

Aydın'ın Bozdoğan ilçesinde, Ali ve Saniye İrge çiftinin özenle yetiştirdiği ve halk arasında “camız” olarak bilinen mandalardan elde edilen geleneksel manda kaymağı, yüksek talebe rağmen sınırlı bir üretimle karşımıza çıkıyor. Eşsiz lezzeti ve yüksek besin değeriyle dikkat çeken bu kaymak, bölgede kilosu 2 bin TL'ye kadar alıcı buluyor.

“Bu İş Sevgisiz Yapılmaz”
Çocukluğundan bu yana mandaların arasında büyüyen Ali İrge, manda yetiştiriciliğinin sabır ve sevgi gerektirdiğini belirtti. İrge, “Bozdoğan'da 100'ün üzerinde manda varlığı mevcut. Bu iş, sabır işi; sevmeden yapılacak bir şey değil. Mandaların bakımı ineklere göre daha kolay, ancak kaymak üretimi için belirli şartlar gerekiyor. Mandaların mutlaka pamuk çekirdeği yemesi lazım, aksi takdirde fazla kaymak elde edemeyiz. Sütü 4-5 saat kısık ateşte kaynatıyoruz, ardından soğumaya bırakıyoruz. Soğuduktan sonra buzdolabına koyuyoruz ve 4-5 saat sonra çıkarıyoruz. Kaymağı normal bir bıçakla kesmek mümkün değil; ince uçlu bir şey ile kesilmesi gerekiyor. Bunun için yorgan iğnesi ile kaymağını kesiyoruz. Sonrasında da satış için paketliyoruz” şeklinde konuştu.
“Sahibinden Başkası Yanına Yaklaşmadığı İçin Çalınma Riski Yok”
Mandaların sahiplerine oldukça sadık olduğunu ifade eden İrge, “Sahiplerine çok bağlı hayvanlar. Özellikle kadınlara daha fazla bağlanırlar. Yabancı insanı yanlarına sokmazlar, bu nedenle çalınma riski yok. Boş kaldıklarında yanına girenlere zarar verebilirler. Ana babadan alışık oldukları için bizimle bir sorun yaşamazlar. Mandalar, doğu illerinde daha fazla ilgi görüyor. Örneğin, Diyarbakır'da bir manda için 150 bin TL talep ediliyor. Onu buraya getirmenin maliyetiyle birlikte toplamda 250-300 bin TL'yi buluyor. Oysa burada 150 bin TL dediklerinde insanlar bunun yüksek olduğunu düşünüyor. Ancak bakım açısından kolay, ne bulursa yer. Diğer hayvanların yemediği şeyleri mandalar tüketiyor” dedi.

Kaymağı Altın Değerinde
Manda kaymağının kilosunun 2 bin TL'ye kadar satıldığını belirten İrge, lokantalara verdiklerinde bu fiyatın 1.000 TL'ye düştüğünü ifade etti. Manda sütü ve kaymağının çok değerli olduğunu dile getiren İrge, “Manda kaymağının kilosu 2 bin TL. Lokantaya verdiğimizde bu fiyat 1.000 TL'ye düşüyor. Manda sütü de oldukça kıymetli. Diğer sütlerde mikrop bulunurken, manda sütünde mikrop olmaz. Ancak maalesef sütçüler sütünüzü almıyor, bu yüzden biz de eşe dosta dağıtıyoruz” şeklinde konuştu.
“Destek Yok, Kooperatif Yok”
Manda yetiştiriciliğinin en büyük sorununun destek ve pazarlama olduğunu dile getiren İrge, “Bu hayvanlara sahip çıkan yok. Destekler düzgün bir şekilde verilmiyor. Sütünüzü, yoğurdunuzu satabileceğiniz bir kooperatif yok. Kaymağı da sadece lokantacılar alıyor, ara sıra kendileri yemek isteyen insanlar da oluyor” açıklamasını yaptı.

“Onlar Beni İster, Başkasını Sağım Yaptırmazlar”
Saniye İrge, mandaların özellikle kadınlara olan bağlılıklarını vurguladı ve şöyle konuştu: “Rahatsızlığım nedeniyle 3-4 gün çiftliğe gelemedim, bu süre boyunca kimseye kendilerini sağdırmamışlar. Eşime bile sağım yaptırmazlar, illa ki beni isterler. Ne istediğini bildikten sonra sorun yaşamazlar. Yazın göle götürüyoruz, orada serinliyorlar. Pamuk çekirdeği yedikleri için bedenleri yağlı oluyor, bu yüzden akşama kadar suyun içinde yatıyorlar.” Ali ve Saniye İrge çifti, doğru destek ve organizasyon sağlanması durumunda manda yetiştiriciliğinin hem geleneksel üretimin yaşatılması hem de kırsal kalkınma açısından büyük önem taşıyacağını ifade etti.


