

Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde, demokrasi yanlısı muhalefetin önemli temsilcilerinden Demokratik Parti (DP) kendini feshetti. Bu karar, yerel medya kaynaklarına göre, 120 parti üyesinin katıldığı bir toplantıda oylandı.
Toplantıda, üyelerin 117'si partinin feshine onay verdi ve bu şekilde, parti merkez komitesinin geçtiğimiz nisan ayında aldığı fesih kararı resmileşmiş oldu.
1994 yılında liberal eğilimli iki muhalif grubun bir araya gelmesiyle kurulan DP, Hong Kong'un önde gelen muhalefet partileri arasında yer alıyordu. Parti, 1995 yılında 60 sandalye ile temsil edilen Yasama Konseyi’nde 19 sandalye kazanarak en büyük muhalefet partisi konumuna gelmişti.
DP'nin feshiyle birlikte Hong Kong'daki çoğu demokrasi yanlısı muhalefet partisi de kapanmış durumda. Daha önce Sivil Parti (CP) Mart 2024'te, Sosyal Demokratlar Birliği (LSD) ise haziran ayında kendilerini feshetmişti.
Sosyal konulara odaklanan Hong Kong Demokrasi ve Halkın Geçimi Birliği (ADPL), kentte hâlâ demokrasi yanlısı tek parti olarak faaliyet gösteriyor.
Pekin İddiaları Ortaya Çıktı
Partinin kendini feshetmesinin arkasında, diğer siyasi parti ve örgütlerin de feshi gibi, Pekin yönetiminin parti yöneticilerine yaptığı telkinlerin etkili olduğu iddia ediliyor. Bu doğrultuda, Çin merkezi hükümetine bağlı yetkililerin DP liderlerine partinin tarihi misyonunu tamamladığını ve kendini feshetmemesi halinde kapatılacağını belirttikleri öne sürülüyor.
2020 yılında Çin’de kabul edilen Ulusal Güvenlik Yasası, “hükümeti yıkmaya teşebbüs, vatana ihanet ve ulusal güvenliği tehlikeye atan eylemleri” suç haline getirmişti.
Aslen Hong Kong'daki demokrasi yanlısı protesto hareketini hedef alan bu yasanın yürürlüğe girmesiyle, muhalif gazeteciler, siyasetçiler, iş insanları ve aktivistler, “ulusal güvenlik” gerekçesiyle yargılanma sürecine girmişti.
Yasa çerçevesinde 100'den fazla muhalif hakkında soruşturma başlatılırken, birçok demokrasi yanlısı sivil toplum kuruluşu ve medya organı baskılardan dolayı faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmıştı.
Ayrıca, Pekin yönetimi 2021 yılında Hong Kong'daki seçim sistemini yeniden düzenleyen yasal değişiklikler gerçekleştirdi. Bu değişikliklerle, Hong Kong Yasama Konseyi'nde genel oyla belirlenen sandalye sayısı azaltıldı ve adaylık başvurularını incelemek ve onaylamakla yetkili bir komite kuruldu. Bu komite, “Hong Kong’u vatanseverlerin yönetmesi” ilkesini gerekçe göstererek muhalif partilerin adaylık başvurularını reddetti.
Çin'e Bağlı Ama…
Hong Kong, 1898'de imzalanan “kira sözleşmesi” ile uzun bir süre İngiltere’nin hakimiyetinde kaldıktan sonra 1997 yılında Çin'e devredildi.
Ortak imzalamış olan deklarasyon gereği, Hong Kong’a 2047 yılına kadar basın, ifade, toplanma, inanç ve akademik çalışmalarda özgürlük sağlanmış ve bağımsız idari ve hukuki yapısını koruma hakkı tanınmıştı.
Hong Kong, Çin’e bağlı olmasına rağmen, kendine ait para birimi, dil, hukuk sistemi ve kimlik kullanıyor. Bu özerk yapılı bölgenin yalnızca savunma ve dış politika gibi bazı konularda Pekin’e bağlı olduğu ve bu yönetim modelinin “bir ülke, iki sistem” olarak adlandırıldığı ifade ediliyor.
Pekin yönetiminin son yıllarda Ulusal Güvenlik Yasası ve seçim sistemindeki değişikliklerle bölgenin özerk yönetim yapılarını zayıflattığı yönünde eleştiriler de gündeme gelmektedir.


