reklam
reklam
DOLAR 47,3760 % 0.03
EURO 53,9234 % 0.04
STERLIN 63,0363 % 0.04
FRANG 57,8250 % 0.02
ALTIN 6.200,45 % -0,09
BITCOIN 63.761,99 -2.445
reklam

Son karara tepki büyük: Kapı kapı dolaşıp arıyoruz iyi mi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Son karara tepki büyük: Kapı kapı dolaşıp arıyoruz iyi mi
reklam

Üretimindeki düşüşle birlikte 'dışa bağımlılık' konusundaki endişelerin artış gösterdiği mercimekle ilgili dikkat çekici bir gelişme yaşandı.

Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, yeşil mercimeğin gümrük vergisi oranı yüzde 19.3'ten 10'a, yulafta ise yüzde 130'dan 30'a indirildi.

Bu duruma tepki gösteren İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, sosyal medya üzerinden bir mesaj paylaştı:

“Mercimek çorbasında bile dışarıya bağımlı hale geldik. Kapı kapı dolaşıp yeşil mercimek arıyoruz iyi mi? Venezuela’da tarım yapıp milletimizin karnını doyuracaktık sözde. Şimdi sıfır gümrükle ta Venezuela’dan, Güney Amerika’dan mercimek getireceğiz. Dünya lideriyiz ya belki de ondandır.”

'DÜNYAYA TOHUMUNU BİZ VERDİK'

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de yakın zamanda üretim ve ithalat üzerine değerlendirmelerde bulunarak, “Dünyaya tohumunu biz verdik, şimdi dünyadan mercimek almaya muhtaç hale düştük” şeklinde ifadelerde bulundu:

“Kırmızı mercimek üretimi 2002 yılında Türkiye’de 500 bin ton iken, 2023 yılı itibarıyla bu rakam 424 bin tona düştü. 2002 yılında kırmızı mercimek için yeterlilik oranı yüzde 91 olarak açıklanmışken, 2024 yılında bu rakamın 405 bin ton olacağı tahmin ediliyor.

2025 yılının ilk yarısına ilişkin tahminler, Mayıs ayında TÜİK tarafından açıklandığında 340 bin ton olarak belirlendi. Ekim ayındaki TÜİK açıklamasında ise mercimek rekoltesinin 230 bin tona gerileyeceği öngörülüyor.

2025 yılının ilk 9 ayında 343 bin 988 ton kırmızı mercimek ithalatı yapıldı. Bu ithalat karşılığında yurt dışına 205 milyon 509 bin 298 dolar ödeme yapıldı. Mercimek üretimimiz de 2002 yılının altında kaldı.

'MERCİMEĞE DE ZAM GELECEK'

Mercimek, özellikle dar gelirli vatandaşların kahvaltısında veya lokantalarda sıkça tercih ettiği bir ürün. Bu yıl gerçekleşen üretim düşüşü, dışa bağımlılığımızı artıracak; bu da doğal olarak mercimek fiyatlarına yansıyacak.

Bir tas çorbada yağ, salça, işçilik, elektrik ve kira gibi maliyetlerin artışıyla birlikte mercimek fiyatlarında da yükseliş bekleniyor.

Ülkemizin mercimekte dışa bağımlılığının artışında birden fazla faktör etkili. Bunların en önemli nedeni planlama eksikliği ve öngörü yetersizliği. TMO, mercimek alımına bir giriyor bir çıkıyor. 2022 yılında 14 liradan alım yapmışken, geçen yıl bu uygulamaya girmemiştir.

Piyasanın durumu tüccara kalmış, belirlenen düşük alım fiyatı da üreticiyi üretimden uzaklaştırmıştır. Kuraklık ve don olayları yaşanırken, mercimek üreticisine yeterli destek verilmemiştir. Bakanlık, ‘destek verdik’ diyemez çünkü durum böyle değildir. Piyasa tüccarın insafına bırakılmış ve düşük alım fiyatları sebebiyle çiftçiler mercimek üretiminden vazgeçmektedir.

Kanada, Rusya, Moldova, Ukrayna ve Suriye’den 1.700 ton mercimek ithalatı yapılmış durumda. Suriye’den mercimek ithal eder hale geldik; ülkemizde tarımda uygulanan hatalı politikaların farklı ürünlere yansıması sürüyor. 2025 yılının ilk 9 ayında 21 bin 11 ton yeşil mercimek ithal edilmesiyle yurt dışına 19 milyon 222 bin 285 dolar ödeme yapıldı.

Raf fiyatları açısından örneğin, Kanada’dan gelen kırmızı mercimek 40 lirayken, başka bir markette 52 liradan satılıyor. Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri de ithal ürünlerin geliş fiyatlarının birbirine yakın olup, yerli ürünlerin daha pahalıya satılmasıdır.

İthal ürünlerin yerli ürünlerden daha yüksek fiyatla satılması, alım gücü düşük olan vatandaşların mağduriyetine yol açıyor. İthal ürünlerin yurt dışındaki fiyatları ile raf fiyatlarını, yerli ürünün üretim maliyetleri ve raf fiyatlarıyla karşılaştırdığımızda, yerli üreticinin kazanç elde edemediği, aksine ithal ürünlerin fiyat artışıyla büyük bir kazanım elde edildiği görülüyor.

Ticaret Bakanlığı, bu konuda Rekabet Kurulu’nu devreye sokarak fiyat kontrolü yaptığını belirtse de, serbest piyasa koşullarında fahiş fiyatların denetlenmesi ve belirlenmesi mümkün olmadığından herkes kendi kafasına göre fiyat belirleyebiliyor. Bu durum, yerli üreticilerin üretimden uzaklaşmasına yol açmakta ve pazarın ithalata kalmasına neden olmaktadır.

reklam

YORUM YAP