

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celalettin Kozanoğlu, İzmir'deki yapı stokunun büyük bölümünün eski deprem yönetmeliklerine göre yapıldığını ifade etti.
İzmir'deki binaların önemli bir kısmının yaşlandığını belirten Prof. Dr. Kozanoğlu, “İzmir'deki binalarımızın yüzde 52'si 1975 yılı deprem yönetmeliğine göre inşa edilmişken, 1998 yılı deprem yönetmeliğine göre yapılan binaların oranı sadece yüzde 12. İzmir'de yüzde 36 oranında kaçak yapı stokumuz mevcut. Kaçak yapıların kontrol altına alınması şart. Şu anda 1975 yılı deprem yönetmeliğine göre yapılmış olan binalar 50 yaşına girmiş durumda ve bu binalarda yaşayanlar genellikle 80-85 yaşındaki yaşlı bireyler olabiliyor” şeklinde konuştu.

Dönüşüm Taleplerinde Azalma
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından kentsel dönüşüme olan ilginin zamanla azaldığını vurgulayan Prof. Dr. Kozanoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
– Deprem korkusu ve yaşanan acıların görüntüleri, insanları bir an önce yeni binalara geçme arayışına yönlendirmişti. Ancak zamanla, bu yaşlı bireyler “Doğduğum evde ölmek isterim” düşüncesiyle kentsel dönüşümden uzak durmaya başladılar. Bu bağlamda son 1,5 yılda kentsel dönüşüm taleplerinde yüzde 60-70 oranında bir azalma gözlemlendi.
“Vatandaş Özendirilmelidir”
Deprem riskinin büyük ölçüde insan kaynaklı hatalardan kaynaklandığını dile getiren Prof. Dr. Kozanoğlu, “Binaların yapım öncesi, yapım sırası ve yapım sonrası hatalar olarak sınıflandırılabilir. Yapım öncesinde doğru zeminlere imar verilmesi gerekiyor. Dere yataklarında ve tarım alanlarında imar yapılmamalıdır. Yapım sırasında doğru proje, malzeme, uygulama ve denetim büyük önem taşır. Yapım sonrası hatalar olarak ise doğru kullanıcının eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü binalarımızı teslim aldıktan sonra, örneğin bacaları geçirmek, restoranlar için kolon kesmek ya da kuaförlerin kirişi kesmesi gibi birçok zafiyet ortaya çıkabiliyor” ifadesini kullandı.
Kentsel dönüşümün teşvik edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kozanoğlu, “120 metrekarelik toplu mezarlarda oturmak yerine 90 metrekarelik güvenli toplu konutlarda yaşamayı özendirmeliyiz. Halkın bilinçlendirilmesi, sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları ile iş birliği yapılması büyük önem taşıyor. Ayrıca binaların da araçlar gibi belli periyotlarla denetlenmesi ve yerinde incelenmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.


