reklam
reklam
DOLAR 43,0582 % 0.04
EURO 50,4019 % 0.19
STERLIN 58,0489 % 0.1
FRANG 54,0285 % 0.12
ALTIN 6.135,79 % -0,39
BITCOIN 90.444,19 -1.74
reklam

Siyasi analistlerden uyarı: Putin'in yerinde olsam 'Zelenskiy’i nasıl kaçırabilirim’ diye düşünürüm

Yayınlanma Tarihi : Google News
Siyasi analistlerden uyarı: Putin'in yerinde olsam 'Zelenskiy’i nasıl kaçırabilirim’ diye düşünürüm
reklam

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu askeri bir operasyonla kaçırması, sadece uluslararası hukuku değil, aynı zamanda ABD’nin kendi siyasi ve hukuki sınırlarını da hiçe sayan bir adım olarak yorumlanıyor. Birçok uzman, bu durumun küresel ölçekte benzer güç gasplarını normalleştirme riski taşıdığına dikkat çekiyor.

Katar’daki Hamad Bin Halife Üniversitesi Kamu Politikaları Fakültesi’nden Profesör Sultan Barakat, Al Jazeera’ya yaptığı değerlendirmede, uluslararası hukuka göre bir devletin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin BM Şartı’nın 7. Bölümü kapsamında yetkilendirmesi olmadan başka bir egemen devletin liderini zorla görevden alamayacağını ya da kaçıramayacağını belirtti.

11 Eylül sonrası dönemde sınır ötesi operasyonların yalnızca “terörle mücadele” kapsamında sınırlı bir meşruiyet kazandığını ifade eden Barakat, Maduro’nun İran, Hizbullah veya Filistinli gruplarla ilişkilendirilerek ABD Terör Yasası kapsamına sokulmaya çalışılmasını “zayıf ve zorlamalı bir meşrulaştırma çabası” olarak değerlendirdi.

'KAÇIRMAK İSRAİL TAKTİĞİ'

İsrail’in uzun yıllardır düşman olarak gördüğü isimlere ve Hamas yöneticilerine karşı sınır ötesi kaçırma operasyonları düzenlediğini hatırlatan Barakat, ABD'nin bu konuda İsrail’den cesaret aldığını ifade etti.

Bu emsalin Rusya ve Çin’e de gerekçe sunabileceğini belirten Barakat, “Eğer Putin'in yerinde olsam, ‘Zelenskiy’i nasıl kaçırabilirim?’ diye düşünürdüm. Çin de Tayvan konusunda benzer bir yaklaşımı gündemine alabilir” dedi.

Barakat, Venezuela’da gerçekleştirilen bu adımın mevcut uluslararası düzeni ciddi biçimde zayıflattığını vurguladı ve “Görünüşe göre, bağımsız siyaset yapmanın tek yolu nükleer silaha sahip olmak gibi algılanıyor. Bu da dünyayı çok daha tehlikeli bir noktaya taşıyor” değerlendirmesini yaptı.

Dış politika uzmanlarına göre, Trump’ın “güçlü olan haklıdır” anlayışı, Washington’ın rakiplerine benzer adımları meşrulaştırma imkanı sunuyor.

Brookings Enstitüsü’nden Rusya uzmanı Fiona Hill, “Eğer biz kendi arka bahçemizde saldırgan olma hakkına sahipsek, neden onlar da olmasın?” şeklinde değerlendirmesinde bulundu. Hill’e göre Trump’ın son söylemleri, “her şeyin pazarlık konusu olabileceğini” gösterirken, Rusya’nın bu tür jeopolitik takasları yeniden gündeme getirmesine kapı aralıyor.

Brookings Enstitüsü’nden Ryan Hass’a göreyse Trump yönetimi, uluslararası hukuku ihlal etmeye daha istekli bir görüntü sergileyerek, Çin ve Rusya üzerindeki baskıyı azaltmış durumda.

reklam

YORUM YAP