reklam
reklam
DOLAR 47,0351 % 0
EURO 53,7377 % 0.04
STERLIN 63,1335 % 0.23
FRANG 58,0394 % -0.18
ALTIN 6.130,75 % 0,06
BITCOIN 64.818,22 2.073
reklam

Raporu DEM Parti Eleştirdi, CHP'den Sert Yanıt: Anlamakta Güçlük Çekiyorum

Yayınlanma Tarihi : Google News
Raporu DEM Parti Eleştirdi, CHP'den Sert Yanıt: Anlamakta Güçlük Çekiyorum
reklam

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Tören Salonu'nda yeniden bir araya geldi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, parti hakkında yapılan eleştirileri ana muhalefet raporu üzerinden yanıtladı.

“Alttan alta devam eden bir tartışma olduğu için, bu konuları komisyonda bir kez daha daha detaylı şekilde ele almanın yararlı olacağını düşünüyorum” diyen Emir, sözlerine şöyle devam etti:

“Öncelikle şunu açıkça belirtmeliyim ki: Biz üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bu komisyonu büyük hedeflerle kurduk. Türkiye ile ilgili büyük hayallerimiz ve umutlarımız var. Bu hayalleri gerçekleştirmek için çabalıyoruz.”

Emir, “Burada dikkat etmemiz gereken husus şu; yapacaklarımız birbiriyle çelişiyor mu, birbirine engel mi oluyor?” sorusunu dile getirerek, “Somut bir örnek vermek gerekirse; 'Türkiye’de barış kuralım, barışı inşa edelim' hedefini savunurken, aynı zamanda demokratikleşme adımlarını da atmanın zararı ne olabilir?” ifadelerini kullandı.

'Beştaş’ın Eleştirileri Haksız, Raporumuzda Kürt Sorunu Mevcut'

Bu nedenle, Sayın Beştaş’ın eleştirilerinin haksız olduğunu net bir şekilde söylemek isterim. Bizim raporumuzda Kürt sorunu açıkça yer almakta. Hem Kürtlerin hem de Türklerin karşılaştığı temel sorunlar mevcut.

“Bu sorunları şu an konuşmayalım, odağımızı kaybetmeyelim” savına katılabiliriz, fakat bu tür eleştirileri adil ve insaflı bulmuyoruz.

Raporumuzda Terörle Mücadele Kanunu’nun değiştirilmesinin gerekli olduğunu belirtiyoruz. Bu kanunun yeniden yapılandırılmasını öneriyoruz. Şiddet içermeyen eylemlerinin bu kanun kapsamında baskı aracı olarak kullanılmasını doğru bulmuyoruz.” dedi.

'Eğer Bir Rahatsızlık Varsa Söylenmeli'

Kısacası, Terörle Mücadele Kanunu'nun daha net ve öngörülebilir hale gelmesi gerektiğini savunuyoruz. Bu konudan neden rahatsızlık duyuluyor? Eğer bir rahatsızlık mevcutsa, lütfen açıklansın. Ancak bu konuların raporda yer alması gerekmiyor mu? Elbette gerekmektedir. Aksi takdirde, hazırlanan rapor eksik kalacaktır. Ortak raporun bu çerçevede olması gerektiği konusunda da ısrarcıyız.

'Madem Bir Demokrasi Perspektifi Geliştiriyoruz…'

Türk Ceza Kanunu'nda bazı değişiklikler önerdik. Hakaret suçlarının ceza kanunundan çıkarılması gerektiğini savunuyoruz. Cumhurbaşkanına hakaretin de kanunda yer almaması gerektiğini ifade ettik.

Ayrıca, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun Türkiye'deki ciddi bir sorun olduğunu vurguladık. Bu kanunun idare tarafından kötüye kullanıldığını ve Türk demokrasiine zarar verdiğini belirttik. Anayasa Mahkemesi karar veriyor; ancak kararlar yıllar sonrasında alınabildiğinden, fiilen hak ve özgürlükler kullanılamıyor.

'Neden Rahatsız Edici Oluyor?'

İfade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, birey özgürlüğü ve güvenliği; haksız tutuklamalar ile TCK ve TMK'deki bazı maddelerin ve uygulanmaların değişmesi gerektiğini belirtmek, madem bir demokratikleşme perspektifi izliyoruz, neden rahatsız edici oluyor?

'Raporumuzda Kürt de Var, Türk de Var'

Diğer bir eleştiri ise, “Bu raporda Kürt yok.” ifadesi. Oysa raporumuzda hem Kürtler hem de Kürt sorununa ilişkin yapılması gerekenler yer alıyor. Ancak her bir cümlede yalnızca Kürtler değil; temel hak ve özgürlükleri kısıtlanan herkes bulunmaktadır. Kürtler, Aleviler, Sünniler… Bu ülkede bulunan herkes raporumuzda yer alıyor. Çünkü bu raporu 86 milyon için yazıyoruz.

'Suskunluğumuz Bilinçli Bir Durum'

Son olarak, “Az yazmışsınız, içini doldurmadınız, Adalet Bakanlığı’ndan bir taslak bekliyorsunuz.” eleştirisine de değinmek istiyorum. Evet, bu doğru bir tutumdur. Çünkü sağlıklı bir başlangıç yapılması gerektiğini sürekli ifade ediyoruz.

Niyetimizi, perspektifimizi, ne yapılması gerektiğini ve komisyon aşamasında nasıl ilerleyeceğimizi açıkça ifade ediyor muyuz? Eğer böyle bir tereddüt varsa, lütfen dile getirilsin. Bu açıdan, CHP’nin sağlıklı bir başlangıç yapılması gerektiği ve konunun daha detaylı bir taslakla ele alınması gerektiğini savunması kadar doğal bir şey yoktur.

Elbette bu konuda kendi iç çalışmalarımız da var. Bu konuda en iyi hazırlanan partilerden biri olabiliriz. Ancak buradaki suskunluğumuz bilinçli bir durumdur. Doğrudur. Bunun neden rahatsız edici bulunduğunu da ayrıca sormak isterim.

'Kürt Sorunu Vardır' Demiyorlar, Önerileri Yetersiz Bulunuyor

İki ya da üç parti var burada; bunlardan ikisi 'Kürt sorunu vardır' demiyor. Cumhur İttifakı… Onların sürece dair önerileri yetersiz görülürken, CHP’nin duruşu neden tatmin edici gelmiyor, anlamakta güçlük çekiyorum.

Açıkça belirtmek gerekir ki, bir yasa hazırlığı yapılacaksa, bir çerçeve çizilmelidir. Komisyonun ortak raporu, böyle bir rapor olmalıdır. Bu konudaki öncülük bürokrasiden, devletin ilgili birimlerinden ve siyasetten gelmelidir.

SDG, HTŞ, Kandil ile görüşenler, Suriye politikasını belirleyenler ve cezaevlerindeki durumu bizzat bilenler göz önünde. İlgili kurumlar, istihbarat, Milli Savunma, Dışişleri ve Adalet Bakanlığı bu süreçleri yöneten unsurlardır.

'Neye Göre Yazdınız?'

Son olarak, “Bisiklet, pedal” sürecinden bahsediliyor. Bu bisikleti kullananlar, nerede duruyoruz, ne yapmalıyız, hangi adım hangi sonucu doğurur? Bunu komisyonda bilen var mı? Neye göre yazdınız? Bu belirsizliğin ve sessizliğin yalnızca CHP'de varmış gibi algılanmasını ve buradan bir eleştiri ortaya çıkmasını adil bulmuyorum.

reklam

YORUM YAP