

Bilim insanları, Marmara Denizi’nin derinliklerindeki ana fay hatlarından birinde son 20 yıl içinde meydana gelen depremlerin doğuya doğru ve artan büyüklüklerle ilerlediğini vurgulayarak, bu durumun İstanbul için ciddi bir risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Science dergisinde yayımlanan ve Amerikan gazetesi New York Times’a haber olan araştırmaya göre, depremler Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Marmara Denizi’nden geçen uzantısı olan Ana Marmara Fayı üzerindeki kilitli bir segmente doğru ilerlemekte.
Böyle bir kilitli segmentin kırılması durumunda 7.0 ve üzeri büyüklükte bir depremin meydana gelebileceği ifade ediliyor.
SON 20 YILDAKİ SİSMİK HAREKETLERİN ANALİZİ
Araştırmada, bölgede son 20 yıl boyunca meydana gelen sismik hareketler değerlendirildi. Bilim insanları, 2011 yılında fayın batı kesiminde 5.2, 2012 yılında biraz daha doğuda 5.1, 2019’un Eylül ayında orta kesimde 5.8 ve bu yıl Nisan ayında daha doğuda 6.2 büyüklüğünde depremler olduğunu tespit etti.
Bilim insanlarının değerlendirmelerine göre, bu dizilim, depremlerin kilitli segmente doğru ilerlediğine işaret ediyor olabilir.
Araştırmanın yazarlarından ve Almanya’daki GFZ Helmholtz Yerbilimleri Merkezi’nde çalışan Patricia Martinez-Garzon, depremlerin zamanının kesin olarak tahmin edilemeyeceğini belirtti.
BÜYÜK DEPREM KAÇINILMAZ MI?
Bu araştırmadaki bilim insanları, sıradaki depremin mutlaka 7 ve üzeri büyüklükte olacağını iddia etmemekle birlikte, orta büyüklükteki bir depremin bile fayın doğu kesiminde biriken stresi artırarak büyük bir kırılmayı tetikleyebileceğini ifade ediyor.
Cornell Üniversitesi’nden depremsismolog Judith Hubbard, New York Times’a verdiği demeçte, verilerin sınırlı olduğunu ve bu deprem diziliminin rastlantısal olabileceğini belirtse de, fay üzerinde tehlikeli düzeyde stres biriktiği konusunda bilim dünyasında genel bir fikir birliği olduğunu vurguladı.
YILLARDIR DEVAM EDEN SESSİZLİK ENDİŞELERİ ARTIRIYOR
Ana Marmara Fayı’nın riskli bölümünde en son 1766 yılında 7.1 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. O zamandan beri yaklaşık 260 yıl boyunca segmentin kırılmaması, artan riskin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Dr. Martinez-Garzon’un yer aldığı başka bir çalışmaya göre, olası büyük depremin doğuya, yani İstanbul yönüne ilerleme ihtimali daha yüksek. Bu durum, depremin şehir üzerindeki yıkıcı etkisini güçlendirebilir.
Uzmanlara göre İstanbul’u en fazla savunmasız kılan faktör, şehrin yapılaşma politikaları. Judith Hubbard, yıllar süren denetimsiz inşaat uygulamaları, zayıf zeminler üzerine inşa edilen binalar ve yeterince uygulanmayan yapı standartlarının, olası bir depremi büyük bir insani felakete dönüştürebileceğini ifade etti.


