

Avrupa Birliği (AB) genelinde ekonomik durgunluğu aşmak ve savunma kapasitesini artırmak amacıyla gündeme getirilen “ortak borçlanma (eurobond)” önerileri, Almanya'da önemli görüş ayrılıklarına neden oldu ve ekonomik egemenlik tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.
Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı Joachim Nagel'in, AB genelinde ortak borçlanmaya dair yaptığı açıklamalar, Alman siyasetinde bütçe disiplini ve ulusal kontrol konularında derin endişelere yol açtı.
Nagel'in “Avrupa'yı yatırımcılar için cazip kılmak adına güvenli ve likit bir ortak varlık piyasasına ihtiyaç var.” şeklindeki ifadeleri, ülkede yankı bulamadı.
Başbakan Friedrich Merz’in eurobond mekanizmasını kesin bir dille reddettiği bir dönemde gelen bu açıklama dikkat çekti.
Alman Haber Ajansı'nın (DPA) Bundesbank çevrelerine dayanarak verdiği bilgilere göre, Nagel'in bu teklifi, yönetim kurulu içinde yeterince istişare edilmeden gündeme geldi. Banka yetkilileri, bankanın resmi pozisyonunda herhangi bir değişiklik olmadığını ve Nagel'in yaklaşımının Bundesbank'ın geleneksel istikrar odaklı duruşuyla çeliştiğini vurguladı.
MERZ: “İSTESEM DE BÖYLE BİR ADIM ATAMAM”
Başbakan Friedrich Merz, 12 Şubat’ta gerçekleştirilen gayriresmi AB zirvesi sonrası yaptığı açıklamada, ortak borçlanma konusundaki tavizsiz tutumunu yineledi.
Merz, Alman Federal Anayasa Mahkemesinin muhafaza ettiği hukuki sınırlara dikkat çekerek, “Farklı görüşler olsa da ortak borçlanma fikrini desteklemeyeceğim. Bu, yalnızca kişisel bir tercih değil mahkemenin hükümete çizdiği kesin sınırlardan dolayı isteyerek dahi böyle bir adım atamam.” ifadelerini kullandı.
Eleştirilere Politico internet sitesi aracılığıyla yanıt veren Nagel, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa güvenliğinin hiç olmadığı kadar tehdit altında olduğunu savundu.
“Gelenekler, geçmişin gerçeğini temsil eder, ancak bugün farklı bir gerçeklik ile karşı karşıyayız.” diyen Nagel, katı denetim şartları altında nükleer caydırıcılık ve savunma sanayisi gibi alanlarda eurobondların kaçınılmaz olduğunu belirtti.
Alman basınında yer alan yorumlarda, Nagel’in bu çıkışının, Christine Lagarde sonrası Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanlığı için diğer AB ülkelerinin desteğini almak amacıyla yapılmış bir strateji olabileceği öne sürülüyor.
Fransa, İtalya ve Belçika gibi yüksek borçlu ülkeler, Nagel'in bu hamlesini olumlu karşılayarak, bu durumun Almanya üzerindeki müttefik baskısını artırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
EKONOMİK VE SİYASİ RİSKLER
Almanya, mevcut mali politikaları uyarınca AB bünyesinde ortak borçlanmaya mesafeli duruşunu sürdürüyor.
Berlin yönetimi, bu mekanizmaya yalnızca olağanüstü ve istisnai durumlar olan Kovid-19 sonrası oluşturulan “Kurtarma Fonu” ve Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası sağlanan “Ukrayna’ya mali destek” süreçlerinde onay verdi.
Hükümet kaynakları ve ekonomi çevreleri, bu tür fonların kullanımına ilişkin denetim yetkisinin Berlin'den Brüksel’e devredilmesini, Alman Federal Meclisinin (Bundestag) temel bütçe hakkının ihlali olarak değerlendiriyor.
Bu durumun, ulusal bütçe egemenliğini zayıflatarak Almanya’nın mali kaynakları üzerindeki söz hakkını kısıtlayacağı ifade ediliyor.
Tartışmaların merkezinde Almanya'nın en yüksek seviyedeki AAA kredi notu yer alıyor. Uzmanlar, ortak borçlanma risklerinin ve buna bağlı faiz maliyetlerinin Almanya'nın yükümlülükleri haline geleceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Mali disiplini düşük ülkelerin finansman yükünün dolaylı olarak Berlin tarafından üstlenilmesi, Almanya'nın borçlanma kapasitesini ve mali itibarını olumsuz etkileyebilir.
Alman kamuoyunda eurobond sistemiyle, Alman vergi mükelleflerinin mali yapısı bozuk ülkelerin “dolaylı sponsoru” haline gelme olasılığı rahatsızlık yaratıyor.
Maliye Bakanlığı yetkilileri, bu mekanizmanın “Transfer Birliği”ne dönüşerek, disiplinli tasarruf sahiplerinin kaynaklarının diğer ülkelerdeki bütçe açıklarını kapatmak için kullanılmasından kaygı duyuyor.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN