reklam
reklam
DOLAR 43,1403 % 0.01
EURO 50,4780 % 0.5
STERLIN 58,1105 % 0.4
FRANG 54,2236 % 0.64
ALTIN 6.375,32 % 1,98
BITCOIN 90.811,04 0.015
reklam

Yüzlerce Kadın Ankara Adliyesi Önünde Eylem Gerçekleştirdi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Yüzlerce Kadın Ankara Adliyesi Önünde Eylem Gerçekleştirdi
reklam

CHP Ankara Kadın Kolları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla Ankara Adliyesi önünde bir eylem düzenledi. Etkinliğe katılanlar arasında, katledilen Başak Gürkan ve şüpheli ölümüyle dikkat çeken Tuğba Yavaş’ın aileleri de yer aldı.

Eylemde kadınlar, yere serdikleri “Kadın Yaşasın Özgürlük” yazılı pankartın üzerine katledilen kadınların anısına sembolik led mumlar bıraktı. Katılımcılar, “Tahammülümüz kalmadı”, “Kadına, Çocuğa, Hayvana Şiddete Son” ve “Şiddete Sessizlik Suça Ortaklıktır” gibi dövizler taşıyarak “Yaşasın Kadın Dayanışması”, “Özgür Laik Gelecek Bizimle Gelecek” ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” sloganları attı.

Kadınlar adına yapılan basın açıklamasında CHP Ankara Kadın Kolları Başkanı Ayça Çağlar, şu ifadeleri kullandı:

– “Bugün burada, Ankara Adalet Sarayı’nın önünde, adalet arayışımızın kalbinde toplandık. Çünkü kadınların yaşam hakkını korumayan, failleri cezalandırmayan her mekanizma eksiktir ve çökmüştür. Biz bugün adaletin yüzüne bakarak hesap soruyoruz.

– Burada sadece bir günü değil, dünya düzenine karşı kadınların yüzyıllardır süren isyanını konuşuyoruz. 25 Kasım, Mirabel Kardeşlerden bugüne uzanan dev kadın mücadelesinin adıdır. Bu ülkenin karanlığına rağmen, kadınların dayanışması hâlâ en büyük ışık ve cesarettir.

“Turuncu Fularlarımızla Buradayız”

– Birleşmiş Milletler’in her yıl başlattığı 16 Günlük Aktivizm Kampanyası, cinsiyet temelli şiddete karşı tüm dünyayı 'Birleşin' çağrısıyla harekete geçiriyor. Kampanyanın rengi olan turuncu, kadınlar için şiddetsiz ve aydınlık bir geleceğin sembolüdür. BM, bu yıl 25 Kasım’dan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne kadar 'Mahallenizi turuncuya boyayın' çağrısında bulundu. Biz de bugün turuncu fularlarımızla buradayız; görünmez kılınan tüm kadınların adına ışığı büyütmek için.

“Düzenin Sahipleri Kadınları Hâlâ Kontrol Edebilecekleri Varlık Sanıyor”

– OECD verilerine göre, kadına şiddette yüzde 38 ile OECD ülkeleri arasında birinci olan ülkemizde kadınlar sadece öldürülmüyor; yok sayılıyor, susturuluyor, yalnız bırakılıyor. Cinsel saldırılar örtbas ediliyor, cinayetlere intihar süsü veriliyor ve failler korunuyor. Neden? Çünkü bu düzenin sahipleri kadınları hâlâ güçsüz, itaatkâr ve kontrol edebilecekleri bir varlık sanıyor. Ama biliyoruz: Kadınları öldüren, bireysel bahaneler değil; erkek egemen zihniyetin kendisidir.

– Ekonomik kriz, kıskanclık veya psikolojik sorun gibi bahaneler sürekli karşımıza çıkıyor. Ama bu 'cinnet geçiren' erkekler neden komutanlarını, patronlarını ve babalarını öldürmüyor da kadınlara yöneliyor? Çünkü kadınları kendilerinden güçsüz zannediyorlar. İşte vahşetin kaynağı budur. Hepimiz duyun: Biz kadınlar o güçsüzlük masalını paramparça ettik. Sokakta, evde, işte, Meclis’te… Geri adım atmadık ve atmayacağız.

“İktidarın Dili Kadın Düşmanı”

– Bir kez daha söz veriyoruz: Katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar durmayacağız. Çünkü bu ülkede kadın cinayetlerinin sebepleri çok açıktır: İstanbul Sözleşmesi bir gecede feshedildi, 6284’ü etkin bir şekilde uygulamıyorlar. Devlet mekanizmalarını her gün daha fazla çürütüyorlar. Ve en önemlisi: Bu iktidarın dili kadın düşmanıdır. 'Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, anası ölsün', 'Kadın dediğin iffetli olacak, herkesin içinde kahkaha atmayacak', 'Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar' gibi sözler sadece cehalet değil, bu ülkenin kadın katillerine cesaret veren sözlerdir.

“Mücadelemiz Şiddete Değil, Şiddeti Üreten Sisteme Karşı”

– CHP Kadın Kolları olarak Siyah Mektuplar çalışmamızda binlerce kadın yaşadıklarını anlattı. O mektuplarda yalnızca bir kadının değil; bir halkın çığlığı var. Siyah Mektuplar bu iktidarın yüzüne tutulmuş bir aynadır. Ya o aynaya bakıp gerçekleri görecekler, ya da kadınların dayanışmasının altında ezilecekler. Kadına yönelik şiddet eşitsizlikten beslenmektedir.

– Kadını ikinci plana atan, emeğini görünmez kılan ve karar mekanizmalarından uzaklaştıran bu sistem; şiddetin zeminini hazırlayan bir yapıdır. Eşit olmayanın söz hakkı, güvenliği ve hayatı korunmaz. Bu eşitsizlik düzenini değiştirmeden, hiçbir kadın gerçekten güvende olamaz. Bu nedenle mücadelemiz yalnızca şiddete karşı değil; şiddeti üreten sisteme karşıdır.

“Hiçbir Kadın Çığlığı Artık Bir Erkeğin İki Dudağı Arasında Kaybolmayacak”

– Bugün burada yalnız değiliz. Aramızda kız kardeşlerini, annelerini, eşlerini kaybeden aileler var. Onların acısı hepimizin acısıdır; adalet talebi, mücadelemizin en güçlü temelidir. Bu ailelere söz veriyoruz: Adalet gelene kadar yanınızdayız, birlikteyiz, omuz omuzayız. Ve herkes bilsin: Hiçbir kadın çığlığı artık bir erkeğin iki dudağı arasında kaybolmayacak. Biz duyuyoruz ve duyuracağız.

“İstanbul Sözleşmesi Yeniden Yürürlüğe Girecek”

– İktidarın sonu yaklaşıyor. Kadınların özgür olduğu bir Türkiye için hazırız: Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de belirttiği gibi İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girecek. 6284 etkin bir şekilde uygulanacak, cezasızlık sona erecek. Gerçek adalet gelecek. Kadınlar omuz omuza, örgütlü bir şekilde kazanmaya devam edecek. Bugün burada bir kez daha haykırıyoruz: Kadınlar susmuyor, direniyor ve kazanacak. Katledilen tüm kadınların hesabı sorulana kadar bu mücadele bitmeyecek.

– Artık biz çöktük. Toplum çöktü. Yalnızca kadınlar değil, devlet de çöktü. Koruma mekanizmaları da çökmüş durumda. Tahammülümüz kalmadı; bu bir vazgeçiş değil; çürümüş düzene karşı bir protestodur. Buradan çıktığımızda, daha güçlü, daha örgütlü ve daha kararlı bir şekilde kalkacağız.

“Biz Kadınlar Şiddete Mecbur Değiliz”

– Bugün burada temsili mumlarımız yanıyor. Bu mumlar, kararan hayatlara ışık olsun diye yakılıyor. Kadın dayanışmasının nasıl aydınlık yarattığını göstermek için. Her ışık, yaşam hakkı elinden alınan kadınlara adanmış bir umut çağrısıdır. Son sözümüz şudur: Biz kadınlar şiddete mecbur değiliz.

“Çocukların Annesiz Kalmaması İçin Adalet Bekliyoruz”

Çağlar’ın ardından, eşi ve kayınpederi tarafından 5 yaşındaki kızı önünde katledilen Başak Gürkan’ın kardeşi Yaprak Gürkan söz aldı:

– “9 Eylül’de Batıkent’te Yüksek Mühendis Başak Gürkan, evinde, en güvende olması gereken yerde, 5 yaşındaki kızının gözleri önünde eşi ve kayınpederi tarafından vahşice katledildi. Bu olay, hem ailemizde hem de toplumda derin bir yara açtı.

– Ailesi olarak adalet bekliyoruz. Çocukların annesiz kalmaması için adalet bekliyoruz. Geride kalan ailelerin gözyaşlarının dinmesi için adalet bekliyoruz. Bir kadın 'Boşanmak istiyorum. Yavrumla hayatıma devam edeceğim' dediği için eşi ve kayınpederi tarafından hayatından koparıldı.

“Başka Başaklar Ölmesin”

– Başak, Silahlı Kuvvetler’de uzun yıllar hizmet veren bir mühendisti ve toplum sorunlarına duyarlıydı, haksızlığa uğrayan insanların hakkını korumak için hukuk okuyan bir hukuk öğrencisiydi. Şimdi geride sadece hayaller, minicik bir yavru ve ifade edilemez bir acı kaldı. Başka Başak’ların ölmesini istemiyoruz.

– Bıçağın toplumda bu kadar sıradanlaşmasını istemiyoruz. Başak’tan sonra onlarca kadın bıçaklanarak öldürüldü. Bu durumu normalleştirmek istemiyoruz. Kadınların hayattan kopartılmasını istemiyoruz. Başak’ın katilleri için en ağır cezaların verilmesi ve toplumda bu tür olayların yaşanmaması için ibretlik bir karar bekliyoruz. Adalete güveniyoruz ve bu olayların bir daha yaşanmamasını istiyoruz.

“Adalet Bekliyoruz”

Şüpheli ölümüyle gündeme gelen Tuğba Yavaş’ın annesi ise, kızının hayat dolu birisi olduğunu belirterek, “Adalet istiyoruz. Çocuğum böyle intihar edecek biri değildi” dedi.

reklam

YORUM YAP