

Dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olan tarihi Kurtuluş (Herod) Caddesi, tescilli tarihi Antakya evlerinin olduğu kadim bir cadde.
Burada Habib-i Neccar gibi Anadolu’nun ilk camisi, havra, kilise gibi farklı inançların ibadet mekanları bulunuyor.
Depremden birkaç ay sonra başta Hatay Mimar ve Mühendisler Odası olmak üzere birçok kurum, sendika, sivil toplum kuruluşu, tarihi binaların akıbetini soran ve bu konuda titizlikle çalışma yapılması gerektiğine dair kamuoyu açıklamaları yaptı.
Fakat Kurtuluş Caddesi'nde bulunan birçok bina tarihi taşların toplanmasına, yetkililerin “aslına uygun restore edilecek” açıklamalarına rağmen yıkıldı.
Harita Mühendisi Kenan Kantarcı ve beş kuşaktır bölgede yaşayan Kemal Arıbaş, tescilli yapıların yasalara aykırı şekilde iş makineleriyle yıkıldığını ve Antakya’nın binlerce yıllık hafızasının kamyonlarla bilinmezliğe taşındığını söyledi.
'KEPÇELER DOLAŞIYOR'
Tarihi Kurtuluş Caddesi’nde yapılan açıklamada, şu an üzerinde kepçe olan binanın korumaya alındığını, hatta dış cephesine çelik karkaslar yapılarak restorasyona başlanacağın düşündüklerini belirten harita mühendisi Kenan Kantarcı, şöyle konuştu:
“Tarihi Kurtuluş Caddesi'nin başındayız. Herod dediğimiz bir cadde tarihte ve tarihte dünyada ilk ışıklandırılan caddenin başındayız. Bulunduğumuz arka tarafta gördüğünüz kepçenin enkazlar üzerinde dolaştığı yer tescilli bir yapıdır. Bu yapı daha önce korunması amacıyla çelik karkaslarla etrafı kuşatıldı ve yaklaşık 1,5 yıla yakındır o karkaslar duruyordu.
Burada yapılan uygulamalara baktığımız zaman Ulu Cami ve Habibi Neccar Camisi’nde yapılan işlemlerin diğer tescilli yapılarda uygulanmadığını gördük. Habibi Neccar Camisi’nde taşlar teker teker ayıklandı. Tescilli bir yapıdır. Buradaki bölgenin ilk camisidir.
Ulu Cami de daha farklı özellikler taşır. Oradaki camideki taşlar teker teker ayıklandı, bir kenara koyup korundu ve orijinal taşlar kullanıldı. Yapılması gereken budur. Tescilli binalarda işlemler bu şekilde yapılır. Yasalar da bunu söyler zaten.
Kurtuluş Caddesi boyunca yapılan uygulamaların hemen hepsinde direkt kepçelerle yıkım, kepçelerle kazı yapılıyor. Kazılarda çıkan şeylerin bazı yerlerde korunmadığını bazı belgelerimiz de var. Yeni yapılarla Antakya oluşturulmaya çalışıyor. Bu Antakya'nın doğal yapısını korumak anlamına gelmiyor.”
'KEPÇE SESİYLE UYANDIK, GELİŞİGÜZEL YIKILMIŞ'
Beş kuşaktır Affan Mahallesi’nde yaşayan ve kültürel değerlerin korunması için mücadele veren Kemal Arıbaş ise, “Herod dediğimiz Kurtuluş Caddesi üzerindeyiz. Beş katmanlı bir mahalle bir kentten söz ediyoruz. Affan Mahallesi'nden söz ediyoruz. Affan Mahallesi'nin son iki katmanına tanıklık eden bir yapının önündeyiz. Son iki yani Osmanlı sonu erken Cumhuriyet ve Cumhuriyet dönemi günümüze kadar her türlü her türlü hafızayı bağrında taşıyan bir yapının önündeyiz. Tescilli yapı çelik kolonlar koyulduğunda çok sevindik. Aslında uygun yapılacak diye umut ederken bir sabah kepçelerin sesiyle uyandık ve gelişigüzel yıkım olduğunu fark ettik” ifadelerini kullandı.
Bir hafızanın masala dönüşmesi endişesinde olduğunu, sorumlu da bulamadıklarına dikkat çeken Arıbaş, “Bugün geldiğinde şu elimde gördüğümüz bu medeniyetlerin izini taşıyan büyük bir ihtimalle Kur'an-ı Kerim'den parçalar görüyorum. Şu anda enkazın içerisinden toplamaya çalıştım. Bunların hepsi molozlarla birlikte kamyonlara yüklenip götürülüyor. Bilgi alabilme adına sorumlu da bulamadık ve şu anda bu Kur'an veya Arapça kitap, baktıracağım, bu parçaları toplamaya çalışıyoruz” diye konuştu.
'NEDEN YIKILDIĞINI BİLMİYORUZ'
Bölgedeki birçok tarihi binanın yıkıldığını, kentin hafızasının yok edildiğini kaydeden Arıbaş, şunları kaydetti:
“Bir an önce bu bilinmezliğin yok edilmesini istiyoruz. Bizleri onlarca kilometre şehir dışına gönderen 'riskli alan' denilen zihniyetin bir an önce sonuçlandırılmasını talep ediyoruz. Hiç kimse mahallesinden uzaklaşmak istemiyor.
Bu tür, bu tür, tescilli binaların çoğu yıkıldı şu anda. Neden yıkıldığını bizler de bilmiyoruz. Bu kentin hafızasını bağrında taşıyan taşlara ne olacak, yerine ytong (hafif tuğla) mu alçıtaşı mı yapılacak? Onu bilmiyoruz.
Bu hafızanın tekrar torunlarımıza anlatacağımız masala dönüşmesini istemiyoruz, mücadelemize devam edeceğiz. Taşlara bakın. Şimdi bu numaralandırılması gereken taşlar kırılacak. Kepçenin ağırlığıyla kamyonlara yüklenirken kırılacak hepsi, yazıktır.”


