

Amerika Birleşik Devletleri, emperyalist tutumunda yeni bir adım atarak bugün Venezuela'ya yönelik bir askeri operasyon gerçekleştirdi. ABD özel kuvvetleri, Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayıp kaçırırken, Donald Trump yönetiminin bu operasyonla ekonomik hedefleri konusunda sorular gündeme geldi.
Trump yönetimi, ABD'nin hegemonya krizine çözüm arayışını sürdürüyor. Son 10 yılda odağını Çin'e kaydıran ABD, bu ülkenin yükselişini durdurmaya çalışırken, Latin Amerika'daki etkisini yeniden tesis etmeye çalışıyor.
Yaklaşık bir ay önce yayımlanan Ulusal Güvenlik Strateji belgesinde, Trump yönetimi 19. yüzyılda uygulanan Monroe Doktrini'ni referans alarak “Batı Yarımküre'de Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etme” amacını vurgulamıştı.
Bu açıklama, Latin Amerika'daki Çin'in artan ekonomik ve siyasi varlığının hedef alınacağını ortaya koyuyor. Çin ile beraber bölgedeki sınırlı varlık gösteren Rusya ve İran'ın da hedef olacağı belli.
Bu stratejinin hayata geçirilmek istendiği ilk yer, 1998 yılında sol görüşlü Hugo Chavez'in, ABD etkisi dışında kalan Venezuela oldu.
Venezuela Operasyonunda Petrolün Rolü Nedir?
Dünya genelinde günlük ortalama 13,5 milyon varil ile en fazla petrol üreten ülke olan ABD için “Venezuela'nın petrollerine ihtiyacı yok” düşüncesi yanıltıcı. Venezuela, petrolün yanı sıra devasa yeraltı kaynaklarına sahip ve ABD'nin bu kaynaklara ilgisiz kalması, sisteme aykırı.
Nitekim, Trump da Venezuela'nın petrolüne yöneldiklerini açıkça belirtmişti. ABD'nin saldırısının ana hedefi petrol kaynaklarına çökmek değil, fakat petrol de önemli bir unsur.
Venezuela, 303 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezerviyle (şu anki değeri yaklaşık 18 trilyon dolar) bu alanda dünyada birinci sırada. Dünyanın en büyük petrol üreticisi olan ABD'nin bu alandaki rezervi 81 milyar varil ve yıllık yaklaşık 5 milyar varil üretim ile ancak 15 yıllık bir kaynağa sahip olduğu görülüyor.
Venezuela, dünya petrol rezervinin yaklaşık yüzde 17'sine sahipken, 2025'te günlük yaklaşık 1 milyon varil üretime ulaşmıştı. Trump döneminde ağırlaştırılan yaptırımlar, Venezuela'nın 1997'de 3,5 milyon varile kadar çıkan günlük üretimini ciddi şekilde düşürdü. Bu arada Venezuela petrolünün büyük bölümünü Çin alıyor.
Günlük 1 milyon varilin dörtte birini, özel bir izinle ABD'li Chevron yapıyor ve bu üretimi Meksika Körfezi'ndeki rafinerilere taşıyor. Chevron CEO'su Mike Wirth, Kasım ayında Washington'da düzenlenen bir toplantıda, “Venezuela'da uzun vadeli bir strateji izlemekteyiz” demiş ve “Koşullar değiştiğinde Venezuela ekonomisinin yeniden inşasının bir parçası olmak istiyoruz” ifadesini kullanmıştı.
İtalyan Eni ve İspanyol Repsol, ülkede petrol karşılığında doğal gaz üretimi yapıyordu ancak Trump yönetimi bu şirketlerin izinlerini iptal etti.
Venezuela Petrolü ABD İçin Neden Önemli?
New York Times'ın geçen ay yayımladığı bir makalede, “Venezuela'nın kaynakları ABD için stratejik bir değer taşımaya devam ediyor” denildi ve Houston'daki Rice Üniversitesi'nden Francisco J. Monaldi'nin, “Küresel talep yüzyılın ortalarına kadar artmaya devam ederse, Orta Doğu ve Rusya dışındaki yeni üretim kaynaklarına erişim stratejik hale gelecektir” görüşüne yer verildi.
Makalede, “Venezuela petrolü, özellikle ABD rafinerileri için cazip çünkü yurt içindeki petrol daha hafif.” ifadeleri de kullanıldı. Ayrıca, petrolün Körfez Kıyısı'na taşınmasının hızlı olduğu, tesislerin daha ağır petrol ile daha hafif petrol karışımını işleyebilecek şekilde yapılandırıldığı belirtiliyor.
ABD Enerji Güvenliğinin Kırılgan Noktası
ABD merkezli Foundation for Defense of Democracies isimli düşünce kuruluşunda yayımlanan bir makalede, Venezuela petrolünün ABD için anlamı ele alındı. “ABD’nin Venezuela Hesabı: Enerji, Jeopolitik ve Büyük Dönüşüm” başlıklı bu çalışmada, şu çarpıcı değerlendirmeler dikkate alınıyor:
“ABD, kaya petrolü devrimi sayesinde kendini bir 'enerji süper gücü' olarak tanımlamaktadır, ancak bu durumun arkasında yapısal bir sorun bulunuyor. Ülke, Permiyen Havzası’ndan çıkan hafif petrol fazlasıyla doluyken, uzun yıllar önce inşa edilen Meksika Körfezi rafineleri ağır ve yüksek kükürtlü petrol talep ediyor. Üretilen ve işlenebilen petrol arasındaki uyumsuzluk, ABD'nin enerji güvenliğinin kırılgan noktasını oluşturuyor.”
Makalede, “Venezuela'da ABD yanlısı bir yönetimin iş başına gelmesi, yalnızca diplomatik bir kazanım değil; aynı zamanda ABD'nin petrol dengesini yeniden kuracak teknik, ekonomik ve jeopolitik bir dönüşüm anlamına geliyor.” ifadesi kullanılıyor. “ABD rafineri sektörü için en acil kazanım, ağır petrol tedarikindeki darboğazın aşılması olacaktır.” denmektedir.
ABD'nin Kaya Petrolünü Tamamlayacak
Bir zamanlar ABD'nin en güvenilir ağır petrol tedarikçisi olan Meksika, üretimde yaşanan düşüş nedeniyle ihracatını azaltıp petrolü kendi rafinerilerine yönlendirdi. Bu durum, ABD'yi neredeyse tek bir kaynağa, Kanada'ya bağımlı hale getiriyor. Kanada güçlü bir müttefik olmasına rağmen, milyonlarca varillik kritik bir alanda tek kaynağa bağımlılık, ABD rafinerilerinin pazarlık gücünü zayıflatıyor.
Bu aşamada, Venezuela, Meksika'nın bıraktığı boşluğu doldurabilecek potansiyele sahip önemli bir aday olarak öne çıkıyor. Hâlihazırda Chevron, sınırlı bir lisansla Venezuela petrolünü ABD'ye ihraç ediyor. Karayipler üzerinden sağlanacak mesafe, ABD rafinerilerine ikinci bir nefes kazandırarak rekabeti artırabilir ve yakıt maliyetlerini düşürebilir.
Bazı çevreler, Venezuela'dan gelecek petrolün ABD'deki fiyatları düşürerek kaya petrolü üreticilerine zarar verebileceği görüşünü savunsa da, bu düşüncenin petrolün fiziksel özelliklerini göz ardı ettiğini vurgulayan yazar, “Venezuela’nın ekstra ağır petrolü, ABD’nin hafif kaya petrolünün yerine geçmiyor; onu tamamlıyor.” değerlendirmesi yapıyor.
Venezuela petrolünün, boru hatlarından akamayacak kadar yoğun olduğu ve bu nedenle daha hafif bir hidrokarbonla seyreltilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu amaçla en uygun madde, ABD kaya petrolü üretiminin yan ürünü olan nafta. ABD, geçmişte Venezuela’nın en büyük nafta tedarikçisiydi; fakat bu ihtiyacı şu anda Rusya karşılıyor.
ABD yanlısı bir yönetimle birlikte kapalı devre bir ticaret modeli ortaya çıkabilir. ABD’li üreticiler Venezuela’ya nafta ihraç ederken, Venezuela da bu maddeyle seyreltilmiş ağır petrolünü ABD rafinerilerine gönderebilir. Böylece kaya petrolü sektörü zarar görmekten çok, yeni ve büyük bir pazar kazanabilir.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN