

Türkiye, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve diğer 18 ülke, İsrail'in Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü genişleten kararlarını en kuvvetli şekilde kınadı.
Türkiye, Brezilya, Danimarka, Endonezya, Fransa, Filistin, Finlandiya, İspanya, İsveç, İrlanda, İzlanda, Katar, Lüksemburg, Mısır, Norveç, Portekiz, Slovenya, Suudi Arabistan ve Ürdün Dışişleri Bakanları ile birlikte Arap Birliği ve İİT Genel Sekreterleri, ortak bir yazılı açıklama yayımladı.
Açıklamada, “İsrail'in son zamanlarda aldığı ve Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü genişleten kararları en güçlü şekilde kınıyoruz. Bu kararlar, Filistin topraklarını İsrail'in sözde 'devlet arazisi' olarak yeniden sınıflandırıyor, yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hızlandırıyor ve İsrail yönetimini daha da pekiştiriyor.” ifadeleri yer aldı.
İsrail'in yasa dışı yerleşim politikalarını ilerletme amacındaki kararlarının, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) önceki kararları ve Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 2024 tarihli İstişari Görüşü dahil olmak üzere uluslararası hukukun ihlali olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Bu son kararlar, sahadaki gerçekliği değiştirmeyi ve kabul edilemez bir şekilde ilhakı ilerletmeyi amaçlayan açık bir yönelimdir.” denildi.
Açıklamada, bu kararların, ABD’nin Gazze için önerdiği 20 maddelik plan dahil, bölgede barış ve istikrara yönelik devam eden çabaları zayıflattığı ve anlamlı bir bölgesel entegrasyon umudunu tehdit ettiğine dikkat çekildi. İsrail hükümetine bu kararları derhal geri alması, uluslararası yükümlülüklere saygı göstermesi ve işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki ve idari statüsünde kalıcı değişikliklere neden olacak adımlardan kaçınması çağrısı yapıldı.
Açıklamada, söz konusu kararların, E1 projesinin onaylanması ve ihalesinin yayımlanmasının ardından İsrail'in yerleşim politikasındaki hızlanmayı işaret ettiğine değinildi. “Bu tür eylemler, Filistin Devleti'nin yaşayabilirliğine ve iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik kasıtlı ve doğrudan bir saldırıdır.” denildi. Ayrıca, 1967'den bu yana işgal altında olan Filistin Toprakları'nın, Doğu Kudüs de dâhil olmak üzere demografik yapısını değiştirmek amacıyla alınan tüm tedbirlere karşı çıkıldığı belirtildi.
“Kararlılığımızı Yeniden Vurguluyoruz”
Açıklamada, Batı Şeria'daki tırmanışa karşı İsrail'e, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine son vermesi ve sorumluları hesap verebilir kılması çağrısı yapıldı. “Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesine, zorla yerinden etme politikalarına ve ilhak tehditlerine karşı uluslararası hukuka uygun somut adımlar atma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadesi kullanıldı.
Tarihi Haşimi himayesinin özel rolü vurgulanarak, mübarek Ramazan ayında Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statükonun korunmasının önemine değinildi. Ayrıca, Kudüs'teki statükoya yönelik tekrar eden ihlallerin gözetilerek kınandığı belirtildi.
Açıklamada, “Bakanlar, İsrail'in Filistin Yönetimi'ne ait alıkonulan vergi gelirlerini derhal serbest bırakmasını talep ediyor.” ifadesi yer aldı. Paris Protokolü çerçevesinde bu gelirlerin, Gazze ve Batı Şeria'daki Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanması açısından kritik olduğu vurgulandı.
Açıklamada, 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, Arap Barış Girişimi ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararları doğrultusunda, Orta Doğu'da iki devletli çözüme dayalı adil ve kalıcı barışa ulaşma konusunda sarsılmaz bağlılık yinelendi. “New York Bildirisi'nde ifade edildiği gibi, İsrail-Filistin ihtilafının sona erdirilmesi, bölgesel barış, istikrar ve entegrasyon için şarttır. Bölge halkları ve devletleri arasında bir arada yaşama, ancak bağımsız, egemen ve demokratik bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır.” denildi.


