

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa Birliği’ne (AB) tek taraflı üyeliği, AB dönem başkanlığı süreci, Kıbrıs meselesi ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin son açıklamalarına dair çeşitli değerlendirmelerde bulundu.
“EN ÖNEMLİ HATA İLK BAŞTA YAPILDI”
Öztürkler, GKRY’nin AB’ye alınmasının büyük bir hata olduğunu belirterek, “En önemli hata ilk başta yapıldı. Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne tek taraflı olarak alınması zamanında zaten hataydı. Kıbrıslı Türkler cezalandırılarak Güney ödüllendirilmişti” dedi.
“ANNAN PLANI'NA 'EVET' DİYEN TARAF CEZALANDIRILDI”
Annan Planı sürecini gündeme getiren Öztürkler, “Annan Planı sürecinde bir taraf ‘evet’ dedi, diğeri ‘hayır’ fakat ödüllendirilen taraf Güney Kıbrıs oldu. Güney Kıbrıs'ın AB’ye alınması, Avrupa Birliği'nin davranışlarının bir şımarıklık olarak sürdürülmesi, adanın tek sahibi olduklarına dair yaklaşımları ve Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görme tutumları devam etti” şeklinde konuştu.
“KABUL EDİLEMEZ GÖRÜNTÜLER YAŞANDI”
Öztürkler, GKRY’nin AB dönem başkanlığını devralmasına ilişkin açılış törenlerinde sergilenen tutumlara tepki göstererek, “Avrupa Birliği'ne katıldıktan sonra, dönemin resmen Güney Kıbrıs'a geçtiği açıklandı. Açılış törenlerinde karşılaştığımız hoş olmayan görüntüleri kayda geçirdik. Ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı işgalci yaklaşımlar sergilendi” ifadesini kullandı.
Öztürkler, törenlerdeki kullanılan görsellerin maksatlı algı operasyonları içerdiğini belirterek, “1974'ü yansıtarak çeşitli algı operasyonlarına devam ediyorlar. Ama dünya 1960 ve 1963'te nelerin yaşandığını ve Kıbrıs Türk halkına neler çektirildiğini, Mehmetçik’le Mücahit’in kahramanlıklarını çok iyi biliyor” dedi.
“UKRAYNA'NIN EGEMENLİĞİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TARTIŞILIYOR”
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin Kıbrıs ile ilgili sözlerine de değinen Öztürkler, “Ukrayna lideri Zelenskiy’ye özellikle değinmek istiyorum. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili söylemleri tam da kendisine yakışmayan bir seviyedeydi. Unutmaması gereken, şu anda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma konusudur ve Ukrayna’ya en büyük desteği ana vatan Türkiye Cumhuriyeti vermektedir” dedi.
Öztürkler, “1974’te Türk askeri adaya gelerek hem Kıbrıslı Türklere hem de Rumlara barış getirmiştir. Bu bilgi barındırılmalıdır. Zelenskiy’e, 15 Temmuz 1974 Yunan darbesini hatırlatmak gerekliydi” diye ekledi.
TEK TARAFLI ANLATIMLAR
Avrupa Birliği’nin tavrını eleştiren Öztürkler, “Avrupa Birliği sadece Güney Kıbrıs’ı muhatap alarak Güney’in anlatımlarıyla hareket ediyor. Dün yaşananlar bunun bir göstergesidir” dedi.
“SİLAHLANMA VE İSRAİL'LE YAPILAN ANLAŞMALAR İZLENMELİ”
Bölgesel güvenlik alanına vurgu yapan Öztürkler, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanması, İsrail ile yaptığı anlaşmalar ve Yunanistan-İsrail-Güney Kıbrıs arasındaki askeri iş birlikleri çok dikkatle izlenmelidir. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü ve adadaki Türk askerinin varlığının önemi iyi kavranmalıdır” dedi.
Öztürkler, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi şunu bilmeli: Muhatap Kıbrıs Türk halkıdır. Kıbrıs Türk halkının egemenliğine ve eşitliğine saygı göstermelidir. Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak gördükçe bir yere varılamaz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin uluslararası güç dengesine vurgu yapan Öztürkler, “Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bu ilişkilerde belirleyici olamaz. Türkiye Cumhuriyeti, dış ilişkilerinin stratejiesini kendine göre yürütür” açıklamasında bulundu.
Öztürkler, “Kıbrıs Türk halkı kalıcı bir anlaşmayı hak ediyor. Ancak onu azınlık olarak gören ve egemenliğine saygı göstermeyen bir anlaşmanın altına imza atması beklenemez. Güney Kıbrıs Avrupa Birliği dönem başkanlığını almış olabilir fakat yanımızda da sağlam bir ana vatanımız vardır” dedi.
“AB HİÇBİR SÖZÜ YERİNE GETİRMEDİ”
KKTC Başbakanı Ünal Üstel de GKRY’nin AB Konseyi Dönem Başkanlığına karşı çıktı. Üstel, GKRY’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” unvanıyla AB Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesini eleştirerek, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Kıbrıs Türk halkının iradesi ve Kıbrıs’ta yaşanan tarihi gerçekleri yok sayarak, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ unvanıyla Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesi, Kıbrıs meselesinde süregelen adaletsizliğin ve çifte standardın en güncel yansımasıdır” şeklinde konuştu.
“EŞİT KURUCU ORTAKLIK HAKLARI GASP EDİLDİ”
Üstel, 1963 yılında yaşanan olaylara değinerek, Kıbrıs Türk halkının devlet yapılarına dışlandığını vurguladı. “1963 yılında Rum liderliğinin, ortak devletin temelini oluşturan Anayasa’yı tek taraflı değiştirme girişimleri ve bu doğrultuda Rum paramiliter unsurlar ile EOKA geçmişi olan grupların Kıbrıs Türk halkına karşı başlattığı saldırılar sonucunda, Kıbrıs Türkleri can güvenliği ortadan kalkarak devletin yapılarından dışlanmış ve eşit kurucu ortaklık hakları gasp edilmiştir. Bu durum, Kıbrıs Türk halkının yıllardır süren bir haksızlığa maruz kalmasının başlangıcı olmuştur” diyerek ifade etti.
2004 Annan Planı sürecine de değinen Üstel, Kıbrıs Türk halkının iradesinin göz ardı edildiğini belirterek, “2004 yılında Annan Planı’na Kıbrıs Türk halkının açık bir şekilde ‘evet’ demesine rağmen, Rum tarafının ‘hayır’ oyu ödüllendirilmiş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ne üye yapılırken, Kıbrıs Türk halkı ambargo ve izolasyonlarla cezalandırılmıştır. Avrupa Birliği, Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri yerine getirmemiştir” dedi. Üstel, “Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği, eşit uluslararası statüsü ve güvenliği tartışmaya açılamaz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, anavatan Türkiye ile tam bir dayanışma içinde, kararlılıkla yoluna devam edecektir. Kıbrıs Türk halkının devleti, iradesi ve onuruyla yaşama hakkı asla göz ardı edilemez” açıklamasında bulundu.


