

TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu, emekli aylığının artırılmasını içeren kanun teklifine dair TBMM'de bulunan siyasi partilere bir mektup gönderdi.
Mektupta, 1999 yılında yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile emeklilik yaşının yükseltildiği ve emeklilerin aylık bağlama oranları ile emekli aylıkları için belirlenen alt sınırın düşürüldüğü hatırlatıldı. 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile aylık bağlama oranlarının daha da aşağı çekildiği ve emeklilerin büyümeden aldığı payın ciddi şekilde azaltıldığı belirtildi.
Bu düzenlemeler sonucu devlet katkısı hariç, milyonlarca emeklinin aylığının 10 bin liranın altında kalacağına dikkat çekilen mektupta, şu ifadeler yer aldı:
“Emekli aylıklarına devlet katkısı yapılması belirli bir koruyucu işlev oluşturmaktadır. Ancak bu uygulama mevcut haliyle emeklilerin insanca yaşam koşullarını sağlamaktan uzaktır ve tek başına yeterli bir çözüm olarak değerlendirilemez. Açıkça ifade etmek gerekir ki, 20 bin lira düzeyindeki emekli aylığı ile bugünün ekonomik koşullarında emeklilerin geçinmesi mümkün değildir. Yüksek enflasyonun neden olduğu fiyat artışları yaşam maliyetlerini olağanüstü ölçüde arttırmıştır. TÜRK-İŞ verilerine göre, Ankara'da dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcaması 30 bin 143 liraya ulaşmıştır. Bu tutar sadece mutfak masrafını ifade etmekte olup, barınma, enerji, ulaşım, sağlık ve diğer zorunlu giderler bu tutarın dışında kalmaktadır. Bu koşullarda milyonlarca emeklinin 20 bin lira ile hayatını sürdürmesi beklenemez.”
“Aylık Bağlama Oranları Güncellenmeli”
TÜRK-İŞ'in mektubunda, emeklilik sisteminin bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alınarak güçlendirilmesinin şart olduğu vurgulandı. “Bu kapsamda, emekli aylıklarının hesaplanmasında esas alınan aylık bağlama oranlarının ve ekonomik büyümeden emeklilere yansıtılan payın günümüz koşullarına uygun şekilde güncellenmesi gerekmektedir. Emekli aylıklarının enflasyon karşısında korunması, emeklilerin reel gelir kaybına uğramalarının önlenmesi açısından temel bir zorunluluktur.” denildi.
Memur emeklilerinin emekli aylıkları, memurlar için imzalanan toplu sözleşmelerde belirlenen zam oranları esas alınarak artırılırken, işçi emeklilerinin aylıklarının yalnızca TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarıyla güncellendiğine dikkat çekilen mektupta, bu durumun aynı sosyal güvenlik sistemi içinde yer alan emekliler arasında belirgin bir gelir adaletsizliği yarattığı ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi.
“Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Esas Alınsın”
Mektupta, yalnızca gerçekleşen enflasyona endeksli artışların, yüksek hayat pahalılığı karşısında işçi emeklilerinin yaşadığı reel gelir kaybını telafi etme noktasında yetersiz kalındığı belirtildi. Ayrıca, işçi emeklilerinin aylıklarının da kamu toplu iş sözleşmesi zam oranları esas alınarak artırılması ve emekliler arasında statü temelli değil, adil bir gelir artış sistemi oluşturulması talep edildi.
Çalıştıkları dönemde sigorta primleri yüksekten ödenenler ile düşük ödenenler arasında aynı yaklaşımın benimsenmemesi gerektiğinin altı çizilen mektupta, bu durumun sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumanın ve sosyal güvenliğin hakkaniyet ilkesini sağlamanın bir gereği olduğu ifade edildi.
Emekli aylıklarına yapılacak her türlü düzenlemede prim ödeme gün sayısı ve prim kazancı ile bağlanan emekli aylığı arasındaki ilişkinin korunması gerektiği vurgulandı. “En düşük emekli aylıkları insanca yaşam koşullarını sağlamaya yetecek bir düzeye yükseltilirken, diğer emekli gruplarının aylıkları da adil ve orantılı bir şekilde artırılmalıdır. Aksi takdirde kısa vadeli ve parçalı düzenlemelerin, uzun vadede sosyal güvenlik sistemine ve çalışma hayatına telafisi güç zararlar vereceği açıktır.” denildi.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN