reklam
reklam
DOLAR 44,8951 % 0.06
EURO 52,9042 % -0.07
STERLIN 60,8086 % 0.02
FRANG 57,6317 % -0.05
ALTIN 6.894,93 % -0,84
BITCOIN 75.877,20 1.008
reklam

Özgür Özel'den 'hodri meydan': 55 vekilin istifasını getirmeyen namerttir

Yayınlanma Tarihi : Google News
Özgür Özel'den 'hodri meydan': 55 vekilin istifasını getirmeyen namerttir
reklam

CHP lideri Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

CHP lideri, kürsüye dün bakanlık önünde açlık grevi sonrası gözaltına alınan Doruk Madencilik işçilerine destek vermek için sarı baretle çıktı.

Özel “Cumhuriyet Halk Partisi madencinin yanındadır, arkasındadır. İktidarımızda bu sarı baretler iş güvencesinin, işçinin güvenliğinin ve mutlu emekçilerin başında duracak. İktidarımızda hiç kimse baretini hak aramak için yere vurmak zorunda kalmayacak. Söz veriyoruz” dedi.

Özel, konuşmasında okul saldırıları, erken seçim tartışmaları ve Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki tartışılan sözlerine değindi.

CHP lideri Özel, grup toplantısında konuştu. (FOTOĞRAFLAR: SELAHATTİN SÖNMEZ – NEFES)

Özel, 'istenmeyen kişi' ilan edilmesini istediği Barrack'ın tepki çeken sözleri hakkında şunları söyledi:

– Antalya’da oturuyor. Atatürk’ün ‘Şüphesiz dünyanın en güzel şehri’ dediği Antalya’da Atatürk’ün en büyük eseri sayesinde, Cumhuriyet sayesinde o devlete gelip “Ülkem adına burada ülkemi ben temsil edeceğim” diyen birisi, yayıla kaykıla “Efendim buralarda işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri oldu. Ya merhametli monarşiler, ya meşruti monarşi türü yapılar. Demokrasi buralarda işlemiyor” diyor.

“TRUMP'IN DÜZENİNİ İLAN ETMEYE KALKIYORLAR”

– Üstelik bu konuşmayı Cumhurbaşkanı’nın himayesinde, Dışişleri Bakanı’nın ev sahipliğinde Antalya’daki Diplomasi Forumu’nda yapıyor. “Buralarda demokrasi işlemiyor. Yerine monarşi lazım. Güçlü liderler lazım” diyor. Trump’ın yeni düzenini, dünya düzeni olarak dayatırlarken; Trump’ın özel temsilcisi olarak burada olan, “Suriye’deki çocuk iyi iş yapıyor” diyenler, “İran’ın üç günde rejimini değiştireceğiz” diyenler, “Yeni dini lideri seçerken bana danışın, yoksa kabul etmem” diyenler… Yani “Artık Ortadoğu’da devlet dışı unsurlar yok, devletlere tabi olsun ama her devletin başında benim dediğim olsun. Benim dediğim gibi yönetsin, benim çıkarlarımı onlar korusun” dedikleri kukla lider modelini Türkiye’de söyleyip, adına ‘monarşi’, adına ‘demokrasi değil, güçlü lider’ diyerek, kendi tercihlerini yönetim biçimini, Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar.

– Bu hadsiz daha önce de çıkıp “Trump, akıllı adam. Erdoğan’a onda olmayanı verdi. Her şeyi aldı. Daha da alacak” diyordu. Bu konuşma yapıldığında Erdoğan, İstanbul’da Junior Trump ile konuşup, “Babanız randevu verirse, Boeing alacağım. Pahalı gaz alacağım. Nadir toprak elementlerinin hepsini ona vereceğim. Yeter ki bir randevuyu bana ayarlayın” deyip, çocuktan baba için randevu istiyordu. Bunu deşifre ettik. Önce sustular. Tam inkar edeceklerdi, Trump doğruladı. “Gelecek, iyi bir anlaşma yapacağız” dedi. “Geldi. Çok uçak aldı” dedi. Nadir toprak elementlerine duyduğu merakı, gösterdiği önemi söyledi. Ne çerçeve koyduysak doğrulandı.

– Bu Barrack, “Erdoğan’da olmayanı ona verip, her şeyi alacak Trump” diyor. “Olmayan nedir?” sorusunun cevabına da “meşruiyet” diyor. “Erdoğan, meşru değil. Ülkesinde seçim kaybetti. Tartışılıyor. Adil yönetmiyor. AİHM kararlarına, AYM kararlarına uymuyor. Hukuk tanımıyor. Ama ona meşruiyeti, hukuku, hukuk devleti, seçmen vermeyecek artık. Trump olmayanı veriyor. Her şeyi alacak” dedi. Bir kelime söylemediler buna dair. Trump’ın Dışişleri Bakanı Erdoğan için “Trump ile beş dakika görüşmek için yalvarıyorlar” dedi. Bu laftan iki gün sonra gidip Trump ile görüştü.

“MUHTAÇLIK İLİŞKİSİ İÇİNDE”

– Şimdi öyle bir durumla karşı karşıyayız ki; artık Erdoğan-Trump ilişkisi Türkiye’nin menfaatini düşünen, onurunu kollayan, kurumsal bir ilişki olmaktan, kurallara dayalı bir ilişki olmaktan çıkmış, karşılıklı çıkar ilişkisine dönümüştür. Erdoğan, Trump ile kurduğu ilişkiyi bir al-ver, bir muhtaçlık ve “O olmazsa ben olmam” diyerek ona karşı tek kelime sesini çıkaramayan bir noktaya gelmiştir. Nerede o Erdoğan’ın dış politikadaki yok efendim “One minute”ini anlatanlar? “Ona posta koydu, bilmem ne yaptı.” Macron’un parmağını tutmasından parmak güreşi, diplomasi, bilmem nesi çıkaranlara soruyorum. Ne oluyor şimdi? Bu topraklarda yemini üzerine ettiğiniz Anayasa’nın tarif ettiği Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanı’na “Beş dakika için yalvarıyor. Bizden meşruiyet almak için her şeyi bize veriyor” diyenlerin, “Şimdi artık burada güçlü liderin monarşisi lazım. Buralarda başka bir şey işlemiyor” deyince, susanlara söylüyorum.

“24 YILDIR ÜLKEYİ YÖNETENLER NEDEN ŞİKAYET EDİYOR?”

CHP lideri, okul saldırılarına da değindi. Özel, iktidarın atmayı planladığı yeni adımları eleştirdi:

– Sorumluluğu dizilere, filmlere atıp kurtulamazsınız. Bu ülkeyi 24 yıldır tüm yönleriyle, tüm yetkinizle, hiçbir mazeretiniz olmaksızın siz yönetiyorsunuz. Yönetimdeki çürüme, bir sosyal kriz olarak karşımızdadır, bir vakadır. Bugün Sayın Bahçeli’nin, Erdoğan’ın yaptıkları tespitler dahi bir krize, bir çürümüşlüğe, bir boşvermişliğe, bir baştan çıkışa işaret etmektedir. Hal böyleyken 24 yıldır ülkeyi yönetenler ve onları destekleyenler neden şikayet ediyorsunuz? Hangi yeni başlangıcı tarif ediyorsunuz? Bugüne kadar liyakatli kadrolarımız bu konuda en doğru tespitleri, önerileri yaptı. Yapılması gereken ilk şey Türkiye’yi bu yozlaşmadan kurtarmak, hukukun üstünlüğünü, özgürlükçü demokrasiyi, her alanda sarsılmaz bir adaleti inşa etmektir. Yapılması gereken ilk şey bu ülkeyi herkesin güven duyacağı bir adaletle ve liyakatle, güçlü kurumlar ve kurallarla yönetecek, buna azmetmiş, modern bir yönetim anlayışını iktidara getirmektir.

65 BİN GÜVENLİK ÖNERİSİ

– En basitinden, en basitinden sırf şu vaka ile ilgili şu günlerde konuşulanlara bakarsanız; daha programınızı tanıttığımız 2 Mart gününde, biz ataması yapılmamış öğretmenlerden 100 binini derhal atamayı önerdik, savunduk, ifade ettik. “75 bin okul hemşiresi, 65 bin güvenlik görevlisi” dedik. Okuldaki hijyen için 75 bin hemşirenin, güvenlik için en az 65 bin güvenlik görevlisinin gerektiğini söyledik. Bu güvenlik görevlilerini de öyle oradan, buradan, siyaseten, kendi gençlik kollarından topladıkları bir takım yapılar gibi değil; bu ülkede görev almış, silahlı mücadele için eğitim almış, silah kullanmayı bilen, kanuna da “Yedi yıl çalıştıktan sonra başka bir kamu kurumuna geçeceklerdir” denen uzman çavuşlar var. Bu uzman çavuşları belediye kapılarında “Biz yedi yılı doldurduk, bizi zabıta alın” diye bekliyorlar. Elden geldiği kadar değerlendiriyoruz. Ancak ekonomik şartlar, kapasite şartları bir yere kadar müsaade ediyor. Ancak bu iyi eğitim almış, yaptıkları görev boyunca kamu tarafından sınanmış, ek eğitimlerle okulların girişinde, bahçesinde, özel kıyafetleriyle güven veren ve o okula uyuşturucu satmak için yaklaşan ya da böyle bir terör saldırısı için yaklaşan, kötü niyetle yaklaşan herkesi oradan uzak tutabileceklerini daha 2 Mart gününde ifade etmiştik. Ondan öncesinde programımızın en küçük kısmı bunlar. Ama bunların hiçbirini dinlemediler.

ATAŞEHİR OPERASYONU: HİÇBİR İDDIA, TEK BİR KANIT YOK

– Onursal’ın hak yemediğini, kimsenin hakkını yedirmediğini bilmeyen yoktur. Dün sorgulandı kendisi. En son değil, aralarda bir yerde. Hiçbir iddia yok. Tek bir kanıt yok. Zaten bir manası yok ama yalandan bir HTS kaydı da yok. Ne baz vermiş, ne yanlış birine selam vermiş. Hiçbir şeyle ilişkilendirilmemiş. Bırakın teknik takip, dinleme bilmem ne hiçbir şey yok. “Ne suçum var?” “Sen suç örgütünün başısın. Bazıları suç işlemiş olabilir, suç örgütünün başı olduğu için öbür suçlamalardan da sorumlu olacaksın.” Yani Ataşehir Belediye Başkanı’nı tutuklayacak bir şey bulamamışlar. Ataşehir suç örgütü, düşünün ki belediyenin çalışanları aynı şemayla suç örgütünün şemasında. Belediye başkanı da bu suç örgütünün başında. Bunun üzerinden Onursal Adıgüzel’i almaya, tutuklamaya ve genç bir siyasetçi üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşüne yeni bir engel olmaya, çelme çakmaya çalışıyorlar.

ARA SEÇİM ÇAĞRISI

– Biz ara seçimi bir zorunluluk olarak görüyoruz. Baktığınızda bizim için en dezavantajlı yerlerdedir. Ama millet bizden bu görevi beklemektedir. Şöyle diyorlar; “Efendim daha çok milletvekilinin istifasıyla yer boşalsın. Öyle yapın.” Bugün oraya – buraya yazdırmışlar. Buna cesaret edemiyorlar. Açıkça söylüyorum Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, AK Parti’ye, onlar için yazan, çizenlere. Ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı tüm istifaları kabul edeceğinizi, orada çeşitli çakallıklarla ve bir takım numaralarla ara seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin; 30 değil, Türkiye’nin en geniş coğrafyasına ara seçim sandığı koymak için 50-55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir. Hodri meydan.

– Buradan büyük bir özgüvenle söylüyoruz. Ara seçime de varız, genişletilmiş ara seçime de varız. Erken seçime dünden razıyız, bugünden hazırız biz. Hodri meydan, güvenen çıksın karşımıza. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık kazanacağız. Köy köy, kasaba kasaba, teker teker çalışacağız. Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Kurduğumuz ülkeyi 100 yıl sonra bir daha kurtaracağız. Hodri meydan. Korkmayan çıksın karşımıza. Var mısınız?

reklam

YORUM YAP