reklam
reklam
DOLAR 43,8454 % 0.03
EURO 51,8079 % 0.21
STERLIN 59,3143 % 0.24
FRANG 56,6870 % 0.22
ALTIN 7.309,52 % 1,76
BITCOIN 65.767,85 -2.485
reklam

Şaşırtıcı keşif: 60 bin yıllık ok uçlarında bitki zehri bulundu

Yayınlanma Tarihi : Google News
Şaşırtıcı keşif: 60 bin yıllık ok uçlarında bitki zehri bulundu
reklam

MIT'nin desteğiyle İsveç ve Güney Afrika'dan gelen uzmanlardan oluşan bir ekip, Güney Afrika'nın KwaZulu-Natal bölgesindeki Umhlatuzana Rock Shelter'da keşfedilen taş ok uçlarını inceledi. Yapılan analizlerde, yaklaşık 60.000 yıl öncesine ait ok uçlarının yüzeyinde bitki kaynaklı zehir izleri bulundu.

Araştırmacılar, tek bir örnekte zehir kalıntılarına rastlanmasının şansa bağlı olabileceğini ancak farklı dönemlere ait pek çok ok ucunda aynı tür izlerin bulunmasının bilinçli bir uygulamayı işaret ettiği konusunda hemfikirler.

KATMANLAR VE ZAMANIN KORUNMASI

Kimyasal testleri Stockholm Üniversitesi'nden Prof. Sven Isaksson yönetti. Isaksson, antik aletler üzerindeki organik kalıntılar üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyor.

Umhlatuzana Kaya Sığınağı'nın derin tortul katmanları, çeşitli dönemlerden kalma taş aletleri iyi korunmuş biçimde barındırıyor. Bağımsız tarihlendirme çalışmaları, bu bölgedeki tortul karışımın sınırlı olduğunu ve buluntuların kendi dönemleriyle güvenilir bir şekilde ilişkilendirilebileceğini ortaya koyuyor.

ZEHİRİN KAYNAĞI

Analizler, Güney Afrika'da yaygın olan ve oldukça zehirli bir soğana sahip bir bitkiden elde edilen alkaloidleri gün yüzüne çıkardı. On ok ucundan beşinde bulunan bu kimyasal bileşenlerin, bitkinin doğal yapısıyla tam uyumlu olduğu tespit edilmesi, kalıntıların tesadüfen oluşmadığını, bilinçli bir zehir kullanımının varlığını kanıtlıyor.

Araştırmacılara göre bu bitki zehirleri, kanla temas ettiğinde etkili olmakta ve küçük bir yara dahi av üzerinde hızla etkisini gösterebilmektedir.

GECİKMELİ AV STRATEJİSİ

Bu tür zehirlerin av üzerinde yarattığı gecikmeli etki, hayvanların zamanla koordinasyonunu kaybetmesine yol açıyor. Avcılar, yaralanmış hayvanı uzun mesafeler boyunca izleyerek zayıfladığında onu öldürebiliyorlardı. Bu strateji, sabır, iş bölümü ve önceden düzenlenmiş bir plan gerektiriyor.

Ok uçlarındaki aşınma izleri ve kalıntıların konumları, bu taş parçalarının şaftlara veya kemiklere yerleştirilmiş mikrolitler olduğunu ve doğrudan avlanma esnasında kullanıldığını desteklemektedir.

GELENEĞİN İZLERİ YÜZYILLAR SONRA DA SÜRÜYOR

Araştırma ekibi, İsveç müzelerinde bulunan ve 18. yüzyılda toplanmış yaklaşık 250 yıllık ok uçlarında da benzer kimyasal izler tespit etti. Bu durum, söz konusu zehir kullanımının ya çok uzun süreli bir gelenek olduğunu ya da benzer bilginin farklı dönemlerde yeniden keşfedildiğini düşündürüyor.

Kimyasal izlerin toprakta uzun süre kalabileceği olasılığı göz önünde bulundurulsa da, arkeolojik bağlam ile kimyasal verilerin örtüşmesi, kültürel süreklilik ihtimalini güçlendiriyor.

Çalışma, gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi yöntemi ile antik moleküllerin doğal kirlenmelerden ve modern bulaşma izlerinden ayrıştırılması çalışmasıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmacılar, örnekleri dokunulmamış kenarlardan alarak ve insan derisine ait kimyasal izlerini kontrol ederek hata payını minimize etmeyi hedeflemiştir.

ERKEN İNSANLAR VE KİMYASAL BİLGİ

Bulgular, erken insanların bitki bilgileri ile alet yapımını birleştirerek karmaşık av stratejileri geliştirdiğini göstermekte. Ancak araştırmacılar, bu uygulamanın evrensel olup olmadığını anlamak için daha fazla örneğe ihtiyaç olduğunu belirtmektedir.

Bu çalışma, Science Advances dergisinde yayımlanmıştır.

reklam

YORUM YAP