reklam
reklam
DOLAR 43,1388 % 0.21
EURO 50,2459 % -0.08
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8831 % 0.06
ALTIN 6.251,35 % 0,91
BITCOIN 90.677,12 -0.702
reklam

Meclis'te Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Toplandı

Yayınlanma Tarihi : Google News
Meclis'te Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Toplandı
reklam

TBMM'de, Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut'un başkanlığında bir araya geldi. Toplantının açılışında konuşan Durgut, şu ifadeleri kullandı:

– “Bu Komisyonun ana hedefi, her çocuğun yaşam hakkını, güvenliğini ve onurunu korumaya yardımcı olmak, mağduriyetleri gidermeye yönelik kalıcı ve etkin politikalar geliştirmek ve toplumda adalet hissini güçlendirmektir. Dünya genelinde UNICEF, UNODC ve OECD raporları, ekonomik dalgalanmalar, göç hareketliliği, pandemi sonrası toplumsal izolasyon, dijital riskler ve madde kullanımındaki artışların çocuk suçluluğunu etkilediğini göstermektedir.

– Birçok ülkede okuldan ayrılma oranlarının arttığı, akran zorbalığının dijital ortama taşındığı, suç örgütlerinin çocukları daha kolay hedef aldığı ve büyükşehirlerde sosyoekonomik kırılganlıkların çocukları savunmasız bıraktığı gözlemlenmektedir. Komisyonumuzun çalışmaları da bu perspektif doğrultusunda, bilimsel veriye dayalı, sahada temas eden ve çözüm odaklı bir çerçevede yürütülmektedir.”

Suça Yönelmiş Çocuğun Yüzde 75'inin Öfke Kontrolüne İhtiyacı Var

Açılış konuşmasının ardından, Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aliye Mavili bir sunum gerçekleştirdi. Mavili, şu noktaları vurguladı:

– “Öncelikle, suçluluğun son dönemde, 2025'te 2024'teki istatistiklere göre yüzde 13 artmasının ciddi bir sorun olduğuna inanıyoruz. Bu artışın nedenleri üzerinde durmak gerekiyor. Yüzde 13,3 oranında bir artış, yani toplamda 178 binden 202 bine ve sonrasında 600 bine ulaşan bir oran, 12-18 yaş grubunda, ülkemizde 13 yaşında kabul edilen suç çağına girmekte. Bu durum bizim açımızdan sıkıntılı mı?

– Bizim açımızdan, sosyal hizmet perspektifinden düşündüren temel gerçeklik, suç odaklı ve mahkumiyet merkezli tedbirlerle ilgilenmekte olmamızdır. Çünkü çocuğun suça yönelmeden önceki durumunu, bireyselliğini, ailesini ve toplumsal koşullarını dikkate alan bir üçlü ekosistem yaklaşımını önemsemekteyiz.

– Suça yönelmiş çocukların yüzde 75'inin dürtü, öfke kontrolü ve kendisiyle ilgili davranış düzenlemesine ihtiyaç duyduğu belirtildi. Eğitim Bakanlığının okullardan ayrılan çocukları risk alanından sokağa düşmelerine engel olması gerekmektedir.

– Yerel düzeyde toplum merkezleri ve aile yaşam merkezleri klinik odaklı çalışma yapan, müdahale eden kurumlar haline gelmelidir. Onarıcı adalet anlayışıyla, bu grubun önlenmesi, yönlendirilmesi ve ciddi şekilde korunması gerekmektedir. Önleme ve yönlendirme multidisipliner bir çalışma gerektirmektedir.”

Erken Uyarı Sistemine Yoğunlaşmalıyız

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nden Doç. Dr. Zeki Karataş, sunumunda şunları ifade etti:

– “Çocuk koruma ve çocuk adalet sistemini iki ana başlık altında topluyoruz: erken uyarı ve müdahale alanları. Günümüzde Türkiye’de daha çok müdahale alanına yönelik hizmetler yürütülmektedir. Türkiye’deki tüm risk altındaki çocuklarla UNICEF’in öncülüğünde Bursa’da pilot uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

– Bu sistemle, valilikler bünyesinde kurulan bir birimle risk altındaki çocukların takibi gerçekleştirilmiş ancak bakanlıklar arası koordinasyon sorunları nedeniyle uygulama tam anlamıyla yaygınlaştırılamamıştır. Eğer çocuk adalet sistemini daha etkin kılmak istiyorsak, bu alana yoğunlaşmamız gerekmektedir. Dolayısıyla, ben bu Komisyonda özellikle bu alanlarla ilgili Türkiye'deki mevzuat altyapısı ve uygulama modeli önerileriyle katkı sunmak istiyorum.”

Genetik Yatkınlık Suçun Kaçınılmazlığını Anlamına Gelmez

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Betül Ulukol, suça sürüklenen çocuklar üzerindeki genetik yatkınlık ve biyolojik faktörler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ulukol, şunları belirtti:

– “Suç davranışı doğrudan kalıtsal bir olgu değildir. Çocuğun genetiğiyle bire bir etkili bir durum söz konusu değildir. Ancak kalıtsal eğilim gösterebilir. Hangi aktarım yollarıyla? Dürtüsellik üzerinden. Dürtüsellik her zaman suç ile eşit değildir ama suçu kolaylaştıran bir faktördür. Düşük stres toleransı da önemli bir unsurdur; kimisi stresle başa çıkarken her şeyi yoluna koyabiliyor, bazıları ise suça meyilli hale geliyor, şiddeti artırıyor, agresyon eğilimine sebep oluyor.

– İkiz çalışmaları ve evlat edinme üzerindeki araştırmalar, tek yumurta ikizlerinin bile genetik aynı olmasına rağmen, bulundukları çevrenin etkisiyle çocukların suça sürüklenme oranlarının değiştiğini göstermektedir. Dolayısıyla genetik yatkınlık, suçun kaçınılmazlığı anlamına gelmediğini özellikle vurgulamak gerekmektedir. Evet, risk faktörünü artırıyor ancak başka unsurlar da bu durumu etkiliyor.”

reklam

YORUM YAP