reklam
reklam
DOLAR 43,1410 % 0.01
EURO 50,4416 % 0.42
STERLIN 58,1537 % 0.48
FRANG 54,1020 % 0.41
ALTIN 6.355,01 % 1,66
BITCOIN 90.772,86 -0.008
reklam

Her Beş Kişiden Biri Risk Altında

Yayınlanma Tarihi : Google News
Her Beş Kişiden Biri Risk Altında
reklam

Gastroözofageal reflü hastalığı, toplumda oldukça yaygın olan bir sindirim sistemi rahatsızlığı olarak tanımlanıyor.

Her beş kişiden birinde görülen bu rahatsızlık, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla meydana geliyor.

Mide asidi ve sindirim sıvılarının yemek borusuna temas etmesi, bu bölgede tahriş ve hasara yol açıyor.

Reflü, kronik bir hastalık olarak dönemsel olarak tekrar eden belirtilerle kendini gösteriyor.

En sık rastlanan belirtiler arasında göğüs kemiği arkasında yanma hissi ve mide içeriğinin ağza gelmesi bulunuyor.

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Mutluay Soyer, reflü hastalarının bazılarında endoskopik bulguların normal olabileceğini, ancak bazılarında özofajit, darlık veya Barrett özofagusu gibi ciddi komplikasyonların gelişebileceğini ifade etti.

Soyer, “Barrett özofagusu, reflünün en önemli komplikasyonudur. Uzun süre asit temasına bağlı olarak yemek borusunun alt kısmındaki dokuda değişiklikler meydana gelir. Reflü nedeniyle endoskopi yapılan hastaların yaklaşık yüzde 10’unda Barrett özofagusu tespit edilmektedir” dedi.

Soyer, ayrıca “Bu durum, yemek borusu kanseri riskini normal bireylere göre 75 kat artırmaktadır. Yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı, reflüye bağlı riskleri yükselten faktörlerdir.” şeklinde ekledi.

Uzun Süren Şikayetleri Hafife Almayın

Doç. Dr. Mutluay Soyer, klasik reflü belirtilerinin genellikle doğru bir anamnezle kolayca tanınabileceğini belirtti ve “Tedavi ile şikayetlerin azalması, tanıyı doğrular. Ancak öksürük, ses kısıklığı, larenjit ya da göğüs ağrısı gibi farklı bulgular varsa ileri tetkikler gerekebilir. Yutma güçlüğü, kilo kaybı ve kansızlık gibi alarm bulguları olan hastaların mutlaka endoskopi ile değerlendirilmesi gerekir.” diye konuştu.

Soyer, “Beş yıldan fazla reflü şikayeti çekenler, 50 yaş üzerindeki bireyler, erkekler, obezite problemi yaşayanlar, mide fıtığı bulunanlar ve aile geçmişinde yemek borusu kanseri bulunan kişiler yüksek risk grubundadır.” dedi.

Yaşam tarzı değişikliği tedavinin en kritik parçası Doç. Dr. Mutluay Soyer, reflünün kronik bir hastalık olduğunu vurgulayarak, tedavi amacının şikayetleri ortadan kaldırmak, yemek borusundaki hasarı iyileştirmek ve olası komplikasyonları önlemek olduğunu belirtti. Ayrıca, “İlaç tedavisinin yanı sıra yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşır. Çay, kahve, çikolata, asitli içecekler, baharatlı ve yağlı gıdalar reflüyü artırabileceğinden bu tür gıdalardan kaçınılmalıdır.” diye ekledi.

Soyer, sigara ve alkol kullanımından kaçınmanın, yatmadan en az üç saat önce yemek yememenin, yatak başını yükseltmenin ve kilo kontrolünün tedavi başarısını artıracağını ifade etti.

Doç. Dr. Mutluay Soyer, reflü belirtilerinin uzun sürmesi durumunda gastroenteroloji uzmanına başvurmanın önemini vurgulayarak, erken tanı ve düzenli takip ile reflü hastalığında ilerlemeyi önlemenin en etkili yol olduğunu söyledi.

reklam

YORUM YAP