reklam
reklam
DOLAR 44,5850 % -0.01
EURO 51,5216 % 0.1
STERLIN 59,0696 % 0.15
FRANG 55,8849 % 0.25
ALTIN 6.684,74 % -0,29
BITCOIN 70.230,91 4.469
reklam

Meslek örgütlerinden ortak çağrı: Tutuklu gazetecileri serbest bırakın

Yayınlanma Tarihi : Google News
Meslek örgütlerinden ortak çağrı: Tutuklu gazetecileri serbest bırakın
reklam

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yayıncılar Birliği (TÜRKYAYBİR), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), PEN Yazarlar Derneği, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü dolayısıyla ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Konferans Salonu'nda TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in açılış konuşmasıyla başladı. TGC Genel Başkanı Vahap Munyar, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Başkanı Kenan Kocatürk, TYS 2. Başkanı Mustafa Köz, PEN Yazarlar Derneği 2. Başkanı Hakkı Zariç, ÇGD Danışma Kurulu Üyesi Tevfik Kızgınkaya ve DİSK Basın-İş Genel Başkanı Tuğrul Dedeoğlu görüşlerini dile getirdi.

Gazetecilerin, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma ve kamuoyuna duyurma hakkı ve görevi vurgulanan toplantıda, gazetecilere yönelik baskı ve engellemelere tepki gösterilerek, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Bilal Özcan ve Alican Uludağ’ın da yer aldığı 15 tutuklu gazetecinin serbest bırakılması için çağrıda bulunuldu.

MUNYAR: GAZETECİYE TANINAN GÜVENCE, HALKIN HABER ALMA HAKKININ GÜVENCESİDİR

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Başkanı Vahap Munyar, konuşmasında demokratik toplum düzeninin temel dayanaklarından birinin basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü olduğunu anımsattı. Munyar, “Yalnızca hoş karşılanan değil, rahatsız edici olabilecek haber ve görüşlerin de ifade özgürlüğü kapsamında korunması gerekir. Aksi halde demokratik toplum düzeni ciddi zarar görür. Basın özgürlüğü gazetecinin şahsına tanınmış bir imtiyaz değildir. Gazeteciye tanınan güvence, halkın haber alma hakkının güvencesidir. Gazeteci kamunun bekçisi konumundadır. Olayları izleyecek, araştırma yapacak, değerlendirmede bulunacak ve elbette ki tüm bunları halkla paylaşacaktır. Bu aynı zamanda gazetecinin sorumluluğudur. Meslektaşlarımızın görevlerini yapmasına engel olunmasının hiçbir makul ve haklı sebebi de bulunmamaktadır.” ifadelerini kullandı.

“HALKIN HABER ALMA HAKKINI ENGELLEMEKTEDİR”

Anayasamızda insan onurunun korunması esastır. Meslektaşlarımız gazetecilik yaparken kamu görevlilerin haksız ve kötü muamelesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Tekrar hatırlatalım ki gazetecilere yapılan kötü muamelelerin tümü aynı zamanda Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün ve 28. maddesinde korunan basın özgürlüğünün ihlalidir. Demokratik bir ülke olabilmemiz için haberin serbest dolaşımı şarttır. Ancak ülkemizde gazetecilere yönelik haksız gözaltı ve tutukluluk uygulamaları gazetecilik mesleğini yapılamaz hale getirmekte, halkın haber alma hakkını engellemektedir.

Bildiğiniz gibi son dönemde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyeleri Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, magazin habercisi Bilal Özcan’ın, Alican Uludağ’ın Türk Ceza Kanunu’nun 'Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunu' düzenleyen 217/A maddesi kapsamında tutuklanması, basın ve ifade özgürlüğü açısından son derece kaygı verici bir gelişmedir. Cemiyetimiz, 2022 yılının Mayıs ayında yaptığı açıklamada, ‘Bu düzenleme bir cezalandırma aracına dönüşmemelidir; kötüye kullanılabileceği yönündeki endişeler göz ardı edilmemelidir’ değerlendirmesinde bulunmuştu. Gelinen noktada bu kaygıların doğrulanması ve meslektaşlarımızın özgürlüklerinin bu tartışmanın konusu haline gelmesi, demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi bir endişe kaynağıdır.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak; demokrasiye ve hukukun üstünlüğü ilkesine zarar veren bu tür uygulamaların son bulmasını istiyoruz. Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin yeniden değerlendirilmesini, iptal edilmesini bekliyoruz. İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Bilal Özcan ve Alican Uludağ başta olmak üzere tutuklu 15 gazetecinin serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Öldürülen Gazeteciler Günü’nde başta Hasan Fehmi Bey olmak üzere öldürülen 67 meslektaşımızı sevgi ve saygıyla anıyoruz.”

DURMUŞ: GAZETECİLİĞİ AYAKTA TUTMAK AYNI ZAMANDA HABER ALMA HAKKINI SAVUNMASI GEREKEN TOPLUMUN DA GÖREVİ

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş ise, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden günümüze kadarki süreçte gazetecilere ve gazeteciliğe yönelik baskı ve engellemelere ilişkin aktarımda bulundu. “Bu topraklar maalesef basın ve ifade özgürlüğü açısından hiçbir zaman saygı duyulmayan ve hep engellerle dolu oldu maalesef” diyen Durmuş, gazetecilerin “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanmasına ilişkin, “Hukukun bağımsızlığını yitirdiği bir ülkede, hangi hakimin, hangi savcının hangi haberi halkı yanıltıcı bilgiyi yayma olarak değerlendireceğini kestirmek mümkün değil. Bunun bir örneği, İsmail Arı’nın beraat ettiği bir haber nedeniyle ‘halkı yanıltıcı bilgiyi yayma’ suçundan tutuklanması. Bir hakim bu haberde hiçbir şey yok deyip, sonra başka bir hakimin sen burada halkı yanıltıyorsun diyerek tutuklaması örneğinde gördüğümüz gibi” dedi. Durmuş şöyle devam etti:

“15 meslektaşımız habercilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu. Tarihimize baktığımızda da hep şunu gördük. Her baskı döneminin bir sonu var. Ama önemli olan bu sonu ne kadar hızlı getirebildiğimiz. Gazeteciler içerisinde dayanışmayı, güç birlikteliğini kurarak gazeteciliği ayakta tutmamız gerekiyor. Bu, aynı zamanda haber alma hakkını savuması gereken toplumun da görevi. Toplumun da, basın meslek örgütleriyle birlikte güçlü bir dayanışma içerisinde olması ve gazeteciliğe sahip çıkması gerekiyor. Ancak bu koşullarda gazeteciliği ayakta tutabiliriz.”

“TÜM TOPLUMA ZARAR VERİYOR”

Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Başkanı Kenan Kocatürk şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada olmak ve sessiz kalmamanın bir tercih değil, sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. Gazetecilere, yazarlara ve yayıncılara yapılan baskı, tehdit ve şiddet eylemlerinin yalnızca susturulmak istenen seslere değil, tüm topluma zarar verdiğini hepimiz biliyoruz. Yazmanın, haber yapmanın ve yayınlamanın önündeki tüm engeller aynı zamanda tüm yurttaşların okuma ve haber alma hakkının önünde engel oluşturuyor.

Yayıncılık 2 temel üzerinde yükseliyor; bir tanesi fikirlerin ifade edilmesinin yayılması ve dağıtılması, ikincisi de telif hakları. Onun için bütün yayıncıların vazgeçilmez olan en önemli şeylerinden biri ifade özgürlüğü, yazma ve yayınlama özgürlüğü… Bugün bir kez daha ortak ve kararlı bir sesle sesleniyoruz. Tutuklu gazetecilerimiz serbest bırakılmalıdır; halkın haber alma hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır. Türkiye Yayıncılar Birliği olarak bu mücadelede her zaman üzerimize düşeni yapmaya, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik her türlü şiddet ve baskıya karşı durmaya, gazetecilerin ve yazarların işlerini özgürce yapabilmelerini savunmaya devam edeceğiz.”

KÖZ: ÖZGÜRLÜK, BASKIYLA VE ÖLÜMLE YOK EDİLEMEZ

Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı Mustafa Köz, “Saint de Exupery'in Hintli Kulübesi’nde isimli kitabında bir inciye vurgu yaparak, “Kötü kişi, kulakları olmadığı için bu inciyi takamayan timsaha benzer. Oysa insanlar arasında buyruklar, uyruklar değil, insanı eşitleyen iyilikler ve insanın özgürlüğü değerlidir” dedi.

“ÜLKE YARI AÇIK CEZAEVİ GİBİ”

Köz, “Oysa insanlar arasında buyruklar, uyruklar değil, insanı eşitleyen iyilikler ve insanın özgürlüğü değerlidir. Özgürlüğünden yoksun bırakılan halk, nicedir bu insanlık değerlerinden uzaklaştırıldı. Güce tapmanın doğal olduğuna inandırıldı. Oysa asıl olan hayat ve özgürlüktür. Biz gerçeğin savunucusu yazarlar, gazeteciler hayatı onarmak, özgürlükleri yaşatmak, düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına yönelik saldırıları kırmak için savaşımımızı sürdürüyoruz. Son yıllarda ise ‘Büyük gözaltı ülkesi’ne dönüştük. Ölümler, tutsaklıklar sürüyor. Ülke yarı açık cezaevi gibi. Gerçekleri ve hakikat savaşımımı sürdürenler yine tutsak. Ancak bu karanlık elbet kırılacak. Bunun için direniyoruz.” ifadelerini kullandı.

“HASAN FEHMİ'Yİ ÖLDÜRENLERLE METİN GÖKTEPE’Yİ ÖLDÜRENLER AYNI KİŞİLER”

PEN Yazarlar Derneği 2. Başkanı Hakkı Zariç, “TGC’deki bu toplantıya Hasan Fehmi'nin vurulduğu yerden Galata Köprüsü’nden geçerek geldik hepimiz. Onu vuranların aslında bir askeri üniformayla suikastı işlediklerini, ittihatçıların bunu göstere göstere yaptıklarını artık tarih kitapları gayet açık bir şekilde yazabiliyor, biz de bu gerçeği öğreniyoruz.” şeklinde konuştu.

Zariç, “Metin Göktepe'yi ‘duvardan düştü’ diyerek işkenceyle öldüren insanlarla, Hasan Fehmi'nin katillerinin aynı olduğunu biliyoruz. Fakat ne yazık ki bu suçsuzluk, gelen iktidarlar boyunca kendisini var etti ve hukuk herkes için aynı düzeyde ve yaşanır olarak işletilmedi.” dedi. Zariç, “Bugün tutuklu bulunan gazeteciler en başta İsmail Arı'yla Alican Uludağ hemen aklımıza gelen gazeteciler.” diyerek sözlerini tamamladı.

“GERÇEĞİN PEŞİNDE OLAN MESLEKTAŞLARIMIZA TOPLUM OLARAK SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZ”

DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, “Mart ayında beş gazeteci gözaltına alınmış. İki gazeteci tutuklanmış. Bunlardan biri 15 Mart'ta Bilal Özcan, diğeri 21 Mart'ta İsmail Ari ve hemen arkasından da Semih Palancı. Yani toplamda üç gazeteci tutuklanmış oluyor. Ancak, bu davaları takip etmeleri bilerek ve isteyerek beş kez engellenmiş durumda.” diyerek mevcut durumu eleştirdi.

Dedeoğlu, “Tutuklananların çoğunluğunu sosyalist gazeteciler, Kürt gazeteciler ve bu siyasi iktidara muhalif gazeteciler oluşturuyor. Bu gerçeğin, haberinin peşinde koşan ve haberi için ölümü, tutuklanmayı göze alan gazetecilere toplum olarak sahip çıkmak zorundayız.” dedi.

“GAZETECİLER ÖLDÜRÜLMESİNLER, TUTUKLANMASINLAR, İŞSİZ KALMASIN”

Çağdaş Gazeteciler Derneği Danışma Kurulu Üyesi Tevfik Kızgınkaya, “5N1K hepimiz için gazeteciliğin temel ilkelerinden. Birinci sorum ‘gazeteciler neden öldürülür, tutuklanır, susturulur?’ Bunu kim yapıyor? Şöyle sonuna kadar baktığımız zaman gördüğümüz bunların siyasi iktidarların sorumluluğu olduğudur. Yani yasaları uygulamakla yükümlü, görevli ve sorumlu olanlar.” ifadelerini kullandı.

Kızgınkaya, “Dün öldürülen gazetecilerimiz vardı. Bugün de tutuklanarak susturulan gazeteciler var. Baskı altına alınan basın yayın organlarımız var. Kapatılan, karartılan ekranlar var. Ceza üstüne ceza yiyen basın yayın organlarımız var. Neden? Çünkü demokratik ve hukuk devletine yakışmayan, olmaması gereken uygulamaları yani gerçekleri halka haber verdikleri için.” diyerek son sözlerini dile getirdi.

reklam

YORUM YAP