reklam
reklam
DOLAR 43,8481 % 0.03
EURO 51,7269 % 0.05
STERLIN 59,1928 % 0.03
FRANG 56,6270 % 0.12
ALTIN 7.305,28 % 1,70
BITCOIN 65.392,82 -3.283
reklam

'Sahte Suudi Prens' Skandalı: Başbakanlık Seçimlerini Dahi Etkilemiş

Yayınlanma Tarihi : Google News
'Sahte Suudi Prens' Skandalı: Başbakanlık Seçimlerini Dahi Etkilemiş
reklam

Lübnan'da geçen yıl gerçekleştirilen başbakanlık oylaması öncesinde yaşanan tuhaf bir dolandırıcılık olayı, ülke siyasetini ve kamuoyunu derinden sarsmış durumda.

Parlamento yeni başbakanı seçmek için hazırlık yaparken, bazı milletvekillerinin kendisini Suudi Arabistan kraliyet ailesinin bir mensubu olarak tanıtan gizemli bir kişiden telefon aldığı ortaya çıktı.

Haftalar süren bir soruşturmanın ardından, bahsi geçen kişinin aslında bir Suudi prens değil, Lübnan'ın kuzeyinden gelen yoksul bir oto tamircisi olduğu belirlendi.

Bu olay, Lübnan'da yabancı güçlerin siyasi kararlar üzerindeki etkisini ve ülkenin kırılgan mezhep temelli siyasi sistemini yeniden tartışma konusu haline getirdi.

'KRALİYET TALİMATI' DİYEREK DOLANDIRMIŞ

Oylamadan birkaç saat önce hoparlörden yapılan bir telefon görüşmesinde, kendisini Suudi prens olarak tanıtan kişi, milletvekillerine dönemin Başbakanı Necib Mikati'nin yeniden aday gösterilmemesi gerektiğini ve bunun “Suudi Kraliyet Divanı'nın talimatı” olduğunu söyledi.

O görüşmede bulunan milletvekillerinden Ahmed el-Hayr'a göre, bu müdahale bazı milletvekillerinin oylarını değiştirmesinde etkili oldu ve seçimde başkan seçilen Nevvaf Selam lehine bir atmosfer oluşmasına katkıda bulundu.

Yetkililere ve avukatlara göre telefonun diğer ucundaki kişi, kamuoyunda “Ebu Ömer” olarak tanınan hayali bir Suudi prens değil, Akkar bölgesinden 40'lı yaşlarda bir oto tamircisi olan Mustafa el-Hasan'dı. İddiaya göre Hasan, nüfuzlu bir Sünni din adamı olan Şeyh Halidun Oraymet'in yönlendirmesiyle bu rolü üstlendi.

Aylar süren süreçte Ebu Ömer'in, Lübnan siyasetinin üst düzey isimlerinden yeni adaylara kadar geniş bir ağı kandırdığı öne sürülüyor.

Hasan ve Oraymet; dolandırıcılık, şantaj, siyasetçilerin oylarını etkileme, kimliğe bürünme ve Suudi Arabistan ile ilişkileri zedeleme suçlamalarıyla karşı karşıya. Çok sayıda siyasetçi ifadeye çağrıldı ve soruşturma devam ediyor.

MEDYADA ALAY KONUSU OLDU, TOPLUM ÖFKELİ

Skandalın ortaya çıkmasıyla birlikte Lübnan basınında olay hem mizahi bir şekilde hem de utanç verici bir tablo olarak ele alındı. Kamuoyunda, ülkeyi yöneten isimlerin yüz yüze gelmeden bir “yabancı temsilciden” gelen telefon talimatlarına bu kadar kolay inanması sert bir şekilde eleştirildi.

Beyrut merkezli düşünce kuruluşu The Policy Initiative'in direktörü Sami Atallah, “Bu olay, siyasi elitin yabancı güçlere ne kadar bağımlı olduğunu gösteriyor. Suudi aksanını duymaları yeterli; ne doğrulama yapıyorlar ne de sorguluyorlar” şeklinde konuştu.

Lübnan Amerikan Üniversitesi'nden siyaset bilimci İmad Selamey ise dolandırıcılığın, Lübnan'ın mezhep temelli siyasal yapısındaki kırılganlıktan kaynaklandığını ifade etti. Selamey'e göre, Sünni, Şii ve Hristiyan siyasi grupları, iç dengelerde güç kazanmak için Suudi Arabistan, İran veya ABD gibi dış aktörlerin desteğine başvurmayı bir prestij unsuru olarak görüyor.

reklam

YORUM YAP