

İktidar ile ana muhalefet arasındaki derin siyasi kopuş, 2024 yılının Mayıs ve Haziran aylarında iki sembolik ziyaretle kısmen aşılmaya çalışıldı. Özel, 2 Mayıs 2024’te Erdoğan’ı AK Parti Genel Merkezi’nde; Erdoğan da Özel’i 11 Haziran 2024’de CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki lider arasında esen soğuk rüzgarların 23 Nisan resepsiyonunda dinmesi bekleniyordu. Resepsiyon öncesinde iki liderin salonda karşılaşıp karşılaşmayacağını sordum. Aldığım cevap, “Planlama yapılmadı” şeklindeydi. Daha sonra yapılan açıklamalarla birlikte, bu durumun arkasında, liderlerin kendilerine ait talimatları doğrultusunda ön görüşmelere ihtiyaç olduğu vurgulandı.
Resepsiyon öncesi genel başkanların talimatı ile (muhtemelen Grup Başkanvekilleri seviyesinde) “karşılaşma” için ön görüşme yapılacaktı. Salona önce gelen lider diğerini bekleyecek, kapasitesinin üzerinde davetli ve gazetecilerle dolup taşan salonda korumalar daha sonra gelene yol açacak ve bu şekilde liderler bir araya gelmiş olacaklardı. Bu durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MHP lideri Bahçeli ve diğer partilerle gerçekleştirdiği kısa sohbetlerde de gözlemlendi. Ancak Erdoğan’ın gazetecilere “Özel ile görüşmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna verdiği, “Tabii görüşürüz, niye görüşmeyelim” cevabı, bu görüşmenin yakında gerçekleşeceği anlamına gelmiyor.
Bahçeli ile “off the record”
23 Nisan dolayısıyla TBMM’de düzenlenen resepsiyonda en uzun süre kalan siyasetçi MHP lideri Devlet Bahçeli oldu. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile sohbet ettikten sonra gazetecilerle de bir araya geldi. Ancak bu etkinlikteki sohbet, Bahçeli’nin tercihi doğrultusunda “soru-cevap” şeklinde değil, yalnızca “off the record” olarak gerçekleşti. Bu konudaki söylenenler basına yansımadı, ancak bazı bilgilerin satır aralarında anlam bulduğu değerlendirildi.
Haftaya bakış
CHP dahil siyaset, içe dönük tartışmalar ve kavgalarla meşgul. Oysa dünya yenilenme sürecinden geçiyor. Siyasetteki bu kısırlık ise, yenilik arayanları öne çıkarıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm dezavantajlarına rağmen bu süreçte öne çıkmaya çalışan ilk isim olarak dikkat çekiyor. Türkiye’nin, ABD ve AB desteğini almış görünmesi, ekonomik zorlukların yaşandığı bir dönemle örtüşüyor. Bunun başlıca sebebi, Suriye, Irak, Ukrayna ve İran krizlerine rağmen Türkiye’nin tutarlı bir şekilde yürütmeye çalıştığı politika.
Hürmüz Boğazı krizi “kalıcı” görünürken, alternatif yollar aranmaya devam ediyor. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu gibi liderlerin, Türkiye’yi enerji ve lojistik merkez haline getirme çabalarının önemi vurgulanıyor. Türkiye’nin demokrasi ve adalet arayışının, her sistemin işleyişi açısından kritik olduğu ifade ediliyor.
23 Nisan’da Rusya farkı
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, 23 Nisan’da verdiği mesajda, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun” ifadesini kullandı. Mesaj, Türkiye’ye herhangi bir gönderme yapılmadan, yalnızca ABD bayrağı ve armasıyla yayımlandı. Buna karşın, Rusya’nın Türkiye Büyükelçiliği de aynı gün, Atatürk’ün çocuklara yönelik ölümsüz sözlerini hatırlatan bir mesaj paylaştı. Bu tutum, Rusya’nın Türkiye ile olan tarihi bağlarına atıfta bulunarak, dostane bir yaklaşım sergiledi.
Gogol’un “Palto”su gerçek oldu!
Rus edebiyatının önde gelen yazarlarından Nikolay Gogol’un “Palto” hikâyesi, 184 yıl sonra Türkiye’de gerçek oldu. Ankara’da, bakanlık tarafından gazeteciler için sağlanan paltolar, küçük bir jest olarak değerlendirildi. Ancak gazetecilerin bu durumdan etkilenmesi, Türkiye’de küçük jestlerin zamanla alışkanlık haline gelmesini revaçta tutuyor.
Kars’ın üvey evlat belediyeleri
Naif Alibeyoğlu, Kars’taki belediye başkanlığı döneminde, yerel yönetimlerin merkezi yönetimden yeterli destek alamadığını ve bu durumun bazı belediyeleri “üvey evlat” konumuna düşürdüğünü ifade etti. Alibeyoğlu, bu ayrımcılığı eleştirirken, merkezi yönetimin kararlarının sorun çıkaran bir zihniyetle şekillendiğini belirtti. Türkiye’deki yurttaşlar arasında görünmez sınırlar çizilmesinin, zihniyetle ilgili olduğunu vurguladı.


