reklam
reklam
DOLAR 43,1588 % 0.11
EURO 50,3460 % 0.03
STERLIN 58,1074 % 0.03
FRANG 53,9822 % -0.13
ALTIN 6.416,03 % 0,76
BITCOIN 92.292,90 1.68
reklam

İsveç’te Demir Çağı’na dair şaşırtan keşif

Yayınlanma Tarihi : Google News
İsveç’te Demir Çağı’na dair şaşırtan keşif
reklam

İsveç’te ilk kez eksiksiz bir plano-konveks külçe gün yüzüne çıkarıldı. Göteborg Üniversitesi’nden araştırmacıların gerçekleştirdiği izotop ve kimyasal analizler, külçenin daha önce düşünülenden oldukça geç bir döneme ait olduğunu ortaya koydu. Araştırma ekibinden Serena Sabatini, “Şekli ve büyüklüğü nedeniyle bu külçenin Tunç Çağı’na ait olduğunu varsaymıştık, fakat alaşımın Demir Çağı ve sonrası dönemlere özgü olduğu anlaşıldı” şeklinde konuştu.

Plano-konveks külçeler genellikle bakırdan üretilmektedir; ancak bronz ya da bakır bazlı diğer alaşımlardan da yapılabilmektedir. Bu yuvarlak formlu külçeler geçmişte Akdeniz çevresinde, Avrupa’da ve Atlantik kıyılarında sıkça bulunmuş; metal taşımak için pratik bir yöntem olarak hem Tunç Çağı hem de Demir Çağı’nda yaygın bir şekilde kullanılmıştır.

Göteborg Üniversitesi’nden arkeologlar, Särdal’da bulunan bu nadir külçenin başlangıçta Tunç Çağı’na ait olduğunu düşünmüşlerdi. Tek başına bulunması ve tarihlendirme için herhangi bir yardımcı materyalin olmaması nedeniyle ekip, üretim dönemini belirlemek amacıyla bilimsel analizlere başvurmak zorunda kaldı.

Yapılan analizler, ilk varsayımı tamamen çürüterek külçenin bakır-çinko-kalay-kurşun alaşımının Demir Çağı’na işaret ettiğini ortaya koydu.

ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ GENİŞ BAĞLANTILARI AÇIĞA ÇIKARDI

Sabatini, “Arkeometalürji alanındaki işbirlikçi araştırma iklimi sayesinde Polonyalı meslektaşlarımızla ortak çalışma fırsatı bulduk. Onların incelediği Demir Çağı buluntuları ile külçemizin bileşimi arasında neredeyse birebir bir uyum vardı” ifadelerini kullandı.

Araştırmacılar, bu tür bulguların tek başına bulunsa bile detaylı analizlerle tarihsel bir bağlama oturtulabileceğini belirtiyor. Arkeoloji yöntemleri ile bilimsel analizlerin bir araya gelmesi, tek bir nesneyi bile kapsamlı bir tarihsel anlayışa dönüştürebiliyor.

Sabatini, “Uluslararası işbirlikleri, yalnızca yerel bağlamda görünmeyen desenleri gün yüzüne çıkarıyor. Polonyalı meslektaşlarımızla kurduğumuz işbirliği olmasaydı bu sonuçlara ulaşılamazdı” diye ekledi.

Araştırma ekibi, 1980’lerden beri eski metal eserleri incelemek için kullanılan kurşun izotop analizi ve iz element incelemeleri gibi arkeometalürjik yöntemleri kullandı. Bu teknikler, hem metalin bileşimini hem de muhtemel jeolojik kaynağını belirlemeye yardımcı olmaktadır.

Sabatini, “Bu çalışmanın yeniliği, analitik verileri tarihsel ve arkeolojik bilgilerle birleştirerek hem benzersiz Särdal külçesine hem de Polonya’daki Iława Göller Bölgesi’nden elde edilen çubuk külçelere tarihsel bir bağlam sunabilmemiz oldu” dedi.

Araştırmacılar, tüm bu bulgular arasındaki şaşırtıcı bileşim benzerliğinin, Kuzey Avrupa’daki Baltık bölgesinin Roma öncesi Demir Çağı’nda temas ve ağ ilişkilerine dair önceki hipotezleri güçlendirdiğini ifade ediyor.

Çalışma, Journal of Archaeological Science dergisinde yayımlandı.

reklam

YORUM YAP