Başvuru Konuları: Mahkeme Kararlarının İdare Tarafından Uygulanmaması

TBMM Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon, Dilekçe Komisyonu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Behiye Eker başkanlığında toplandı. Komisyonda, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun denetçileri, 2025 yıllık raporu kapsamında kendi faaliyet alanları ile ilgili sunumlarını yaptı.

Kamu Denetçisi Ertunç Erkan Balta, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun, erişilebilir, şeffaf, sorun çözen bir yönetim kültürünün gelişmesine, böylece kamu-toplum ilişkilerinin adalet ve hakkaniyet ölçüleriyle yeniden şekillenmesine destek olduğunu belirtti.

Bağımsız bir denetim mekanizması olarak faaliyetlerini sürdüren Kamu Denetçiliği Kurumu'nda, iş bölümü yönergesine göre, adalet, milli savunma ve güvenlik, mülkiyet hakkı ve sağlık ana başlıklarında gelen başvuruların birimlerce incelendiğini söyleyen Balta, şöyle konuştu:

– “Bu kapsamda birimimize ulaşan başvurular; adalet hizmetlerinin yürütülmesi, ceza infaz kurumlarının faaliyetleri, sağlık hakkı, mülkiyet hakkı, milli savunma hizmetleri ve asker kişilerle ilgili uygulamalar, kamu faaliyetleri ile bilgi edinme ve dilekçe hakkının kullanımı başlıkları altında toplanmaktadır.

– Kamu Denetçiliği Kurumu olarak adalet, milli savunma ve güvenlik alanında tarafımıza iletilen başvurular, vatandaşlarımızın devletle temas ettiği en kritik alanlara ilişkin önemli konuları içermektedir. 2025 yılı itibarıyla adalet, milli savunma ve güvenlik alanında kurumumuza toplam 3 bin 535 başvuru yapılmış olup, bu başvuruların nakil talepleri, barınma ve beslenme koşulları, disiplin uygulamaları, sosyal ve eğitsel faaliyetler, sağlık hizmetlerine erişim ve iletişim hakları gibi doğrudan temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı alanlarda yoğunlaştığı görülmektedir.”

“MAHKEMELERCE HÜKMEDİLEN TAZMİNAT VE VEKALET ÜCRETLERİNİN ÖDENEK YETERSİZLİĞİ GEREKÇESİYLE ÖDENMEMESİ ŞİKAYETİ SIKLIKLA İLETİLİYOR”

Balta, adalet, milli savunma ve güvenlik başlığı altında yer alan adalet hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin faaliyetler kapsamında, mahkeme kararlarının uygulanmaması başta olmak üzere tazminat ve vekalet ücretlerinin tahsili, bilirkişilik ve arabuluculuk sistemleri, UYAP uygulamaları, noter işlemleri ve adli sicil kayıtları gibi konularda incelemeler yapıldığını ifade ederek, “Bu başlık altında en yoğun başvuru konularından biri, mahkeme kararlarının idare tarafından uygulanmamasıdır. Özellikle mahkemelerce hükmedilen tazminat ve vekalet ücretlerinin ödenek yetersizliği gerekçesiyle ödenmemesi yönünde şikayetler sıklıkla kurumumuza iletilmektedir. Kurumumuzun bu alandaki değerlendirmeleri hukuk ilkesi ve anayasal düzenlemeler çerçevesinde şekillenmektedir” dedi.

Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca, yasama ve yürütme organları ile idarelerin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu ve bu kararların uygulanmasının geciktirilemeyeceğini vurgulayan Balta, “Nitekim yargı kararlarının uygulanması, adil yargılanma hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu çerçevede idarenin mahkeme kararlarını uygulamaması ya da geciktirmesi hem hizmet kusuru teşkil etmekte hem de bireyin hak arama özgürlüğünü ihlal etmektedir. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde yargı kararlarının uygulanması yönünde idarelere tavsiye kararları verilmektedir” diye konuştu.

“İDAREYE HPV AŞISI İÇİN TAVSİYE KARARINDA BULUNDUK”

Kamu Denetçisi Ertunç Erkan Balta, sağlık alanında 2025 yılında kuruma 523 başvuru yapıldığını bildirerek, başvuruların randevu sistemleri, ilaca erişim, tedavi süreçleri ve ceza infaz durumlarında sağlık hizmetleri alanlarında yoğunlaştığını söyledi.

Bir başvuru üzerinden örnek veren Balta, “Başvuruda, başvuran rahim ağzı kanserini önleyen HPV aşısı için 7 bin 500 lira ödeme yaptığını belirterek, kendi imkanlarıyla yaptığı ödemenin yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep etmiştir. Kurumumuzca yapılan inceleme sonucunda, ülkemizde yaygın olarak görülen bu hastalığın tek tedavi yöntemi olan aşının SGK tarafından geri ödeme kapsamına alınması yönünde idareye tavsiye kararında bulunuldu” ifadesini kullandı.

“ÖLDÜRÜLEN KADINLARIN YÜZDE 88'İNİN GÜNCEL KORUMA KARARI YOK”

Kamu Denetçisi Fatma Benli Yalçın, kadın hakları, çocuk hakları, engelli hakları, sosyal hizmetler ve aile konularında da çalışmalar yürütüldüğünü, birim olarak bir sene içinde 3 bin dosyaya baktıklarını söyledi. Kadına karşı şiddetle ilgili 9 ilde gerçekleştirilen saha çalışmasıyla özel rapor hazırladıklarını belirten Yalçın, şu bilgileri paylaştı:

– “Türkiye’de yaptığımız araştırma, 36 idare ile yaptığımız bilgi-belge talebi gösterdi ki Türkiye’de öldürülen kadınların yüzde 88’inin güncel bir koruma kararı yok. Bu da aslında bir ailenin kadını koruduğunu, ailesinin destekte bulunduğu kadınların fiziksel şiddete maruz kalma ihtimalinin çok daha az olduğunu; hem akademik araştırmalar hem de sizlerin etrafınızda duyduğu bilgiler destekliyor.

– Koruma kararlarının aslında zanlıların aksine kadını koruduğunu gösteriyor. Ama kadınların ölüm tehlikesine rağmen müracaat etmemeleri toplumdaki cezasızlık algısından kaynaklanıyor. Kadın cinayeti faillerinin yüzde 73’ü sabıkalı. Sabıka da elektronik kelepçe için çok önemli bir unsur. Şu an Türkiye’de bin 500 fiilen devam eden elektronik kelepçe kararı var.

– Bizim raporumuzda yer verdiğimiz eylem planına katkı olarak sunduğumuz tekliflerden bir tanesi, RTÜK yasasında değişiklik yapmak suretiyle; nasıl sigara televizyon ekranlarında yasaksa ve hiçbir yayıncı 'sigara toplumun gerçeği dolayısıyla yayınlanabilir' iddiasını ileri sürmüyorsa, kadın ve çocuğa karşı şiddet vakalarının televizyon ekranlarından kesin olarak yasaklanmasıdır. Bunu gerçekleştirmek bile toplumdaki cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yetecek önemli tedbirlerden bir tanesidir.”

“KDK '2024 İLE 2025 ARASINDA EMEKLİLER ARASINDA CİDDİ BİR UÇURUM VAR' DİYE BELGELEMİŞ”

Kamu Denetçisi Abdullah Cengiz Makas ise çalışma alanının ekonomi, maliye, vergi ve sosyal güvenlik hayatı alanı olduğunu anlattı. 2025 yılı faaliyetlerini de içeren özel bir rapor da hazırladıklarını söyleyen Makas'ın sözleri özerine İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, “Bununla ilgili 17 defa Meclis'te bu böyle olacak dedik, dinlenemedik ama size teşekkür ediyoruz. Kamu Denetçiliği Kurumu, '2024 ile 2025 arasında emekliler arasında ciddi bir uçurum var' diye belgelemiş” ifadesini kullandı.

Makas, Türkoğlu'nun “TÜİK ile ilgili şikayet geliyor mu?” sorusuna ise “Bana gelmedi” yanıtını verdi. Türkoğlu'nun “O zaman halk TÜİK'ten memnun” ifadelerini kullanması üzerine ise “Bilemem” dedi.

“AYNI PRİM SAYISINA SAHİP İKİ KİŞİNİN FARKLI ZAMANLARDA BAŞVURMASIYLA BİRLİKTE YÜZDE 30’A YAKIN MAAŞ FARKI OLUŞTU”

Hazırlanan raporun ilgili idarelere, Cumhurbaşkanı Yardımcısına, Cumhurbaşkanlığı'na, SGK'ya ve Meclis'e sevk edildiğini söyleyen Makas, şöyle konuştu:

– “Bunu ilgili idarelere, Cumhurbaşkanı Yardımcımıza, Cumhurbaşkanlığı'na, SGK’ya ve parlamentoya sevk ettik. Burada tipik bir şey yapıyoruz aslında idarede belirlediğimiz şikayetlerden yola çıkarak belirli bir sorun alanına işaret ediyoruz. Sadece işaret etmiyoruz, aynı zamanda uygulanabilir bir öneriyle sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin öneri sunuyoruz.

– Malumunuz 1999 ve 2008 yıllarında sosyal güvenlik alanında büyük reformlar yapıldı. Emekli maaşlarının hesaplanmasında büyüme oranı ve enflasyon oranı dikkate alınarak bu formül iki parametreye çok duyarlı hale geldi emeklilik maaşları formülasyonu. Dolayısıyla sorun buradan kaynaklanıyor. Yeni bir kanun ya da idarenin hatasından değil, formüldeki enflasyonun çok hızlı yükseldiği 2024 yılında bir anomali ortaya çıktı.

– Aynı koşullara, aynı hizmet süresine ve aynı prim sayısına sahip iki kişinin farklı zamanlarda başvurmasıyla birlikte yüzde 30’a yakın maaş farkı oluştu. Bunu bir sorun alanı olarak tespit ettik ve özel raporumuzu sunduk. Çok tecrübeli ve uzmanlık isteyen alanlarda çok hızlı emekliye ayrılmalar olduğunu gördük. Bu durum kurumları ve şirketleri zor durumda bıraktı. SGK’ya çok ciddi bir iş yükü geldi. Dolayısıyla bu sorunun mutlaka halledilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve buna inanıyoruz.

“İDARE HATASINI DÜZELTİRKEN MUTLAKA HAKKANİYET ÇERÇEVESİNDE KARAR VERMEK ZORUNDA”

– Burada çok önemli bir husus var. İdare hatasını düzeltirken mutlaka hukuki güvenlik, hukuki istikrar, haklı beklenti ve hakkaniyet çerçevesinde karar vermek zorundadır. İşlemlerini buna göre yapmak zorundadır. Gelen şikayetlerden çıkardığımız genel tablo özellikle sosyal güvenlik alanında budur.

– Kişinin kusurundan kaynaklanmayan, daha ziyade teknik süreçlerden ve idari uygulamalardan doğan hataların sonradan düzeltilmesi ölçüsüz sonuçlar doğurmaması gerektiğinin altını çiziyoruz. Ölçülülük ilkesine idarenin mutlaka riayet etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. İdarelerin hatasız olduğu varsayımıyla hareket etmiyoruz.

reklam

YORUM YAP