

Küresel ekonomi, “Elektrik Çağı” olarak adlandırılan yeni bir dönemle beraber elektrifikasyonun ön plana çıktığı bir süreçte hızla elektrik talebini artırıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2035 yılına kadar elektrik talebinin %50 oranında artabileceği öngörülüyor. Bu artışın karşılanabilmesi için yeni üretim tesislerine ihtiyaç duyulmasının yanı sıra ABD ve Avrupa'daki şebeke onay süreçlerinin aşılması, nükleer enerji yatırımlarının yönetilmesi ve ağır ekipman darboğazlarının çözülmesi gerekmektedir.
IEA'nın mevcut senaryosuna göre, 2035 yılına kadar küresel elektrik talebinin her yıl ortalama 1000 teravatsaat artması bekleniyor. Bu, küresel sistemin her yıl Japonya'nın toplam yıllık enerji tüketimi kadar yeni talebi karşılamak zorunda olduğu anlamına geliyor.
Talepteki bu artışın arkasında hanehalkı ihtiyaçlarının yanı sıra veri merkezleri, yapay zeka, elektrikli araçlar ve artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımının da önemli bir rolü bulunuyor.
Dünya genelinde ekonominin %40'ından fazlasının ana enerji kaynağı olarak elektriği kullanması, güvenli ve kesintisiz bir elektrik tedarikinin zorunlu hale gelmesini sağlıyor.
Hong Kong merkezli danışmanlık firması Lantau Group'un kıdemli enerji uzmanı David Fishman, rüzgar, hidroelektrik, güneş, nükleer ve belirli bölgelerdeki termal kaynakların yatırımlarının artırılması gerektiğini belirtti. Bu yatırımlara eşlik eden şebeke ve depolama kapasitelerinin de artırılmasının şart olduğunu vurguladı.
Fishman, enerji verimliliğindeki çözümlerin yalnızca tamamlayıcı olabileceğini ifade ederek, “Gelişmiş ülkelerde kısa vadeli kapasite artışı için yenilenebilir enerjinin yanı sıra depolama çözümlerinin de devreye girmesi gerekiyor. Orta ve uzun vadeli genişleme açısından nükleerin de değerlendirilmesi gerekli. Termal enerji ise sadece belirli durumlarda, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kullanılması gereken bir kaynak olmalı. Zengin ülkelerin düşük karbonlu enerjiye geçiş yapması, gelişmekte olan ülkelere gerekli karbon bütçesini sağlarken, termal kullanımı azaltmalıyız.” yorumunda bulundu.
Veri Merkezlerinin İnşasında Zorluklar
Nükleer enerji kapasitesinin artış hızının, ABD ve Avrupa'daki yapay zeka veri merkezlerinin talep artışına yetişemeyeceğini belirten Fishman, “Yapay zeka veri merkezleri 18 aylık döngülerle inşa edilirken, Çin'de bile nükleer santralin yapımı 60 aylık bir süreç gerektiriyor. İnşaat öncesi izin ve saha güvenliği değerlendirmelerini de hesaba katarsak, nükleer enerji şu an için çözüm olabilmiş değil.” dedi.
Fishman, yenilenebilir enerji ve depolamanın hızla yaygınlaştırılabilmesinin mümkün olduğunu vurgulayarak, bazı ülkelerin teknolojik ekipmanlara erişim sorunları yaşayabileceğine dikkat çekti.
Özellikle Çin'in uygun maliyetli ekipmana ulaşım konusunda avantajlı olduğunu ifade eden Fishman, tüm teknolojik iyileştirmelere rağmen darboğazların etkisinin sürebileceğini aktardı.
Onay ve şebekeye bağlanma süreçlerinin en kritik sorunlardan birisi olduğuna dikkat çeken Fishman, “Bu, yeni tesislerin veya büyük veri merkezlerinin şebekeye bağlanabilmesi için gereken idari ve teknik inceleme süreçlerini içeriyor. ABD'de bu süreçler 5 yılı, Avrupa'nın bazı bölgelerinde ise 10 yılı bulabiliyor. Projelerin bu yığılmalar içinde beklemesi, tesislerin devreye girmesini engelliyor.” dedi.
Piyasadaki en büyük darboğazlardan birinin ağır ekipman tedarikindeki sıkıntılar olduğuna da değinen Fishman, “Üç ana üreticiden (GE Vernova, Siemens, Mitsubishi) alınan gaz türbinleri için siparişlerin 2030'a kadar dolmuş durumda. Bu nedenle yeni bir doğal gaz türbini almak isteyenlerin en az 5 yıl beklemesi gerekecek. Şebeke yatırımları ve depolama kapasitesinin genişletilmesi ihtiyacı ise bu sürecin bir başka kritik darboğazıdır.” şeklinde konuştu.
Elektrikte Riskler Artıyor
Fishman, elektrik arzının talep artışına yetişemeyeceği bölgeler ve olası riskler hakkında ise, “Evet, özellikle ABD ve Batı Avrupa'da bu risklerin ciddi olduğunu düşünüyorum. ABD'deki en uzun onay süresine sahip bölgeler olan New York, Kaliforniya ve Orta ile Doğu Amerika, artan talebi karşılayacak yeni enerji kaynaklarını zamanında sisteme entegre etmekte zorlanacaklar. Avrupa'da ise birçok piyasalarda ciddi proje birikimleri ve iletim hatlarında tıkanıklık sorunu mevcut. Bu tıkanıklıkların en fazla yaşandığı ülkeler ise Birleşik Krallık, Finlandiya, İtalya ve Almanya olarak dikkat çekiyor.” ifadelerini kullandı.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN