reklam
reklam
DOLAR 44,0564 % 0.02
EURO 51,3428 % 0.06
STERLIN 59,3355 % 0.15
FRANG 56,8481 % 0.3
ALTIN 7.385,72 % 1,51
BITCOIN 70.672,06 3.577
reklam

İBB davasında ikinci gün de krizle geçti: İmamoğlu'na ilk kez söz hakkı verildi

Yayınlanma Tarihi : Google News
İBB davasında ikinci gün de krizle geçti: İmamoğlu'na ilk kez söz hakkı verildi
reklam

İBB davasında ikinci gün de krizle geçti: İmamoğlu'na ilk kez söz hakkı verildi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı'yken görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 107'si tutuklu 402 kişinin yargılandığı davada ikinci güne geçildi.

Dün büyük oranda usul tartışmalarına odaklanılan duruşma, bugün kimlik tespiti ve iddianamenin özetinin okunmasıyla devam etti.

Mahkeme Başkanı nisan başında tutukluluk değerlendirmesi yapılacağını, ara kararın da ay sonunda açıklanacağını duyurdu.

HEYET FİKRİNİ DEĞİŞTİRDİ, İMAMOĞLU'NA SÖZ VERDİ

Duruşmada en öne çıkan anlardan biri, mahkeme heyetinin dünkü fikrini değiştirerek İmamoğlu'na söz vermesi oldu.

İmamoğlu kürsüye gelerek “Bu gerginlikle bu süreç yönetilemez. Adil yargılama benim hakkımdır” dedi, iddianameyi 'siyasi olmakla' eleştirdikten sonra şunları kayda geçirdi:

“Az önce iddianamenin özetini okudunuz, her satırda ismimin geçtiği özeti aktardınız. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli siyasi davalardan biri başlatılıyor. Burada ‘Sizi dinlemiyorum’ ya da ‘Size söz hakkı vermiyorum’ demenizin yüce Türk yargısına, kanunlara uygun olmadığını düşünüyorum. Şu anda burada bahsi geçen mesele siyasi bir davadır.

Ben 16 milyon İstanbullunun belediye başkanıyım. Ben bu ülkenin bir sonraki dönem iktidar olacak partisinin cumhurbaşkanı adayıyım. 'Ekrem İmamoğlu'nu dinlemiyorum, önerisini dinlemek istemiyorum' demeniz size sorun yaratır. Benim buradaki aktarımımın dinlenmesi sizi, heyeti rahatlatır.”

'12 YIL YARGILAYACAKSINIZ, BIRAKIN KONUŞALIM'

2 bin 352 yıl hapsinin istendiğini ve hesaplanan yargılama süresinin 12 yıl olduğunu hatırlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Burada savunma sıralamasının da tutarsız olduğunu düşünüyorum. Bırakın Ekrem İmamoğlu’nu ilk dinlemeyi, son dinlemeyi, arada bile dinlemeniz gerekir. Ekrem İmamoğlu olarak savunmaların başında, ortasında, sonunda, karar zamanında çoklu savunma hakkım olduğunu düşünüyorum.

Ben güven duymak istiyorum. Onun için konuşma talebi yaptım. Buraya gelişim kürsü işgal etmek için değil. Ben meraklısı değilim, oradan geleyim buraya konuşayım. Biz nezaketli insanlarız. Burada, bu yargılama sürecini bir düzene koyunuz. Bizi 12 yıl yargılayacaksınız. Bırakın konuşalım.”

'ARKADAŞLARIM TUTUKSUZ YARGILANSIN'

İmamoğlu ayrıca arkadaşları için tutuksuz yargılanma talep etti:

“Kalp pili bulunan bir arkadaşımızın sıkıntıları var. Burada itina göstermelisiniz. Burada ne için olduğunu bilmeyen onlarca arkadaşımız var. Hasta var, yürüyemeyen insan var. İnsan için evde tutulmasının ne mahsuru var?”

SAVUNMALAR BAŞLADI

AYKUT ERDOĞDU: BEN PARA TAŞIMADIM, BÖYLE BİR OLAY YAŞANMADI

İlk savunmayı, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu yaptı. 10 aydır tek kişilik hücrede tutulduğunu, binlerce sayfalık iddianameyi okumak için haftada yalnızca iki saat bilgisayar kullanabildiğini söyledi.

Kendisi hakkındaki delillerin etkin pişmanlık kapsamında verilen iki ifade, bir banka dekontu ve üç baz kaydından ibaret olduğunu belirtti:

“10 aydır hapisteyim. Bütün şahsiyetim, kimliğim zedelendi. Ben AKP milletvekili olsaydım bu iddialarla tutuklanır mıydım? Size soruyorum. Herkes diyor ki 'hayır.' Demek ki kanun önünde eşitlik yok.

İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olmasaydı biz buraya gelir miydik? Hayır tabii ki. Bu dava 1960-1980 darbesi davasından çok daha önemli bir dava. Eşitlik yoksa adalet var mı? Adalet yoksa hukuk var mı?

10 ayrı tutukluluk incelemesi geçirdim. Sonra siz geldiniz, büyük umut. Sizden tensip zaptınızı bekliyoruz. Şimdi eşim duymasın ama bir sürü hastalığım var. Doktora gitmedim, biliyor musunuz? O kelepçeyi taktırmayacağım. Ölürüz, ne olacak.

Erdoğdu, “Ben para taşımadım. Varsa bir deliliniz gösterin. Ben bu iddianamenin neyine nasıl cevap vereyim? Böyle bir olay yaşanmadı. Sizin sorunuz varsa sorun” dedikten sonra da ekledi:

Benim zaten yatarım yok. Karınca gibi su içer gibi sizi bekledik biz.

Mahkeme Başkanı: Serkan Aydın'ı tanıyor musunuz?

Aykut Erdoğdu: Ucuz bir otelin sahibiydi. Gidiyorduk.

Mahkeme Başkanı: Aranızda husumet var mı?

Aykut Erdoğdu: Yok.

Mahkeme Başkanı: 'İBB kreşine bağış yapmamı istedi. Ben de para verdim' diyor. O günlerde para çıkışı olmuş. Niye böyle beyan vermiş?

Aykut Erdoğdu: Kanser hastası… Bir şey diyemem. O günler yaklaşmadık birbirimize. 1 milyon 250 bin dolar nasıl alınabilir?

Mahkeme Başkanı: Var mı başka diyeceğiniz?

Aykut Erdoğdu: Allah yardımcınız olsun.

Mahkeme Başkanı: Ertan Yıldız ile bir husumetiniz var mı?

Aykut Erdoğdu: Birkaç patronun uçağına binmiş. Ben de başkana söyledim. Bu tarz şeyler.

İMAMOĞLU'YLA BAŞKAN ARASINDAKİ KRİZ DEVAM ETTİ

İmamoğlu'nun kendisi gibi tutuklu bulunan avukatı Mehmet Pehlivan, meslektaşlarınca alkışlarla karşılandı. Pehlivan el sallayarak karşılık vermek istedi, ancak bu sırada jandarma tarafından uyarıldı.

Avukatlar, “Selam vermek suç mu?” tepkisini gösterdi.

Asıl krizse oturma düzeni nedeniyle yaşandı.

Salonda sanık kürsüsünün bulunduğu bölgeyle İmamoğlu'nun oturtulmak istendiği yer arasına sandalye yerleştirildi ve jandarma yönlendirildi.

İmamoğlu, çevresinin sarılması üzerine “Kimin önünü kesiyorsunuz siz, oturmuyorum, böyle olmaz. Böyle bir şey yok” dedi.

Mahkeme Başkanı bu sözlere “Nerede var usulsüzlük? Jandarma arkadaşlar oturun. Dünkü duruşmadaki tutumunuz üzerine bu karar verildi” yanıtını verdi.

İmamoğlu: Kimden talimat aldınız?

Mahkeme Başkanı: Biz kimseden talimat almıyoruz.

İmamoğlu: Kimden korkuyorsunuz? Benden korkmayın, ben sizi korumaya geldim.

Mahkeme Başkanı: Ekrem Bey gereksiz polemiğe girmeyin, benim sizin korumanıza ihtiyacım yok.

İmamoğlu ısrarla bu şekilde avukatıyla istişare edemediğini vurguladı.

Mahkeme Başkanı en sonunda “Kürsüye gelmeyeceğinizi taahhüt ediyorsanız açıyorum” dedi.

İmamoğlu, çevresi boşaltıldıktan sonra Pehlivan'ın yanına oturdu. İki ismin sık sık konuştuğu, birbirlerine ellerindeki kağıtları gösterdiği görüldü.

YAPAY ZEKA POLEMİĞİ

Öte yandan tensip zaptında müşteki olarak 1 Ocak 1980 doğumlu 'Kamu Hukuku, Kamu oğlu' şeklinde hatalı bir isim yazıldığı görüldü.

Avukat Ali Rıza Dizdar'ın bu zaptın yapay zekayla yazıldığını söylemesi salondaki gerilimi artırdı:

“Kim bu Kamu oğlu, 1980 doğumlu Kamu Hukuku? Şu anda salonda mı?”

Dizdar'a tepki gösteren Mahkeme Başkanı, “Ben yapay zekayı kullanmayı bile bilmiyorum” dedi.

KAPIDA GERGİNLİK

Avukatlara kimlik kontrolü yapılması ve dosyanın tarafı olmayan ancak gözlem yapmaya gelen hukukçuların salona alınmaması kararı, duruşma öncesi tansiyonu yükseltti.

Avukatlar, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu'na “Avukatınıza biraz sahip çıkın” diye seslendi.

Sağkan ve Kaboğlu'nun heyetle gerçekleştirdiği görüşme sonrası sorun çözüldü. Avukatlar içeri alındı.

İLK GÜN NELER YAŞANDI?

Bilindiği üzere dava, İmamoğlu ve beraberindekilerin gözaltına alınıp tutuklanmasından bir yıl sonra, dün itibariyle başladı.

İlk duruşma oldukça gergin anlara sahne oldu.

İmamoğlu'nun söz istemesiyle başlayan kriz, mahkeme heyetinin müsaade etmemesi ve avukatların savunma sırasına yönelik tepkileriyle tırmandı. Heyetin “İzleyiciler dışarı çıkarılsın” diyerek salonu terk etmesiyle de zirveye ulaştı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, milletvekilleri ve sanık aileleriyse salonu boşaltmayı reddetti.

Heyet bu sırada yürütülen görüşmeler neticesinde geri dönse de usulle ilgili tartışmalar akşam saatlerine kadar devam etti.

Avukatlar son aşamada reddi hakim talebinde bulundu; bu istek, 'davayı uzatma amacı taşıdığı' gerekçesiyle reddedildi.

ÖZEL'E JET SORUŞTURMA

Ana muhalefet lideri, duruşma sonrası heyetteki üç hakimin toplam tecrübesinin 11 yıl olduğunu, salonda 'kötü bir tiyatro oyunu' oynandığını ileri sürerek sert tepki gösterdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel hakkında mahkeme heyetine hakaret ettiği iddiasıyla resen soruşturma başlattı.

DURUŞMA 1.5 AY SÜRECEK, İMAMOĞLU EN SON KONUŞACAK

İlk duruşma nisan sonuna kadar sürecek ve haftanın dört günü kesintisiz bir şekilde yapılacak. İkinci celsede tutuksuz sanıklara geçilecek, katılmaları zorunlu olmayacak.

İmamoğlu'nun savunması en son, yani bir buçuk ay sonra alınacak.

Yargılama sürecinin tümden tamamlanması için hedeflenen süreyse 4 bin 600 gün olarak tarif ediliyor. Bu, ortalama 12.5 yıla denk geliyor.

2352 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

İmamoğlu, bu davada 'suç örgütü liderliğiyle' suçlanıyor. 3 bin 740 sayfalık iddianamede sanıklara 143 eylem ve 17 suçlamaya yöneltilirken, davanın merkezinde belediyedeki bazı ihaleler, kamu görevlileriyle ilişkiler ve çeşitli usulsüzlük iddiaları bulunuyor.

İddianamede 'hiyerarşik yapı' denilerek yer verilen şema.

İmamoğlu'yla birlikte Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülbekaran, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün de 'örgüt yöneticisi' olmakla suçlanıyor.

92 kişi 'örgüt üyesi', geri kalanlar 'örgüt mensubu olmamakla birlikte bağlantılı' olarak nitelendiriliyor.

Soytekin, Gün ve Yıldız'ın 'yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verdikleri' ileri sürülüyor, bu kişiler için etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının talep edildiği anlatılıyor.

İmamoğlu için 828 yıldan 2352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor:

– “Doğrudan işlediği suçlar olan suç işlemek amacıyla örgüt kurma

– Rüşvet (12 kez)

– Suç gelirlerinin aklanması (7 kez)

– Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık (7 kez)

– 'Suç örgütünün kurucusu ve lideri olması dolayısıyla' örgüt mensupları tarafından işlenen kişisel verilerin kaydedilmesi (2 kez); kişisel verileri ele geçirme ve yayma (2 kez)

– Suç delillerini gizleme (4 kez)

– Haberleşmenin engellenmesi

– Kamu malına zarar verme

– Rüşvet alma (47 kez)

– Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma irtikap (9 kez)

– Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık (39 kez)

– Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama (4 kez)
İhaleye fesat karıştırma (70 kez)

– Çevrenin kasten kirletilmesi, vergi usul kanuna muhalefet, orman kanununa muhalefet, maden kanununa muhalefet.”

YENİ SALON YETİŞMEDİ, SINIRLAMALAR GETİRİLDİ

Davanın kapsamı ve tutukluların sayısı göz önünde olduğunda cezaevi yerleşkesinde yeni bir salon yapılmasına karar verilmişti.

Ancak inşaat başlasa da duruşmaya yetiştirilemedi.

Mahkeme bu nedenle duruşma düzenine ilişkin ayrıntılı tedbirler belirledi.

Duruşma salonuna girişler kartlı sistemle yapılacak ve sanıklar, avukatlar, tanıklar ile basın mensupları için ayrı giriş kartları hazırlandı.

Basın mensupları için de bazı sınırlamalar getirildi.

Salona en fazla 5 yabancı basın mensubu ile ulusal basın kuruluşlarından toplam 20 gazeteciye yer ayrıldı.

Yazılı ve görsel basın kuruluşları duruşmaya birer temsilci ile katılabildi.

Her sanığın en fazla üç avukatla temsil edilebileceği belirtilirken, salonun kapasitesine bağlı olarak sanıkların birinci derece yakınlarına da sınırlı sayıda yer verildi.

Bunlara ek olarak Silivri Kaymakamlığı, Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 NO'lu salonda görülen duruşma öncesi ay sonuna kadar eylem yasağı getirdi, cezaevi çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı.
reklam

YORUM YAP