

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu'nda (ADF) panel düzenledi. Erhürman, konuşması sırasında salondaki ses sisteminde teknik sorun yaşanması nedeniyle konuşmasının bir bölümünü de ayakta mikrofonsuz sürdürdü.
Konuşmasının başında kendini tanıtarak Türkiye Cumhuriyeti ile yakın ilişkiler içinde olduğunu ve siyasetin içinden geldiğini belirten Erhürman, “Bugüne kadar Kıbrıs'ta bütün cumhurbaşkanları, bütün liderler Kıbrıs sorununu ve Kuzey Kıbrıs'ın dış politikasını elbette Türkiye Cumhuriyeti'yle yakın istişare ve koordinasyon içerisinde yürüttüler. Ben de bunu bu şekilde yürütecek olan liderlerden biriyim” dedi. 6 aylık sürede de bunun böyle olduğunu vurgulayan Erhürman, “Daha da yakından birbirimizi tanıyayacağımızdan eminim, şüphe olarak dile getirilen şeylerin hiçbirinin realite ile bağdaşmadığını bir genelleme olarak söyleyeyim” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olduğunu vurgulayan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs Rum halkı gibi egemenlik haklarına sahip olduğunu söyledi. Kıbrıs Rumları hangi konularda egemenlik hakkı iddia edebiliyorlarsa, aynı konularda Kıbrıs Türk halkının da egemenlik hakları olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erhürman, “Kıbrıslı Türkleri hiç kimse bu adada yok sayamaz. Hiç kimse Kıbrıslı Türkler yokmuş gibi karar üretemez” diye konuştu.
“KIBRIS TÜRK HALKININ EŞİT EGEMENLİK HAKLARININ İHLALİDİR”
Son zamanlarda yaşanan olaylara da değinen Tufan Erhürman, “Mesela Kıbrıs Rum yönetiminin son dönemde İsrail'de, Yunanistan'da, Amerika Birleşik Devletleri'yle de Fransa'yla imzaladığı güvenlikle, enerjiyle, doğal gazla, deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşmaların hiçbirinde Kıbrıs Türk halkının iradesi yok. Bu açık bir şekilde Kıbrıs Türk halkının eşit egemenlik haklarının ihlalidir. Bunun uluslararası toplum tarafından da bilinmesi gerekir” dedi.
KKTC'nin meclisi, yürütmesi ve cumhurbaşkanlığı olan bir devlet olduğunu belirten Erhürman, “Kıbrıs Türk halkının adadaki egemenlik hakları ihlal ediliyor. Çok açık konuşmak istiyorum. Çocukları öldüren bir devletle yapılacak bir anlaşmada, o anlaşma Kıbrıs Türk halkının güvenliğini de riske edecek bir anlaşmaysa, böyle bir anlaşmanın imzalanmasını benim halkım içine sindirmez. Ben uluslararası toplumun her tarafına bunu anlatırım” şeklinde konuştu.
“KIBRIS TÜRK HALKI ÇÖZÜM İRADESİNİ SÜRDÜREN BİR HALK KONUMUNDADIR”
Kıbrıs Türk halkının adada azınlık statüsünü kabul etmeyeceğini söyleyen Erhürman, “Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir halktır. Çözüm iradesi de olan bir halktır. Kıbrıs Türk Halkı 2004'te, 2017'de çözüm iradesini ortaya koydu. Bu irade yalnız başına ortaya konmadı, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte gerçekleşti” dedi.
Erhürman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin 2004 referandumlarından sonra yayınladığı raporda, “İzolasyonların hiçbir meşru gerekçesi yok” ifadesine vurgu yaptı. Avrupa Birliği'nin raporlarının da bu yönde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türk halkının hala egemenlik hakları ihlal edilen ve izolasyonlara tabi tutulan bir halk konumunda olduğunu söyledi. Ancak buna rağmen çözüm iradesini sürdüren bir halk olduklarını kaydetti.
Yakın dönemde BM düzeyindeki görüşmeleri de hatırlatan Erhürman, 60 yıldır çözüme ulaşılamamasının sebebinin Kıbrıs Rum liderliklerinin Kıbrıslı Türklerle doğal kaynakları paylaşmak istememeleri olduğunu belirtti.
GÖRÜŞMELER İÇİN TAAHHÜT ŞARTI
Erhürman, bugüne kadarki yakınlaşmaların prensip olarak tescil edileceğini ifade ederek, “Biz 10 sene daha dirsek çürütmek niyetinde değiliz. Kıbrıs Türk halkı ve KKTC bugünkü statüye geri dönmeyecek” dedi. Annan’ın raporuna atıfta bulunan Erhürman, “2004 referandumlarından sonra izolasyonların hiçbir meşru gerekçesi kalmamıştır” dedi.
Erhürman, sporcuları, iş insanları ve akademisyenlerinin uluslararası arenada karşılaştığı problemlerin hala devam ettiğini belirtti.
“AKLINIZA GELEN HER ÜLKEYLE BİZİ YOK SAYARAK ANLAŞMALAR İMZALADINIZ”
Erhürman, 9 yıldır anlamlı bir müzakere süreci olmadığını ifade ederek, “Aklınıza gelen her ülkeyle bizi yok sayarak anlaşmalar imzaladınız. Güveni daha da azalttınız. Önce güveni yaratacak mekanizmalara ihtiyacımız var” dedi.
İki liderin Kıbrıs sorununu çözme kapasitesinin sorgulanması gerektiğine dikkat çeken Erhürman, “Lefkoşa'da bir yeni kapı açıp açamadığını ispatlayamayan iki liderin Kıbrıs sorununu çözmesini beklemek gerçekçi değil” ifadesini kullandı.
Erhürman, ilk aşamada güven yaratıcı önlemler konusunda adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, müzakerelere geçmeden önce bir taahhüt verilmesini talep etti.
“SİLAHLANMA NAFİLE BİR ÇABA”
Rum kesiminin silahlandırılmasının nafile bir çaba olduğunu belirten Erhürman, “Silahlanma ve büyük devletlerin destekleriyle Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı bir askeri denge oluşturmak yanılgı içindesiniz. Bu nafile bir çabadır. Realist değildir” dedi.


