

Papa 14. Leo, dün Vatikan’da İtalya’nın en üst düzey istihbarat yetkililerini ağırladı.
Bu ilginç buluşmada, Katolik Kilisesi yönetimi ve gizli servis dünyası bir araya geldi.
70 yaşındaki Amerikalı Papa Leo, İtalya’nın iç istihbarat servisi AISI’nin, dış istihbarat servisi AISE’nin ve bu kurumların denetiminden sorumlu DIS’in başkanlarının da bulunduğu heyete hitap etti. Papa, istihbarat görevlilerinin “bir ülkenin hayatını etkileyebilecek tehditleri sürekli izleme gibi ağır bir sorumluluk” taşıdığını belirtti ve “hassas görevlerde yaşamını yitiren, isimsiz kahramanları” andı.
Vatikan’daki kabulde, İtalya istihbaratından sorumlu Başbakanlık Müsteşarı Alfredo Mantovano ile parlementonun istihbarat komitesinde görev yapan milletvekilleri de yer aldı. İtalyan hükümeti, görüşmeye “istihbarat topluluğunun üst düzey yöneticileri ve çalışanlarından geniş bir temsilci grubunun” katıldığını bildirdi.
Papa Leo, ajanlarla yaptığı konuşmada insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı ve gizli bilgilerin hiçbir koşulda politikacıları ya da gazetecileri “korkutmak, manipüle etmek, şantaj yapmak veya itibarsızlaştırmak” amacıyla kullanılmaması gerektiğini dile getirdi.
Katolik Kilisesi’nin geçmişte bazı ülkelerde istihbarat servislerinin hedefi olduğunu söyleyen Papa, İtalyan istihbaratının Vatikan’a verdiği destek için teşekkürlerini iletti.
Vatikan'ın Gizli Casusluk Ağı
Vatikan ve istihbarat dünyası arasındaki ilişkiler, tarihi açıdan da dikkat çekmektedir. Araştırmacı yazar Eric Frattini, Vatikan’ın kendi istihbarat ağının bulunduğunu ve bu yapının dünyanın dört bir yanındaki rahip ve piskoposlardan gelen bilgilere dayandığını aktarmaktadır.
Vatikan’ın istihbarat faaliyetlerinin kökenleri 16. yüzyıla kadar gitmektedir. Papa V. Pius, 1566’da İngiltere’de Katolik Mary Stuart’ı desteklemek ve Protestan Kraliçe I. Elizabeth’e karşı faaliyet yürütmek amacıyla casuslar göndermişti.
20. yüzyılda ise Papa X. Pius, kilise içindeki casusluk faaliyetlerini ortaya çıkarmak için bir karşı istihbarat birimi oluşturdu.
Soğuk Savaş döneminde Vatikan’ın bilgi toplama kapasitesi daha da önem kazandı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan istihbaratı, Vatikan’ı cephe gerisinde bilgi alan önemli bir merkez olarak değerlendirmekteydi.
1980'lerde Papa II. Jean Paul’ün, Polonya’daki Dayanışma hareketine gizlice destek verdiği ve bunun Doğu Avrupa’daki komünist rejimlerin çökmesine katkıda bulunduğu iddiaları da gündemdeydi.
Uzmanlar, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Vatikan’ın “rahip casuslar” döneminin kapandığını düşünse de, bazı çevreler bu tür faaliyetlerin tamamen sona ermediğini savunmaktadır.


