reklam
reklam
DOLAR 44,0901 % 0.05
EURO 51,2165 % -0.01
STERLIN 59,2608 % 0.12
FRANG 56,6857 % 0.14
ALTIN 7.362,78 % 0,10
BITCOIN 69.458,32 -1.931
reklam

İBB davasında üçüncü gün

Yayınlanma Tarihi : Google News
İBB davasında üçüncü gün
reklam

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı'yken görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 107'si tutuklu 402 kişinin yargılandığı davada üçüncü güne geçildi.

Duruşma öncesi salonda yine 'selam' krizi yaşandı.

Jandarma, Dilek İmamoğlu'nun dava kapsamında tutuklu bulunan kardeşi Cevat Kaya'ya yakınlarına el sallamak istediği sırada müdahale etti. Kaya, “40 yıldır bu ülkeye vergi ödüyorum. Bana insan gibi davranın” diyerek tepki gösterdi.

İBB Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Yavuz Saltık da selam vermek isterken jandarma tarafından ittirildi.

MAHKEME BAŞKANI, JANDARMAYI UYARDI

Bunun üzerine gerilim büyüdü. Avukatlar, Mahkeme Başkanı'na şöyle seslendi:

“Sayın Başkan, salon gerim gerim gerildi. İzleyicileri selamlamak açısından bu çok sağlıklı bir durum değildi. Bu konuda talimatı verecek olan sizsiniz. Veya başkasıysa, kolluk kuvvetleriyse, en azından ailelerini selamlamakta bir mahsur olmadığına dair talimat verilirse faydalı olur.”

Mahkeme Başkanı, jandarmayı “El sallayanlara müdahale etmeyin” diye uyardı.

SAVUNMALAR DEVAM EDİYOR

Celse, CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner'in iş insanı kardeşi Bulut Aydöner'in beyanlarıyla etti.

Annesinin maddi imkanlarını kullanarak işletmesini büyüttüğünü, MASAK raporunda emeklerinin hiçe sayıldığını söyledi.

“Bütün işlemlerim usule uygundur, kayıt dışı hiçbir işlemim yoktur. 30 yıldır anne ve babamla aynı adreste ikamet ediyorum, kaçma şüphem yoktur” dedikten sonra şöyle devam etti:

“Abimin bana talimat vermesi söz konusu değildir, benim de ona talimat vermem mümkün değildir. Tek bir haram karıştırmadığım şirketim adına aldığım iki araç nedeniyle dosyaya dahil edildim. Arsaların konumlarını da mahkemeye gösterdim. Ayrıca inşaat faaliyetleri de yürütmekteyim. Ancak bu süreç artık ciddi bir mağduriyet yaratmaya başlamıştır.”

Ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük ve bir dönem İstanbul Ağaç AŞ'de satın alma müdürü olarak çalışan Ümit Polat'ın savunma yapması bekleniyor.

2. GÜN NELER YAŞANDI?

İkinci celsede de ilk günküne benzer şekilde oldukça gergin anlar yaşansa da en dikkati çeken detay, mahkeme heyetinin tutumunu değiştirerek İmamoğlu'na söz hakkı vermesi oldu.

Bunun üzerine İmamoğlu kürsüye gelerek “Adil yargılama benim hakkımdır” dedi, iddianameyi 'siyasi olmakla' eleştirdi. 2 bin 352 yıl hapsinin istendiğini ve hesaplanan yargılama süresinin 12 yıl olduğunu hatırlatarak şöyle devam etti:

“(…) Burada savunma sıralamasının da tutarsız olduğunu düşünüyorum. Bırakın Ekrem İmamoğlu’nu ilk dinlemeyi, son dinlemeyi, arada bile dinlemeniz gerekir. Ekrem İmamoğlu olarak savunmaların başında, ortasında, sonunda, karar zamanında çoklu savunma hakkım olduğunu düşünüyorum.

Ben güven duymak istiyorum. Onun için konuşma talebi yaptım. Buraya gelişim kürsü işgal etmek için değil. Ben meraklısı değilim, oradan geleyim buraya konuşayım. Biz nezaketli insanlarız. Burada, bu yargılama sürecini bir düzene koyunuz. Bizi 12 yıl yargılayacaksınız. Bırakın konuşalım.”

SAVUNMALAR BAŞLADI

Usul tartışmaları, kimlik tespiti ve 3 bin 900 sayfalık iddianamenin özetlenmesi sonrası ikinci gün itibariyle savunmalara resmen başlandı.

İlk söz, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu'ya verildi. Kendisi hakkındaki delillerin etkin pişmanlık kapsamında verilen iki ifade, bir banka dekontu ve üç baz kaydından ibaret olduğunu belirtti:

“Ben para taşımadım. Varsa bir deliliniz gösterin. Ben bu iddianamenin neyine nasıl cevap vereyim? Böyle bir olay yaşanmadı.”

Mahkeme Başkanı: Ertan Yıldız, nasıl bu kadar ayrıntılı ifade vermiş?

Aykut Erdoğdu: Hapisten çıkmak isteyen insan 12 bölümlük dizi yazar.

YAPAY ZEKA POLEMİĞİ:
1980 DOĞUMLU KAMU HUKUKU SALONDA MI?

Öte yandan tensip zaptında müşteki olarak 1 Ocak 1980 doğumlu 'Kamu Hukuku, Kamu oğlu' şeklinde hatalı bir isim yazıldığı görüldü.

Avukat Ali Rıza Dizdar'ın bu zaptın yapay zekayla yazıldığını ileri sürmesi salondaki gerilimi artırdı:

“Kim bu Kamu oğlu, 1980 doğumlu Kamu Hukuku? Şu anda salonda mı?”

Dizdar'a tepki gösteren Mahkeme Başkanı, “Ben yapay zekayı kullanmayı bile bilmiyorum” dedi.

İLK GÜN NELER YAŞANDI?

Bilindiği üzere dava, İmamoğlu ve beraberindekilerin gözaltına alınıp tutuklanmasından bir yıl sonra, dün itibariyle başladı.

İlk duruşma oldukça gergin anlara sahne oldu.

İmamoğlu'nun söz istemesiyle başlayan kriz, mahkeme heyetinin müsaade etmemesi ve avukatların savunma sırasına yönelik tepkileriyle tırmandı. Heyetin “İzleyiciler dışarı çıkarılsın” diyerek salonu terk etmesiyle de zirveye ulaştı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, milletvekilleri ve sanık aileleriyse salonu boşaltmayı reddetti.

Heyet bu sırada yürütülen görüşmeler neticesinde geri dönse de usulle ilgili tartışmalar akşam saatlerine kadar devam etti.

Avukatlar son aşamada reddi hakim talebinde bulundu; bu istek, 'davayı uzatma amacı taşıdığı' gerekçesiyle reddedildi.

ÖZEL'E JET SORUŞTURMA

Ana muhalefet lideri, duruşma sonrası heyetteki üç hakimin toplam tecrübesinin 11 yıl olduğunu, salonda 'kötü bir tiyatro oyunu' oynandığını ileri sürerek sert tepki gösterdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel hakkında mahkeme heyetine hakaret ettiği iddiasıyla resen soruşturma başlattı.

DURUŞMA 1.5 AY SÜRECEK, İMAMOĞLU EN SON KONUŞACAK

İlk duruşma nisan sonuna kadar sürecek ve haftanın dört günü kesintisiz bir şekilde yapılacak. İkinci celsede tutuksuz sanıklara geçilecek, katılmaları zorunlu olmayacak.

İmamoğlu'nun savunması en son, yani bir buçuk ay sonra alınacak.

Yargılama sürecinin tümden tamamlanması için hedeflenen süreyse 4 bin 600 gün olarak tarif ediliyor. Bu, ortalama 12.5 yıla denk geliyor.

2352 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

İmamoğlu, bu davada 'suç örgütü liderliğiyle' suçlanıyor. 3 bin 740 sayfalık iddianamede sanıklara 143 eylem ve 17 suçlamaya yöneltilirken, davanın merkezinde belediyedeki bazı ihaleler, kamu görevlileriyle ilişkiler ve çeşitli usulsüzlük iddiaları bulunuyor.

İddianamede 'hiyerarşik yapı' denilerek yer verilen şema.

İmamoğlu'yla birlikte Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülbekaran, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün de 'örgüt yöneticisi' olmakla suçlanıyor.

92 kişi 'örgüt üyesi', geri kalanlar 'örgüt mensubu olmamakla birlikte bağlantılı' olarak nitelendiriliyor.

Soytekin, Gün ve Yıldız'ın 'yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verdikleri' ileri sürülüyor, bu kişiler için etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının talep edildiği anlatılıyor.

İmamoğlu için 828 yıldan 2352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor:

– “Doğrudan işlediği suçlar olan suç işlemek amacıyla örgüt kurma

– Rüşvet (12 kez)

– Suç gelirlerinin aklanması (7 kez)

– Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık (7 kez)

– 'Suç örgütünün kurucusu ve lideri olması dolayısıyla' örgüt mensupları tarafından işlenen kişisel verilerin kaydedilmesi (2 kez); kişisel verileri ele geçirme ve yayma (2 kez)

– Suç delillerini gizleme (4 kez)

– Haberleşmenin engellenmesi

– Kamu malına zarar verme

– Rüşvet alma (47 kez)

– Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma irtikap (9 kez)

– Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık (39 kez)

– Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama (4 kez)
İhaleye fesat karıştırma (70 kez)

– Çevrenin kasten kirletilmesi, vergi usul kanuna muhalefet, orman kanununa muhalefet, maden kanuna muhalefet.

YENİ SALON YETİŞMEDİ, SINIRLAMALAR GETİRİLDİ

Davanın kapsamı ve tutukluların sayısı göz önünde olduğunda cezaevi yerleşkesinde yeni bir salon yapılmasına karar verilmişti.

Ancak inşaat başlasa da duruşmaya yetiştirilemedi.

Mahkeme bu nedenle duruşma düzenine ilişkin ayrıntılı tedbirler belirledi.

Duruşma salonuna girişler kartlı sistemle yapılacak ve sanıklar, avukatlar, tanıklar ile basın mensupları için ayrı giriş kartları hazırlandı.

Basın mensupları için de bazı sınırlamalar getirildi.

Salona en fazla 5 yabancı basın mensubu ile ulusal basın kuruluşlarından toplam 20 gazeteciye yer ayrıldı.

Yazılı ve görsel basın kuruluşları duruşmaya birer temsilci ile katılabildi.

Her sanığın en fazla üç avukatla temsil edilebileceği belirtilirken, salonun kapasitesine bağlı olarak sanıkların birinci derece yakınlarına da sınırlı sayıda yer verildi.

Bunlara ek olarak Silivri Kaymakamlığı, Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 NO'lu salonda görülen duruşma öncesi ay sonuna kadar eylem yasağı getirdi, cezaevi çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı.
reklam

YORUM YAP